31 Aralık 2013 Salı

Baklava Yufkasından Börek

Bu tarifi duydum ve denemek istemiştim.
Baklava yufkası marketlerde vakumlu poşetlerde satılıyor. Dayanım süresi de uzun. alıp dolapta bir süre bekletilebilir. Acil durumlar için kurtarıcı.
Baklava yufkalarının boyutları tepsinin eni kadar. Kol böreği yapmak için ideal :)
Tereyağını eritip içini biraz zeytinyağı ilave ettim.
Bir kat yufkayı serip üzerine fırça ile yağ sürdüm. Üzerine ikinci yufkayı serdim ve yine yağladım. Üçüncü kat yufkayı serip bir kenarına ezdiğim böreklik peyniri koydum, rulo yaptım.
Sıra sıra tepsiye dizdim.
En son üzerine yine yağ sürüp fırına verdim.
200 C fırında üzeri kızarana kadar pişirdim.
Görüntü aşağıdaki gibidir :)
Notlar:

  • İçeriğini genişletmek lazım, patatesli, kıymalı, çeşitli baharatlı yapılabilir.
  • 3 kat yapmak daha çıtır olmasını sağlıyor. Normal yufka gibi arasına sütlü karışım sürülse nasıl olur merak ettim. Bir de öyle deneyeceğim.
  • Tepsinin ortasından dışa doğru yuvarlayarak da deneyebilirim.
  • buzdolabında bekledikten sonra, ertesi gün daha rahat kesildi. Mikrodalgada ısıtıp ısıtıp yenebilir.

Zencefilli Yeni Yıl Kurabiyeleri

Bu yılbaşı gecesi sevdiklerime ufak bir sürpriz yapmak istedim.

Hem ağzımız tatlansın, hem unutulmasın...

Tarçınlı, zencefilli bir kurabiye yapayım diye tarifleri araştırdım. Sonuçta kendimce bir ayarlama ile hamuru ekmek makinesinde yoğurdum.

250 gr tereyağ erittim.
1 su bardağı pudra şekeri
Yarım paket kabartma tozu
4 su bardağı un
1 tatlı kaşığı toz zencefil
2 tatlı kaşığı tarçın
1 yumurta
1 fiske tuz

Hamuru makinede 15 dakika yoğuruluyor. Yağ fazla geldiyse un ilave edebilirsiniz. Ben biraz arttırdım.

Hamuru streç filme sarıp 15 dak buzdolabında dinlendirdim.

Tezgahta açıp istediğiniz kalıplar ile kesin. Yağlı kağıt serdiğim tepside, önceden ısıttığım 175 C fırında 15 dakika pişirdim.

Notlar:

  • Çok tatlı olmadı, daha tatlı istiyorsanız, ya piştikten sonra üzerine pudra şekeri serpin ya da şeker oranını arttırın.
  • Yağ 1/4 oranında azaltılabilir. Ama buna bağlı olarak unu da azar azar ilave edin.
  • Tarçın ve zencefil yarım tatlı kaşığı daha arttırılabilir.


İşin sürpriz kısmı ise bu kurabiyeleri 3'erli paket yapıp sepete dizmek :


Herkese mutlu yıllar....

Kurabiye etiketi şablonunu buradan indirebilirsiniz...

30 Aralık 2013 Pazartesi

2014 hedefleri

Demin okudum, söz uçar yazı kalır diye 2014 için hedeflerinizi yazın diyordu.

Hadi yazalım bakalım... Ne kadarını gerçekleştireceğiz, göreceğiz seneye kadar :)

Aslında çift yılları pek sevmem. Tek yılların bana daha çok şans getirdiğine inanırım. Bakalım bu sene neler getirecek...

Hedef 1: Sağlığımızı korumak. Zayıflamaya çalışmak ama en azından kilo almamak.

Hedef 2: Şuanda gündemimi işgal eden "donmuş embriyo transferi" için sabırlı olmak ve işi sonuna kadar götürmek.

Hedef 3: 12 Şubat'ta eşime sürpriz bir yemek hazırlamak. (Biz sevgililer gününü 12 Şubat'ta kutlama kararı almıştık :) )

Hedef 4: Anneler günü için anneme, teyzeme ve anneanneme güzel bir organizasyon hazırlamak. (Kafamda planladım, inşallah yaparım.)

Hedef 5: Bol bol kitap okumak.

Bundan sonraki isteklerim Hedef 2'nin olumlu ya da olumsuz sonuçlanması ile ilgili olarak revize edilebilir. İlk planlar hep olumlu sonuca göre.

Hedef 6: Bol bol bebek örgüleri yapmak. İnternetten yeni modeller bulmak.

Hedef 7: Hamilelik ve doğum için kendimi eğitmek. İlgili seminer vb. organizasyonlara katılmak.

Hedef 8: Bebek bakımı için kendimi ve çevremi eğitmek.

Hedef 9: Maddi konuları dert etmemek :)

Hedef 10: Her konuda daha sabırlı olmak :)

İlk USG kontrolu

Donmuş embriyo transferi için normal prosedürde 15. gün USG için çağırıyorlar.
Ama benim hakkımdaki geçmiş deneyimlere dayanarak 10. gün çağırmayı uygun buldular.
Bugünkü değer 6,7 mm. Geçmişe göre iyi bir gelişme.
Bugünden itibaren günde 3 hap ile devam edeceğim. Hala iğne yok.
Ama 3 gün sonra tekrar kontrole çağırdılar.
Bir yandan işi şansa bırakmak istemiyorlar diye düşünüyorum. Bir yandan da yine olmayacak sanırım diyorum.
Bu sefer çok umutlu başlamıştım... Hala umudumu kaybetmek istemiyorum ama içime bir kurt düştü. Umarım ben yanlış hissediyorumdur.

DIY projem: straplez elbiseyi V yaka yaptım

İlk kez DIY yazıldığını gördüğümde anlayamamıştım. DIY: Do it yourself..

Aslında bu blogda yaptıklarımın neredeyse tamamı DIY. Ama bu konsepte uygun olarak farklılaştırdığım bir elbiseden bahsedeyim bu sefer...

Öncelikle çok beğenerek bir elbise aldım Mango'dan. 11 TL'ye düşmüştü.

Elbise ince askılı straplezdi. Üstüne giyilebilen kalın askılı kat kat şifondan yapılmış ayrı bir parçası da bulunuyordu. Bu parça saten askılıydı, önü ve arkası iç elbiseyi gösterecek gibi V şeklinde açıktı. Göğüs altından yine saten ile düğmeleniyordu. Ama göğüs altından itibaren kat kat olması hiç hoşuma gitmedi.

Neyse satın aldım. Bir şeyler düşünmeye başladım.

Önce önündeki taşları söktüm. İp askılarını kestim.


Üzerine uygun renkte bir dantel bulup kol takmak istedim. Düz renk bir elbise olacağı için aynı dantelden alt taraflara da aplike yaparım diye düşünüyordum.

Aradım, aradım ama aklıma yatan bir kumaş bulamadım.

Neredeyse vazgeçecekken, arkadaşım elbisenin kendi şifonunu kullanmamı önerdi.

Kendime uygun bir kalıp çıkardım. Şifon parçanın kullanılmayacağını düşündüğüm, ortada açılan bir parçası vardı. Oradan kestim.

Şifonun etrafını elde 1 tur çevirdim, ama akmasın diye bir de terzide sürfüle yaptırdım.

Önce şifon parçaları prova yapa yapa, ayarladım ve elde diktim.

Ön kısmına ise söktüğüm taşları dikerek tamamladım.


25 Aralık 2013 Çarşamba

Seyahat Günlüğü : Moskova

Bir iş seyahati sonrası notları ile yine karşınızdayız.

Kasım - Aralık ayları içerisinde 14 günümü Moskova'da geçirdim.

Karanlık ve soğuk günlerdi :(

Genelde zaten iş için gittiğiniz için çok eğlenceli ve gezmeli seyahatler olmuyor. Yorgunluk katsayısı hep çok yüksek.

Ama bu sefer gerçekten gittiğim yerler ile kıyaslayınca hiç beğenmedim.

İlk sorun kril alfabesi. Sanırım bu konu kanuni olarak düzenlenmiş. Sokaklarda latin alfabesi ile yazılmış tabela görmeniz neredeyse imkansız.

İkinci sorun Rusça harici bir dil konuşuyorsanız insanlarla anlaşmak çok zor. Türkçe İngilizce'den daha geçerli bir dil Rusya'da. Çünkü çalışanlar Özbek ya da Kırgız. Türkçe anlıyorlar hiç değilse... Ruslar İngilizce bilmiyorlar ya da bilenler sizinle konuşmuyor. Otelde bile garsona sipariş verince, bazen başka bir garson gelip siparişi tekrarlatıyor. Orada bile anlaşamıyorsunuz.

Çok güzel bir metro ağı var. Ama kullanmak için önceden harita üzerinde çalışmış olmanız lazım. Yine latin alfabesi ile yazılmış bir işaret bulamazsınız. Anonslar da Rusça yapılıyor. Önceden hangi yönde ve kaç durak gideceğinizi planlayarak binerseniz sorun yok.

Metro istasyonlarının çok güzel olduğunu zaten duymuştum. Aslında Moskova'ya gitmişken metroya binmeden dönsem gerçekten üzülürdüm. Resimleri internette bulabilirsiniz. Hepsi birbirinden güzel bir sürü istasyon var. Özellikle savaş yıllarında sığınak olarak kullanılmış olanları bilerek gezerseniz, eskinin nasıl güzel korunduğunu görürsünüz. Duvar resimleri, işlemeleri, aydınlatmalar vs. hepsi çok güzel. Metro ucuz bir ulaşım aracı. 1 bilet 30 ruble yani 2 TL. İstasyondan çıkmadan istediğiniz kadar aktarma da yapabiliyorsunuz.

Moskova'daki bir diğer sorun pahalılık. Yemek de pahalı, konaklama da... Alışveriş için zaten Türkiye'de bulamam dediğiniz pek bir şey yok. Zaten ne varsa Türkiye'den daha pahalı. Matruşka almak isterseniz Çin malı ürünlerle karşılaşacaksınız. Eminönü'nden almak daha ucuz olabilir. Gerçekten güzel ahşaptan yapılmış, boyaları güzel olanlar ise 1000 ruble fiyattan başlıyor. Matruşkaları magnet şeklinde almanızı tavsiye ederim. Çok güzel çeşitleri var.

Alışveriş için önerilen ve bizim İstiklal Caddesi gibi meşhur yeri Arbat.
Ama kış olması nedeniyle sokak satıcılarına ben pek rastlayamadım. Yoksa çok güzel tabloları bu cadde üzerinden satın alabilirsiniz.

Şehir çok güzel korunmuş. Muhteşem güzellikte binalar var. Moskova Devlet Üniversitesi'ni uzaktan gördüm. Özellikle gece ışıklandırılmış hali çok etkileyiciydi.
Bu mimari ile 7 kız kardeş denilen binalar şehrin farklı yerlerinde yer alıyor.

Tüm binalar eski ve güzel...

Trafik İstanbul'u mumla aratır. Hele sabah ve akşam trafiği felaket.

Kış döneminde güneş 09:15'te doğuyordu. Erkenden de kararıyor. Hep karanlık ve gri bir gökyüzü gördüm. Kaldığım 14 günde güneşi sadece 1 gün görebildim.

Tavsiyelerim:
Yanınızda Rusça bilen biri ile gitmeniz ya da orada dolaşmanız lazım.
Ulaşım için sakın taksiyi tercih etmeyin. Hem pahalı, hem İngilizce bilmiyorlar, hem de sizi bir yerde bırakıp gidebiliyor.
Gitmek için bir mecburiyetiniz yoksa mümkünse yazın gidin.
Pastacılık konusunu iyi biliyorlar. Farklı lezzetleri deneyebilirsiniz.

23 Aralık 2013 Pazartesi

Bebek Hırkası

Ralvery.com üzerinden gördüğüm bu modeli çok örmek istemiştim.
Çok kolay görünüyordu.
Arkadan öne doğru örülüyor.
Sırt bitince iki yana ilmek ekleyip kolları örüyorsunuz.
Kollar bitince de örgüyü ikiye ayırıp önleri ayrı ayrı örüyorsunuz.
Önü kapatan şal yaka ise en son ilmek alınarak biten örgünüzün üzerine tamamlanıyor.

Açıklamayı indirmek için tıklayınız...

Fakat biraz küçük olsun, çabuk bitsin diye düşündüğüm için sonuç çok minik bir hırka oldu :(


Bunun kolu o kadar dar olmuştu ki yeni doğan bile giyemezdi.

Çareyi genişletme yapmakta buldum.

Önce mor iplikle boyunu uzattım. Yeşil iplikle de kolları genişlettim.


Bu haliyle bebek hırkası boyutuna geldi.
Son sırayı yeşil ip ile kestim.

Düğmeler ise mor uğur böcekleri :)

Bakalım kime kısmet olacak bunu giymek :)


Bebek 40 Mevlüdü Hediyesi

Bebek 40 Mevlüdü'ne ne götürülmeli?
Geçen sene instagram'da gördüğüm hediye fikri çok hoşuma gitmişti.
Arkadaşımın hamile olduğunu duyunca inşallah 40 mevlüdüne bu hediyeyi yapar götürürüm demiştim.
Zaman su gibi aktı... Zeynep bebek doğdu, 40 günlük oldu.

Ben de elimden geldiğince gördüklerimin benzerlerini yaptım.

Umarım size de fikir verir...





Paketlenmiş hali:

Şablonları indirmek için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz.

Şablon 1
Şablon 2

Metinler de burada:
YUMURTA

Yumurtadan çıkan civcivler gibi çabuk büyüyen, sağlıklı ve tok bir insan olman dileğiyle…

UN
Uzun ve sağlıklı bir ömür sürüp, beyaz saçlı bir nine olman dileğiyle…

EKMEK
Elinin bereketinin azalmaması,  anne ve babanın elinin ekmek tuttuğunu görmesi dileğiyle…

SEKER
Ağzının tadının bozulmaması,güleryüzlü, tatlı dilli, kalp kırmayan birisi olman dileğiyle…

Bebek Süveteri


Bu modeli zor olabilir diye örmek için bir süre beklemiştim.

Bir cesaretle başladım arkadaşımın bebeğine niyet.

Aslında bir bakıma elimdeki ipleri değerlendirdim. Bu amaçla örülebilecek çok güzel bir model.

Açıklamalar için tıklayınız.

Benim ördüğüm bu:


Bu postu çok güncellerim diye düşünüyorum. Daha çok örerim ben bu modelden, aklımda bir sürü renk kombinasyonu var şimdiden...

Güncelleme: 17.01.2014

Bu da bir başka arkadaşımın oğlu için...


Renkler çok hoş oldu bence :)

Güncelleme: 20.03.2014

Bunlar da bir başka arkadaşımın ikiz oğlu için...
İyice konfeksiyona döndük :)


Sebzeli Fırın Makarna

Uzun süredir yemek tariflerimi yayınlamıyordum.
Sanırım bu hafta sonu çok çalıştım. Bir sürü post yazabiliyorum.

Bir süredir aklımdaki "sebzeli fırın makarna" fikrimi gerçekleştirdim.

Hafta içi haşlayıp, bir kısmını yemediğimiz makarnayı ayırmıştım. Aslında bu tarifi spagetti ile yaptıklarını biliyorum ama ben kesme makarna ile de yapabilirim diye düşündüm.

Önce borcama yarısını koydum. Göz kararı hazırladığım beşamel sostan üzerine 3-4 kaşık döktüm. Sosu pişirirken içine tuz ve karabiber ilave ettim. Arzunuza göre farklı baharatlar da ilave edebilirsiniz. Mesela ben sonradan gördüm, aklıma gelse mutlaka eklerdim. Muskat rendesi çok yakışabilir.

Daha önceden haşladığım brokoli, karnıbahar ve havuçları arasına koydum. Üzerlerine yine 3-4 kaşık beşamel sos gezdirdim.

En son makarnanın yarısını en üste döktüm ve beşamel sos ile kapladım.

180 derece fırında 20-25 dakika pişirdim.

Yapım aşamaları aşağıdaki gibidir.

Afiyet olsun.




Bebek Şapkası

Modeli görür görmez mutlaka örmeliyim dedim.



Bence sizlerde aynı şekilde düşüneceksiniz. Açıklamaları indirmek için tıklayınız...

Modeli bir çok ölçü için yazmışlar. Siz de arzu ettiğiniz ölçüde örebilirsiniz.





Her bebeğe yakışır...

Tığ Çantası

Ortaokul yıllarımdan beri meraklıyımdır elişine...
Hatırlıyorum, bir yaz tatilinde Burda Tığ İşi dergisi alıp, onunla başlamıştım zincir çekmeye, motif örmeye :)

Tığ işi bana daha kolay gelmişti. Yanlış yapınca sökmesi de örmesi de daha kolaydı bana göre...

Sonra atkı örmeye başladım...

Örgüyle aram biraz ısınınca, tığlarıma çanta ördüm :)


 İçine tığları geçireceğim iki küçük parça ördüm ve pembe iple diktim.

İki tane düğme ve biraz süsleme ile tamam :)



Başladım

Cumartesi günü doktorlarımla görüştüm.
Yine hormon ilaçlarıma başladım.
Giderken sormak istediğim sorular ve geçmiş deneyimlerime dayanarak bazı endişelerim vardı.
Donmuş embriyo transferi için daha önce tedavi uygulamıştık.
Sanırım her hastanenin uyguladığı bir prosedür var.
Adetin 2. günü gideceksin. İlaçlara önce günde 1, sonra 2, sonra 3 olarak devam edeceksin. 15. gün USG kontrolüne gideceksin.
Bu prosedür bende işe yaramamıştı.
Şimdi endişelerim yine bu yöndeydi. Benim için farklı bir şey yapılması gerektiğini düşünüyordum. Bu endişelerimi doktorlarımla paylaştım.
Zaten daha önceden onlar da bu konuyu konuşmuşlar.
Önceki yazılarımda bahsettiğim bir iğne vardı, önce yanlış kullanmıştım :( Donmuş embriyo transferi prosedüründe de bu iğne kullanılıyordu.
Bu sefer bu iğnenin bana iyi gelmediğine karar verdiler ki, onu iptal ettiler.
Ayrıca normalde 15. gün yapılan USG için beni 10. gün çağırdılar.
Önümde 1 hafta var, bakalım sonuç ne olacak...

Hırka


Süslü bir hırka ördüm.

Yapılışı kolay, fakat benim gibi hemen elindeki işi bitirmek isteyenler için biraz uzun sürüyor.

Misinalı şiş ile örerseniz daha kolay oluyor.

Detaylı yapılışını indirmek için tıklayınız...


Bebeklere Babet

Yine elde kalan ipliklerimi değerlendirdim.

Siz arzu ettiğiniz gibi çeşit çeşit örebilirsiniz.

Detaylı anlatım için tıklayınız....


Yelek

Bu sefer artık yeterli deneyime sahip olduğumu düşünerek :P elde kalan yünlerle bir yeleğe başladım...



Kalın bir ipim vardı, 5 numara şiş ile 33 ilmek attım.
1. ve 2. sıra haraşo
3. sıra düğme deliği açılacak. ( Bunun için sol ve sağdan 4 ilmek örgü boyunca haroşa örülecek) Düğme deliği için 2 ilmek ör, 1 dola, 1 kes, sona kadar haraşo devam et.
4. ve 5. sıra haraşo
6. sıradan itibaren reglan kol arttırması yapılacak. İlk ve son 4 ilmek hep haraşo örülecek. Reglan arttırmasını 4 + 5 + 15 + 5 +4 olarak kurdum. Arttırmayı + işaretlerinden önce ve sonra gelen ilmeklerde 1'er tane yaparak devam ediyorsunuz. Böylece bu sırada 8 ilmek artıyor. (1. reglan arttırması)
7. sıra haraşo
8. sıra 2. reglan arttırması
9. sıra haraşo
10. sıra 3. reglan arttırması
11. sıra haraşo
12. sıra 4. reglan arttırması
13. sıra haraşo (sıra başında 2. düğme deliği açılacak)
14. sıra 5. reglan arttırması
15. sıra haraşo
16. sıra 6. reglan arttırması
17. sıra haraşo
18. sıra 7. reglan arttırması
19. sıra 8. reglan arttırması (yanlışlıkla oldu :))
20. sıra 9. reglan arttırması
21. sıra haraşo
22. sıra 10. reglan arttırması
23. sıra haraşo (sıra başında 3. düğme deliği açılacak)
24. sırada kol boşlukları kesilecek. Benim şişimde sanırım bir yanlışlık yapmışım,101 ilmek vardı. Ben kesmeyi 16 + 17 + 35 + 17 +16 olarak kurdum. 16 haraşo ördüm, 1 ilmek doladım, 17 ilmek kestim, 1 ilmek doladım, 35 ilmek ördüm, 1 ilmek doladım, 17 ilmek kestim, 1 ilmek doladım, 16 ilmek ördüm.
25. sıra  yine haraşo devam ediyoruz. 17 ilmek ördüm. Kol boşluğunun altında şişe 5 ilmek attım.37 ilmek ördüm, yine kol boşluğunun altında şişe 5 ilmek attım. 17 ilmek ördüm.
26. sırada artık ön bantlar hariç düz örgüye geçiyoruz. 4 haraşo, son 4'e kadar ters, 4 haraşo
27. sıra hepsi haraşo
Bu şekilde ben 47 sıra tamamladım.
Zaten elde kalan iplerden örüyordum, ip bitti :)
Kırmızı ip ile kestim. Üzerine 2 sıra sık iğne yaptım.
2 tane kırmızı düğme ile tamamlandı.

Güncelleme: 20.03.2014

Aslında 3 düğme deliği açmıştım. Sonunda tuhafiyeye uğrayıp bir düğme daha aldım.
Bazen resimler inat ediyor, böyle yan dönüyor....

20 Aralık 2013 Cuma

Boyunlu Bere

Çocuklar çok severek takacak...

Hem bereyi hem de atkıyı aynı anda çocuklara taktırmak zor olabiliyor. bunun için iyi bir alternatif...

Örmesi biraz vakit alıyor, ama bence çok farklı bir model.

Ben arkadaşımın kızı için örmüştüm.

Modelin sayılarını ve yapılışını indirmek için tıklayınız.

Kolay Yelek

Bu modeli 5-6 sene önce görmüştüm.
Ama şimdi biraz değiştirdim.
Orijinal hali aşağıdaki gibi.



Ben resim üzerinden saydım. 5+40+5 ön ve aynı sayıda arka için ilmek atılarak örülmüş.
Bu şekilde önüne bir cep ve arkasına da kuşak tarzında bir detay ekleyebilirsiniz. Erkek bebekler için çok güzel...

Bu modeli daha yakından incelemek isterseniz pdf dosyasını paylaşıyorum. Tıklayınız.

Ben elimdeki pembe ipi değerlendirmek için başladım bu modele. 
İki tarafını dikmek yerine kenara 5 ilmek daha ilave edip düğmeli yapmak istedim.
Benim ölçülerim 5+35+5 ön, 5+35+5+5 arka

Siz de dilediğiniz gibi model üzerinde değişiklikler yapabilirsiniz.

Dikkat ederseniz, kız modeli olduğu için yaka kapanışında 2 kere eksiltme yaptım. Kare yerine hafif V bir görüntü oluştu. Tabi ön omuzları kaç ilmek ile bitirdiyseniz, arka omuzları da aynı sayı ile bitirin.


Patikleri ile takım yaptım.

3-4 aylık bebeklere elbise gibi de giydirilebilir.

Yeni bir başlangıç olsun...

Bu ay ani bir kararla daha fazla beklememeye ve transfer için hazırlıklara başlamaya motive ettim kendimi.
Ne alıp veremediğim kilolar ne maddi sıkıntı ihtimali artık korkutmuyor beni.
İnsan 50 yaşında bile kilo verebiliyor, ama belli bir süre geçince çocuk sahibi olamıyor. Ya da geç çocuk sahibi olduğunda onunla vakit geçirmesi zorlaşıyor, tahammülsüzleşiyor.
İnşallah yarın doktora gittiğimde yeni bir başlangıç olacak...
Bu sefer uygun ortamı hazırlayıp transferi yapacağız Allah'ın izniyle... Yani yarından itibaren sanırım 20 gün sonra yapılıyor, tabi her şey yolunda giderse.
Şimdiden bu ihtimali düşünmek bile içimi heyecandan ürpertiyor.
Şimdi tecrübeliyim :) Yarın gideceğim, rahim kalınlığına bakacaklar. Estrofem başla diyecekler...
04 Ocak 2014 günü 2. kontrole çağıracaklar. Eğer o gün de her şey yolunda olursa, tahminimce 09 Ocak 2014 için transfer ayarlanacak.
Bu hesabı yapınca bir de işleri düşünmeye başladım :( Bir sonraki hafta çok önemli bir ihale var :( transfer sonrası 1-2 hafta evde yatmak gerektiğini okumuştum... Böyle bir şansım olur mu acaba?
Allah hayırlısını nasip etsin... Her şey günü geldiğinde çözülür artık...

16 Aralık 2013 Pazartesi

yine kilo aldım :(

Güya buradan yazıp, kendime karşı sorumluluk alıyordum...
Olmadı, işe yaramadı...

Ne yazık ki, şuandaki durum yaza göre +5 kilo :(

Ne yapacağımı şaşırdım :(

İştahım nasıl azalacak? Nasıl gidecek bu fazla 5 kilo...

Kilo verelim derken aldık... Ne acayip :(
Ben hiç bir zaman zayıf olamayacağım, biliyorum. ama en azından kolay kilo almasaydım :((




14 Kasım 2013 Perşembe

Yelek

Bu yeleği de çok sevdiğim arkadaşımın kızı için yaptım.

Yeni doğan bebeklere örülebilir. Aslında en çok o zaman ne giydireceğini bilemiyor insan. Ne kadar küçük, o kadar iyi bence :)

Yine küçük bir model...



Bebe yünü ve 4 numara misinalı şiş ile ördüm.

Güle güle giysin.

Orjinal pdf dosyası burada... İndirmek için tıklayınız...

Patik

En severek yaptığım patik modeli...

Bir kaç kere ördüm. İp ve şiş kalınlığını değiştirerek ölçüleri ile oynayabilirsiniz.


En son ördüğümü bebe yünü ve 2,5 numara şişle ördüm.
Çok küçük oldu :) Aslında erken doğan bir bebeğe niyet örüldüğü için istediğim de zaten küçük olmasıydı. Fakat düğme dikersem güzel görünmeyecekti.
Ben de iple bağlamayı düşündüm.


Bu şekilde modelde değişiklikler yapabilirsiniz.

Orjinal pdf dosyasını da burada paylaşıyorum. İndirmek için tıklayınız...


Kilo Durumu

Diyete devam diyerek başladım geçen hafta...
Ama buna diyet demek çok doğru olmuyor, sadece dikkat ediyorum.
Arada yarım saatlik yürüyüşler yapıyorum.

Şimdilik yarım kilo verdim.

Güncelleme : 21.11.2013

Yeni başlık açmak yerine aynı başlık altında güncelleme yapmaya karar verdim. Hem aşağıdaki Ticker bir seferde tüm girişlerde değişiyor. Böyle daha anlamlı olacak.

Bu hafta da 2 kere evde yürüşüş yaptım.
Akşam yemeğinden sonra yediklerime biraz daha dikkat ettim.
Gerçekten gözüme çok gelmese de, yemekten sonra yediğim şekerli yiyecekler engel oluyordu kilo vermeme...
Bu sabah baktım ki 1 kilo daha aşağı düşmüşüm :)




13 Kasım 2013 Çarşamba

en son kontrol

Üzerinden neredeyse 40 gün geçmesine rağmen fark ettim ki en son kontrolümü buraya yazmamışım.

Eylül ayında cyclo-progynova kullanarak kalınlaşma elde edilememişti. Üstelik saçlarım da hızla dökülmeye devam ediyordu. Doktorum ilacı tamamlayıp adet gördükten sonra günde 2 doz olarak yine denememi istemişti.

Ama 09 Eylül'deki görüşmemizden sonra 15 gün içerisinde yine adet göremeyecek gibi hissetmem, saç dökülmesinin devam etmesi, iç sıkıntıları hissetmem beni tedaviyi komple bırakma noktasına getirdi. Boşuna uğraşıyorum diye düşünmeye başlamıştım. Eczaneye gidip bir kutu Diane 35 almamak için kendimi zor tutuyordum.

Artık bir başka doktora gidip kendimi anlatmaya gücüm yoktu. O anda liseden bir arkadaşıma danışmak geldi aklıma. Kendisi Kadın Doğum Uzmanı, beni daha iyi anlayabileceğini düşündüm. Ona çok uzun bir mail attım.

Gelen cevap bana cesaret verdi. Sanki içim hafifledi ve gerçekten adet görmem gereken günde kanamam başladı.

Aldım 2 kutu cyclo-progynova, sabah - akşam içmeye başladım. Beyaz haplar bittiğinde 04 Ekim'de kontrole gittim. Sonuç 10 mm... :)

Evet başardık... Bu sefer doğru dozu bulduk...

Bundan sonra tekrar estrofem aşamasına geleceğim sanırım, ama şu anda devam etmek istemediğimi bir kere daha söyledim.

Ekim ayı içinde de adet görmem gereken gün kanamam başladı. Bu ay da yine 2 kutu kullanıyorum.

Ayrıca yine 04 Ekim'deki görüşmemizde saç dökülmesi için hem çinko hapı içmemi hem de çinko içeren şampuan kullanmamı önerdi doktorlar.
Gerçekten çok faydasını gördüm. Dökülme çok azaldı.

Bir yandan dikkatsizliğim nedeniyle göre göre aldığım kiloları vermek istemem, bir yandan vücudumun toparlanmasını beklemek istemem ama bir yandan da dondurucudaki embriyoları düşünüp bir an önce harekete geçmek istemem... Çok çelişki içindeyim...

Bakalım önümüzdeki aylar ne gösterecek...

7 Kasım 2013 Perşembe

Diyete Devam...

Aradan geçen koca zamanda yine çok kilo verip aldım.

Aslında belli bir standarda bağlamıştım. 1 eksik 1 fazla dengede duruyordu.

Ama geçtiğimiz 2 ay boyunca iyice abarttım. Ben de farkındayım... Çok yedim. Hiç dikkat etmedim. Sonuç kilo olarak gelecekti, biliyordum :( Ve geldi...

Artık tartı aşağı inmiyor. İşin kötüsü iştahım arttı, kontrol edemiyorum...

Buradan yazınca kendime bir sorumluluk yükleyip, vicdan azabı duyup, motive olmaya çalışacağım.

Yeniden başlayalım bakalım...





6 Kasım 2013 Çarşamba

Pretzel

Yurtdışı gezilerimizde alıp yemeği sevdiğimiz bir yiyecektir Pretzel.

Geçen hafta yenilenen Maltepe Park alışveriş merkezi içinde bunu yapıp satan bir dükkan açıldığını gördüm. 

Biraz araştırmaya başladım.

Tarifleri okuyunca evde pişirebileceğimi gördüm.

Pretzel çok çeşitli olarak yapılabiliyor. Tatlı, tuzlu, peynirli, biberli, vs...

Ben klasik olanı yapmak istedim.


Aslında klasik şekli çok güzel ama aşağıdaki sitede gördüğüm tarif ve kolayca yuvarlak olarak pişmesi hoşuma gitti.
Ben de onu denedim.



Yapılışı sitede açıkça yazılmış. Ben yine de tekrarlayayım.

200 gr una 1 çay kaşığı tuz karıştırılır.
6 gr maya ve 1 çay kaşığı şeker karıştırılıp, 120 ml ılık su ilave edilir. Biraz soğuyunca una eklenir. yoğurmaya başlanır.
Ben yoğurmak için ekmek makinesinin yoğurma programını kullandım. 15 dakikada gerçekten güzel bir hamur oldu.
Elinize aldığınızda yapışıyor gibi oluyor ama aslında biraz yuvarlayınca kendini topluyor.
bir tencerede kaynayan 1 litre suya 4 çay kaşığı karbonat ilave ettim. Top top böldüğüm hamuru kaynayan suda 2-3 dakika beklettim. Daha az bekletebilirmişim. Başka bir sitede okuduğuma göre karbonatlı suda kaynatma hamurların fırında daha fazla kabarmamasını sağlıyormuş.
Kaynayan sudan çıkardığım hamurları yağlı kağıt serdiğim fırın tepsisine dizdim. Üzerlerini çizip öğütülmemiş tuz serptim.
200 derecede önceden ısıttığım fırında 10-15 dakikada pişti.

Başarılı oldu...

Normal ekmek yapmaktan daha kısa sürede ve bence daha lezzetli bir tarif.

Ben 5 parça pişirdim. Ama 6-7 parçaya kadar hamuru bölebilirsiniz. 

Afiyet olsun.

31 Ekim 2013 Perşembe

Seyahat Günlüğü : Konya

Yurt içinde çok fazla seyahat etmiyoruz. Ama görmek istediğim yerlerin başında Konya geliyordu.
Gidip görünce de iyi ki gelmişim dedim.
Konya gelişirken düzenli ve planlı gelişmiş. Şehir içinde kullanılan altyapı malzemeleri özenilerek seçilmiş.
Şehrin tarihi ve kültürel mirası korunmuş.
Şehir merkezindeki tramway belli ki seneler öncesinin sağduyulu bir yaklaşımı, çok doğru bir karar.
Konya, hem çok küçük hem de çok zengin bir şehir.
Öncelikle Mevlana Türbesi ziyaret edilmeli. Türbe çıkışında çarşı içinden yürünerek Alaattin Tepesine çıkabilirsiniz. Buraya kadar neredeyse sağlı sollu her binadan tarih fışkırıyor. Camiler çok güzel korunmuş.
Tepeden inince İnce Minare'yi gezebilirsiniz.
Karatay Medresesei yine bu bölgeye çok yakın.
Konya gelişirken en lüks alışveriş merkezleri de ihmal edilmemiş. Şehrin genişleyen bölgelerinde yüksek katlı binalar ve alışveriş merkezleri var.
Yemek ise tek kelime ile muhteşem...
Etli ekmek, tandır, tirit.... Et ile yapılan tüm yemekler çok lezzetli.
Buralarda gezerken Konya Şekeri alıp yememek de olmaz :)
Bir hafta sonunuzu ayırmanızı tavsiye ederim...

Seyahat Günlüğü : Londra

THY’nin İstanbul Sabiha Gökçen – Londra Gatwick uçuşu ile İngiltere seyahatimize başladık. Yaklaşık 4 saatlik bir yolculuk ile Londra’ya ulaştık. İniş öncesinde uçuş ekibi doldurmanız için formlar dağıtıyorlar. Bu formlara pasaport bilgilerinizi, kalış yerinizi ve süresini yazıyorsunuz. Türk HAva Yolları Gatwick North terminaline gidiyor. Bu terminalden çeşitli alternatifler ile şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Biz otobüsü tercih ettik. Terminalden çıkınca sağda peronlar bulunuyor. 10 numarali perondan Easybus ile 1 saat 15 dakikada Earls Court’a ulaştık. Kişi başi 10 pound ücreti. Buradan bizim kaldığımız otel 10 dk yürüme mesafesindeydi.


Otelin yanindaki Earls Court Road a cikinca hemen köşede Marks&Spencer Simply Food marketini gorduk. Hazine bulmuş gibi olduk :) Yol boyunca bir suru restaurant var. Her zevke uygun. Cok yakin mesafedeki metro istasyonuna girdik.

Buradaki bufeden oyster card aldik. Kart depozito ucreti 5 pound. Biz bu seferlik sadece yukleme yaptırdık. Distict line ile Notinghill'e gittik. Buradan yuruyerek Portobello Road'u gezdik.


Meshur pastane Hummingbird Bakery de "red velvet" yedik.
Nothing Hill metro istasyonuna donup central line ile oxford circus a gittik. Burada cikinca hemen ilk sokakta oturup yemek yiyecek bir yer bulduk: Bella Italia ve 1 saat soluklandik. Icecekler ve yemekler 21 pound tuttu. Bella Italia bir çok yerde varmış. Yemekleri de lezzetliydi. Tercih edilebilir.

Oxford street boyunca yuruyerek Tottenham court road duragina yürüdük. Arada Ben's Cookies göreceksiniz. Buradan kurabiye alıp yemenizi tavsiye ediyorum... Tottenham court road duragina gelmeden Soho Street otobüs durağı yanından sokak içine yürümeye başlayarak Soho'ya ulaşabilirsiniz. Devam edip, china town ve piccadilly circus’a gidip picadilly line ile Earls Court a geri döndük. Metroya her biniş 2,10 pound.

Ertesi gün otelde kahvaltı salonuna indiğimizde önce şaşırdık. Çünkü sadece bir duvarda, kütüphane gibi bir yerde birkaç yiyecek duruyordu. Şaşkınlığı atlatınca baktık ki aslında yeterli tüm yiyecekleri raflarda sepetlere yerleştirerek hem yerden tasarruf etmişler, hem de çok güzel çözüm üretmişler. Kahvaltılıklar: Beyaz ekmek, kepekli ekmek, kruvasan, muffin, tereyağ, 3 çeşit peynir, 2 çeşit yoğurt, 4-5 çeşit reçel, kahve, çay, corn flakes ve süt, elma. İlk günün verdiği şaşkınlıkla doymayacağımızı düşünüp çok çok aldık, her şeyi yemeğe çalıştık J Ama fazlasıyla doyduk…
Saat 9 gibi otelden çıktık. Piccadilly line ile Earls Court’tan Green park duragina gittik. Parkin içinden yürüyerek Buckingham sarayina ulaştik. Cok yagmur yagdigi icin nobet degisimini bekleyemedik.

Sarayin arka tarafindaki ziyaret icin acilmis bölümleri gezmek istedik ama elektrik problemi nedeniyle kapaliydi. Saraya ait satış mağazalarini gezdik. Burasi çok pahali olmakla birlikte 1-2 hatiralik esya aldik. St. James parkinin yanından yuruyerek The Guard Museum'a gittik. Giriş ücreti kisi basi 5 pound. Muhafiz birligi hakkinda bilgi veren bir muze. Muzenin girisindeki satis magazasinda ise "kursun askerler" satiliyor. Buradaki fiyatlar da koleksiyonculara yonelik...

Yurumeye devam ettik. Yolun bitiminde Churchills War Room vardi. Burasi Imperial War Museum'un bir parcasiymis. Ama sira vardi, bekleyemedik. Yine devam ettik. Horse guard’ı gördük. Buranin icinden gecerken at kokusunu hissedebiliyorsunuz.
Diger caddeye gectigimizde soldan yürüyerek Trafalgar square dogru ilerledik. Bir şeyler icip oturduk. Buckingham sarayından buraya kadar oturacak bir yer bulamamıştık. Böyle bir rota çiziyorsanız durmadan yürümeyi göze almalısınız. Sonrasinda geri yuruyerek Westminister sarayi, Westminister abbey, Big ben, Parlemento binasi, Margeret's churh u gorduk.

Nehre dogru gidip westminister köprüsünde resim cektirdik. Burada da London Eye’ı gormus olduk. Ama hem sira beklememek icin, hem de hava yagisli oldugu icin binmedik. Nehir boyunca yuruduk. Embankment duragindan sonra soldan yukari dogru ilerleyip Trafalgar square e ciktik. Burada Charging Cross istasyonu içindeki Marks and Spencer Simply Food dan sandwich alip yine istasyonda oturarak yedik. Meydandaki National Museum’u gezdik.

Acikcasi muze icindeki resimler cok etkileyici olmakla birlikte sanat tarihcisi olmadigimiz icin hemen unuttuk. Sadece aklimda kalan resimlerin yüz yillar once yapilmis olmasına ragmen hem renklerinin hem de resmedilen insanlarin cok canli olmasiydi. Buradan picadilly circus a yuruduk tam metroya binip oxford circus a gidecekken kosedeki spor malzemeleri satan magazaya girdik. “Lillywhites”. Karrimor markali urunlerde super indirim vardi. Kislik bir botu 40 pounda aldik. Istanbul da en az 100 pound eder...
Metro ile oxford circus a ciktik. Cok methedilen Primark a gittik ama bir sey bulamadık... Ters istikamette yuruduk. Ama oxford street orta noktasinda yorulduk ve picadilly ye dogru regent street ten yurumeye basladik. Burada arka sokaklarda red onion adinda bir turk restorani bulup yemek yedik. Lamb Burger gayet lezzetliydi. Iki kisi salata dahil 30 pound. Artik dermanimiz kalmadigi icin picadilly ye varip metro ile otele geldik.
Seyahatimizin 3. Gününü Imperial War Museum ve Greenwich’e ayırdık. Sabah otelden cikip Embankment ve Elephant&Castle duragi ile Imperial War Museum’a gittik. Müze ücretsiz. Ama tadilatı henüz bitmemiş, müzenin tümü ziyarete açık değildi.

Buradan tekrar embankment ve canary wharf istasyonlarindan Cutty Stark’a vardik. Bu Çin’den gelen son gemiymis.
Yaninda tünel girisi var. Burasi 1800 lerde yapilmis. Nehrin altindan karsiya geciliyor. Karsiya gecip geri geldik. Greenwich rasathanesine yuruduk. Giris kisi basi 7 pound. Baslangic meridyeninde resim cektirdik. Greenwich in icinde güzel bir restaurantta noodle yedik. Noodle 5-6 pound civarinda.
Greenwich’e geldiğimiz yolla Londra merkeze donduk. Marble arch duraginda inip oxford street i gezdik. Sports direct ten yine alisveris yaptik. Gunu boyle bitirdik.

4. gun Oxford’a gittik. Oxford’a Londra’dan trenle gidilebiliyor. Ama benim arastirmalarim sonucu otobus daha ucuza geliyordu, otobus bileti aldim. 2 kisi gidis-donus 12 pound. Sabah Earls Court’tan Victoria istasyonuna gittik. Burada ana cadde uzerindeki "Buckingham Palace Road" otobus duraklarından 10 numarali duraktan Megabus uzerinden aldigim biletle Oxford Tube otobusune bindik. 08:35 te kalktik. Once Londra icindeki duraklari dolasti. Cift katli otobusun ust ve en on koltugunda oturmustuk. Boylece Sightseeing tur da yapmis olduk. Yaklasik 2 saatte Oxford’a vardik. Her yer birbirinden guzeldi. Yaklasik 3-4 saat civarini gezdik. Ancak bir universite binasi bulamadik, cunku her yer universite veya kolej... Yani neredeyse her binada egitim var. Oxford egitim kenti. Binalar o kadar eski ve ihtisamli ki Harry Potter gerçek olabilir
J Ogle yemegimizi Jamie Oliver’ın Oxford’daki “Jamie’s Italian” restaurantında yedik. Makarna gayet lezzetliydi. Sonra dukkanlari dolaştık. Ufak bir alisveris merkezi icinde önce Primark bulduk. Pijamalar 7-8 pound icin cok uygundu. Hemen aldim. Alt katinda da bizdeki “birmilyoncu” gibi her seyi 1 pounda satan bir magaza vardi. Bir suru sey aldik. Donusumuz 18:00 idi. Bence dolu dolu bir gun oldu.


5.gun son gunumuzu Londra'da eksik kalan yerleri gezmeye ayirdik. Once gunluk oyster kart aldik. Baker street e gidip Madame Taussaude ve Sherlock Holmes muzelerinin onunde gezdik. Icine girmeye gerek gormedik. Buradan Holborn’a gidip British Museum a girdik. Dünyanın her yerinden gelen eserleri hizlica gezdik. En onemlisi firavunun mumyasiydi. Egypt Mummies bölümünde bulunuyor. Buradan cikip bir italyan restaurantinda makarna yedik. Istikamet Knightsbridge - Harrods. Magazayi bulduk. Görmüş olduk:) En ucuz bulabildigimiz %50 indirime giren filtre kahvelerden aldik. Buradan cikip National Geographic magazisina girdik, ayni sekilde pahalıydı. Holland&Barter magazasindan aleo vera ve ginger icecegi aldik. Piccadilly Circus a gittik. Buradaki M&M's World bulduk ve gezdik ama yine husran oldu. Cok pahaliydi... Basladik bu bolgedeki Fortnum and Mason’ı aramaya... Ararken bir kilisenin kermesinden oyuncak otobus ve araba aldik. Fortnum and Mason da afternoon tea ictik :) iyi para verdik ama yapmadik demeyiz en azindan... Buradan devam edip oxford circus’a dogru yuruduk. Apple store’a ugradik. Ama fiyatlar yine Turkiye'den daha pahaliydi. Buradan covent garden’a gectik. Istasyondan cikarken asansorun onunde cok kalabalik var diye merdivene yoneldik,hata ettik. Minare gibi en az 5-6 kat ciktik, perisan olduk. Etrafi dolastik. Burada Royal Opera House ve London Transport Museum bulunuyor. Ayrica ortada iki katli yemek yenecek guzel mekanlar var. Yine bu bolgede Jamie Oliver var ama goremedim. Trafalgara dogru yururken Wrap It diye bir restaurantta felafelli wrap yedik. Charging Cross duragindan Earls Court a donduk.


Son sabahımızda kahvaltidan sonra yine easybus ile havalimanina gittik. Pasaport kontrolden sonra restaurantlarin oldugu buyuk bir alan basliyor. Fiyatlar duty free olmasina ragmen cok pahaliydi...
4 saatlik yolculuktan sonra İstanbul Sabiha Gökçen havalimanina inip buradan alisveris yaptik... Daha ucuza geldi. Arabamizi ispark in otoparkindan aldik. Gunluk 7 TL aldilar, Allah isparktan razi olsun :)
Genel Tavsiyeler:
  •  Earls Court kalmak için uygun bir yer. Hem yeme-içme hem de konaklama imkanı çok. City Continental London Kensington Otel’i de tavsiye ederim. Otel koridorları açısından çok küçük ve eski ama, odalar yenilenmiş. Zaten sadece gezmek için gidilen bir yerde otelde çok fazla zaman geçirilmeyeceği için temiz olması dışında fazla özellik aramıyorum. Kahvaltı yeterli ama köşedeki Marks and Spencer Simply Food’dan fırında pişmiş taze ürünler alıp yiyebilirsiniz.
  •   5 gün gezmek için yeterli gibi görünse de Londra için yetmedi J Çünkü gezilecek çok yer var. 2 günümüz daha olsa Kensington bölgesini, Tower Hill bölgesini gezebilirdik. Ayrıca mevsimsel olarak soğuk ve yağışlı olduğu için Londra’nın meşhur parklarında vakit geçiremedik. Bir daha gidersem Temmuz ayı gibi gidip parkların keyfini çıkarmak isterim.
  • Yemek fiyatları en lüks restaurant ile vasat bir yer arasında çok fark etmiyor. Damak zevkinizden vazgeçmenize değmez. Ama yiyecek ne var derseniz, çok seçenek yok. Daha çok italyan restaurantlarını tercih edip makarna ve pizza yemek zorunda kaldık.
  • Ziyaret edeceğiniz yerleri ve ulaşım bilgilerini mutlaka önceden planlayın. Metro her yere gidiyor. Harita gayet anlaşılır. Sıkıntı çekmeyeceğinizi düşünüyorum.
  • Türkiye’deki şehir fırsatı uygulaması Londra için de var. Groupon’a üye olup gitmeden fırsatları değerlendirin.
  • Time Out ve Taste card gibi sitelerden trial üyelik alıp dönemsel fırsatlardan yararlanabilirsiniz.
  • Havaalanı transferlerinizi önceden internetten alarak çok daha ucuza getirebilirsiniz.
  • Londra gerçekten çok pahalı bir yer. Alışverişten ziyade kültür turu gibi düşünüp gezmek lazım.