THY’nin İstanbul Sabiha Gökçen – Londra Gatwick uçuşu ile İngiltere
seyahatimize başladık. Yaklaşık 4 saatlik bir yolculuk ile Londra’ya ulaştık.
İniş öncesinde uçuş ekibi doldurmanız için formlar dağıtıyorlar. Bu formlara
pasaport bilgilerinizi, kalış yerinizi ve süresini yazıyorsunuz. Türk HAva
Yolları Gatwick North terminaline gidiyor. Bu terminalden çeşitli alternatifler
ile şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Biz otobüsü tercih ettik. Terminalden
çıkınca sağda peronlar bulunuyor. 10 numarali perondan Easybus ile 1 saat 15
dakikada Earls Court’a ulaştık. Kişi başi 10 pound ücreti. Buradan bizim
kaldığımız otel 10 dk yürüme mesafesindeydi.
Otelin yanindaki Earls Court Road a
cikinca hemen köşede Marks&Spencer Simply Food marketini gorduk. Hazine
bulmuş gibi olduk :) Yol boyunca bir suru restaurant var. Her zevke uygun. Cok
yakin mesafedeki metro istasyonuna girdik.
Buradaki bufeden oyster card aldik. Kart depozito ucreti 5 pound. Biz bu
seferlik sadece yukleme yaptırdık. Distict line ile Notinghill'e gittik.
Buradan yuruyerek Portobello Road'u gezdik.
Meshur pastane Hummingbird Bakery de
"red velvet" yedik.
Nothing Hill metro istasyonuna donup central line ile oxford circus a
gittik. Burada cikinca hemen ilk sokakta oturup yemek yiyecek bir yer bulduk:
Bella Italia ve 1 saat soluklandik. Icecekler ve yemekler 21 pound tuttu. Bella
Italia bir çok yerde varmış. Yemekleri de lezzetliydi. Tercih edilebilir.
Oxford street boyunca yuruyerek Tottenham court road duragina yürüdük. Arada Ben's Cookies göreceksiniz. Buradan kurabiye alıp yemenizi tavsiye ediyorum... Tottenham court road duragina gelmeden Soho Street otobüs durağı yanından sokak içine yürümeye başlayarak Soho'ya ulaşabilirsiniz. Devam edip, china town ve piccadilly circus’a gidip picadilly line ile Earls
Court a geri döndük. Metroya her biniş 2,10 pound.
Ertesi gün otelde kahvaltı salonuna indiğimizde önce şaşırdık. Çünkü sadece bir
duvarda, kütüphane gibi bir yerde birkaç yiyecek duruyordu. Şaşkınlığı
atlatınca baktık ki aslında yeterli tüm yiyecekleri raflarda sepetlere
yerleştirerek hem yerden tasarruf etmişler, hem de çok güzel çözüm üretmişler.
Kahvaltılıklar: Beyaz ekmek, kepekli ekmek, kruvasan, muffin, tereyağ, 3 çeşit
peynir, 2 çeşit yoğurt, 4-5 çeşit reçel, kahve, çay, corn flakes ve süt, elma.
İlk günün verdiği şaşkınlıkla doymayacağımızı düşünüp çok çok aldık, her şeyi
yemeğe çalıştık J Ama
fazlasıyla doyduk…
Saat 9 gibi otelden çıktık. Piccadilly line ile Earls Court’tan Green park
duragina gittik. Parkin içinden yürüyerek Buckingham sarayina ulaştik. Cok
yagmur yagdigi icin nobet degisimini bekleyemedik.
Sarayin arka tarafindaki ziyaret icin acilmis bölümleri gezmek istedik ama
elektrik problemi nedeniyle kapaliydi. Saraya ait satış mağazalarini gezdik.
Burasi çok pahali olmakla birlikte 1-2 hatiralik esya aldik. St. James parkinin
yanından yuruyerek The Guard Museum'a gittik. Giriş ücreti kisi basi 5 pound.
Muhafiz birligi hakkinda bilgi veren bir muze. Muzenin girisindeki satis
magazasinda ise "kursun askerler" satiliyor. Buradaki fiyatlar da
koleksiyonculara yonelik...
Yurumeye devam ettik. Yolun bitiminde Churchills War Room vardi. Burasi
Imperial War Museum'un bir parcasiymis. Ama sira vardi, bekleyemedik. Yine
devam ettik. Horse guard’ı gördük. Buranin icinden gecerken at kokusunu
hissedebiliyorsunuz.
Diger caddeye gectigimizde soldan yürüyerek Trafalgar square dogru
ilerledik. Bir şeyler icip oturduk. Buckingham sarayından buraya kadar oturacak
bir yer bulamamıştık. Böyle bir rota çiziyorsanız durmadan yürümeyi göze
almalısınız. Sonrasinda geri yuruyerek Westminister sarayi, Westminister abbey,
Big ben, Parlemento binasi, Margeret's churh u gorduk.
Nehre dogru gidip westminister köprüsünde resim cektirdik. Burada da London
Eye’ı gormus olduk. Ama hem sira beklememek icin, hem de hava yagisli oldugu
icin binmedik. Nehir boyunca yuruduk. Embankment duragindan sonra soldan yukari
dogru ilerleyip Trafalgar square e ciktik. Burada Charging Cross istasyonu
içindeki Marks and Spencer Simply Food dan sandwich alip yine istasyonda oturarak
yedik. Meydandaki National Museum’u gezdik.
Acikcasi muze icindeki resimler cok etkileyici olmakla birlikte sanat
tarihcisi olmadigimiz icin hemen unuttuk. Sadece aklimda kalan resimlerin yüz
yillar once yapilmis olmasına ragmen hem renklerinin hem de resmedilen
insanlarin cok canli olmasiydi. Buradan picadilly circus a yuruduk tam metroya
binip oxford circus a gidecekken kosedeki spor malzemeleri satan magazaya
girdik. “Lillywhites”. Karrimor markali urunlerde super indirim vardi. Kislik
bir botu 40 pounda aldik. Istanbul da en az 100 pound eder...
Metro ile oxford circus a ciktik. Cok methedilen Primark a gittik ama bir
sey bulamadık... Ters istikamette yuruduk. Ama oxford street orta noktasinda
yorulduk ve picadilly ye dogru regent street ten yurumeye basladik. Burada arka
sokaklarda red onion adinda bir turk restorani bulup yemek yedik. Lamb Burger
gayet lezzetliydi. Iki kisi salata dahil 30 pound. Artik dermanimiz kalmadigi
icin picadilly ye varip metro ile otele geldik.
Seyahatimizin 3. Gününü Imperial War Museum ve Greenwich’e ayırdık. Sabah
otelden cikip Embankment ve Elephant&Castle duragi ile Imperial War Museum’a
gittik. Müze ücretsiz. Ama tadilatı henüz bitmemiş, müzenin tümü ziyarete açık
değildi.
Buradan tekrar embankment ve canary wharf istasyonlarindan Cutty Stark’a
vardik. Bu Çin’den gelen son gemiymis.
Yaninda tünel girisi var. Burasi 1800 lerde yapilmis. Nehrin altindan
karsiya geciliyor. Karsiya gecip geri geldik. Greenwich rasathanesine yuruduk.
Giris kisi basi 7 pound. Baslangic meridyeninde resim cektirdik. Greenwich in
icinde güzel bir restaurantta noodle yedik. Noodle 5-6 pound civarinda.
Greenwich’e geldiğimiz yolla Londra merkeze donduk. Marble arch duraginda
inip oxford street i gezdik. Sports direct ten yine alisveris yaptik. Gunu
boyle bitirdik.
4. gun Oxford’a gittik. Oxford’a Londra’dan trenle gidilebiliyor. Ama benim arastirmalarim
sonucu otobus daha ucuza geliyordu, otobus bileti aldim. 2 kisi gidis-donus 12
pound. Sabah Earls Court’tan Victoria istasyonuna gittik. Burada ana cadde
uzerindeki "Buckingham Palace Road" otobus duraklarından 10 numarali
duraktan Megabus uzerinden aldigim biletle Oxford Tube otobusune bindik. 08:35
te kalktik. Once Londra icindeki duraklari dolasti. Cift katli otobusun ust ve en
on koltugunda oturmustuk. Boylece Sightseeing tur da yapmis olduk. Yaklasik 2
saatte Oxford’a vardik. Her yer birbirinden guzeldi. Yaklasik 3-4 saat civarini
gezdik. Ancak bir universite binasi bulamadik, cunku her yer universite veya
kolej... Yani neredeyse her binada egitim var. Oxford egitim kenti. Binalar o
kadar eski ve ihtisamli ki Harry Potter gerçek olabilir J Ogle yemegimizi Jamie Oliver’ın Oxford’daki
“Jamie’s Italian” restaurantında yedik. Makarna gayet lezzetliydi. Sonra
dukkanlari dolaştık. Ufak bir alisveris merkezi icinde önce Primark bulduk.
Pijamalar 7-8 pound icin cok uygundu. Hemen aldim. Alt katinda da bizdeki “birmilyoncu”
gibi her seyi 1 pounda satan bir magaza vardi. Bir suru sey aldik. Donusumuz
18:00 idi. Bence dolu dolu bir gun oldu.

5.gun son gunumuzu Londra'da eksik kalan yerleri gezmeye ayirdik. Once
gunluk oyster kart aldik. Baker street e gidip Madame Taussaude ve Sherlock
Holmes muzelerinin onunde gezdik. Icine girmeye gerek gormedik. Buradan Holborn’a
gidip British Museum a girdik. Dünyanın her yerinden gelen eserleri hizlica
gezdik. En onemlisi firavunun mumyasiydi. Egypt Mummies bölümünde bulunuyor.
Buradan cikip bir italyan restaurantinda makarna yedik. Istikamet Knightsbridge
- Harrods. Magazayi bulduk. Görmüş olduk:) En ucuz bulabildigimiz %50 indirime
giren filtre kahvelerden aldik. Buradan cikip National Geographic magazisina
girdik, ayni sekilde pahalıydı. Holland&Barter magazasindan aleo vera ve
ginger icecegi aldik. Piccadilly Circus a gittik. Buradaki M&M's World
bulduk ve gezdik ama yine husran oldu. Cok pahaliydi... Basladik bu bolgedeki
Fortnum and Mason’ı aramaya... Ararken bir kilisenin kermesinden oyuncak otobus
ve araba aldik. Fortnum and Mason da afternoon tea ictik :) iyi para verdik ama
yapmadik demeyiz en azindan... Buradan devam edip oxford circus’a dogru
yuruduk. Apple store’a ugradik. Ama fiyatlar yine Turkiye'den daha pahaliydi.
Buradan covent garden’a gectik. Istasyondan cikarken asansorun onunde cok
kalabalik var diye merdivene yoneldik,hata ettik. Minare gibi en az 5-6 kat
ciktik, perisan olduk. Etrafi dolastik. Burada Royal Opera House ve London
Transport Museum bulunuyor. Ayrica ortada iki katli yemek yenecek guzel mekanlar
var. Yine bu bolgede Jamie Oliver var ama goremedim. Trafalgara dogru yururken
Wrap It diye bir restaurantta felafelli wrap yedik. Charging Cross duragindan
Earls Court a donduk.
Son sabahımızda kahvaltidan sonra yine easybus ile havalimanina gittik.
Pasaport kontrolden sonra restaurantlarin oldugu buyuk bir alan basliyor.
Fiyatlar duty free olmasina ragmen cok pahaliydi...
4 saatlik yolculuktan sonra İstanbul Sabiha Gökçen havalimanina inip buradan
alisveris yaptik... Daha ucuza geldi. Arabamizi ispark in otoparkindan aldik. Gunluk
7 TL aldilar, Allah isparktan razi olsun :)
Genel Tavsiyeler:
- Earls
Court kalmak için uygun bir yer. Hem yeme-içme hem de konaklama imkanı çok. City
Continental London Kensington Otel’i de tavsiye ederim. Otel koridorları
açısından çok küçük ve eski ama, odalar yenilenmiş. Zaten sadece gezmek için
gidilen bir yerde otelde çok fazla zaman geçirilmeyeceği için temiz olması
dışında fazla özellik aramıyorum. Kahvaltı yeterli ama köşedeki Marks and
Spencer Simply Food’dan fırında pişmiş taze ürünler alıp yiyebilirsiniz.
- 5 gün
gezmek için yeterli gibi görünse de Londra için yetmedi J Çünkü gezilecek çok yer var. 2 günümüz
daha olsa Kensington bölgesini, Tower Hill bölgesini gezebilirdik. Ayrıca
mevsimsel olarak soğuk ve yağışlı olduğu için Londra’nın meşhur parklarında
vakit geçiremedik. Bir daha gidersem Temmuz ayı gibi gidip parkların keyfini
çıkarmak isterim.
- Yemek
fiyatları en lüks restaurant ile vasat bir yer arasında çok fark etmiyor. Damak
zevkinizden vazgeçmenize değmez. Ama yiyecek ne var derseniz, çok seçenek yok.
Daha çok italyan restaurantlarını tercih edip makarna ve pizza yemek zorunda
kaldık.
- Ziyaret
edeceğiniz yerleri ve ulaşım bilgilerini mutlaka önceden planlayın. Metro her
yere gidiyor. Harita gayet anlaşılır. Sıkıntı çekmeyeceğinizi düşünüyorum.
- Türkiye’deki
şehir fırsatı uygulaması Londra için de var. Groupon’a üye olup gitmeden
fırsatları değerlendirin.
- Time
Out ve Taste card gibi sitelerden trial üyelik alıp dönemsel fırsatlardan
yararlanabilirsiniz.
- Havaalanı
transferlerinizi önceden internetten alarak çok daha ucuza getirebilirsiniz.
- Londra
gerçekten çok pahalı bir yer. Alışverişten ziyade kültür turu gibi düşünüp
gezmek lazım.