17 Aralık 2012 Pazartesi

Seyahat Günlüğü : Beograd

14 Aralık Cuma günü THY saat 07:50 uçağı ile Belgrad seyahatimize başladık.
Yaklaşık 1 saat 40 dk süren yolculuk sonrasında karlarla kaplı Belgrad’a indik. Sakin bir gündü.
Bagajları aldığımız yerde Tourist Information masasından şehir haritası aldık. Crystal Otel için rezervasyon yapmıştık. Otelimizin bulunduğu bölgeye nasıl ulaşacağımızı öğrendik. Gideceğimiz otobüsün ücretini ve çıkınca para bozdurmamız gerektiğini görevli bize anlattı.
Döviz bürosunda yaklaşık 1 Euro 111 RSD (Sırp Dinarı) olacak şekilde paramızı bozdurduk.
Otelimiz Sava Kilisesi’nin hemen arkasındaydı. Burayı ulaşımı merkezi olduğu için seçmiştik.
Havalimanından A1 nolu otobüs ile son durağına gidince çok yakınına ulaşılabiliyormuş. A1 hattının kişi başı ücreti 300 RSD.
Yaklaşık 30 dakikalık bir otobüs yolculuğu sonrasında Sava’nın arkasında indik ve otelimizi bulmak üzere yürümeye başladık.
Hava gerçekten çok soğuktu. Kaldırımlar, yollar kar kaplıydı. Ara sokakta yürümek bile çok zor oluyordu. Bir de esen rüzgar ile çatılardan uçuşan karlar iyice işleri zorlaştırıyordu.
İlk sefer olduğu için biraz arka yollardan dolaşsak da oteli bulduk. Yerel saat ile 11:00’de otele vardık. Otele giriş 15:00 yazıyordu ama yarım saat içerisinde odamızı hazırladılar.
Oteldeki en hoşumuza giden şey free wireless olmasıydı. O kadar çok telefona bağımlı olarak yaşıyoruz ki, eksikliği hemen hissediliyor ne yazık ki L
Odalar gayet temiz ve yeni. Oda kahvaltı 2 kişi gecelik 80 Euro.
Öğleden sonra şehir merkezine doğru gezintiye çıktık. Otelimizden yaklaşık 250 m yürüdükten sonra otobüs durağından 31 nolu hat ile şehir merkezine 10 dk’da gidilebiliyor. (Yukarıdaki Sava resmini arkanıza aldığınızda otobüs durağı orada)
Otobüs bileti alacak bir yer bulamadık. Binince şoföre sorduk, o da boşver geç dedi J
4 durak sonra “Terazi” durağında inip etrafı dolaştık. Bir iki sokak gezdikten sonra esas gezilecek, trafiğe kapalı olan caddeyi bulduk. “KNEZ MIHAILOVA ST.”
Artık iyice acıkmış olduğumuz için ilk önce yemek yiyecek bir yer aradık ve Vapiano’yu gördük. J hemen içeri girip İstanbul’daki fiyatların acısını buradaki üçte bir fiyatlar ile çıkardık.
Cadde boyu dolaşıp bir iki yerde oturup çay-kahve içtik. İki kişi oturup bir şeyler içmek 10 TL’ye bile gelmiyor. Yeme – içme konusunda son derece hesaplı ve iyi bir yer.
Terazi durağına yakın bir DM mağazası görmüştük. Oraya uğrayıp ucuz market alışverişi yaptık. Özellikle İstanbul’da bulamadığımız Alman ürünleri için bu market son derece iyi bir yer.
Yine 31 nolu otobüse para vermeden bindik ve otelimize döndük.
Otelin yine güzel yanlarından biri de çok sıcak olmasıydı. Ya da dışarısı çok soğuk olduğu için bize bu kadar sıcak geliyordu J
Akşam yemeği için daha önceden methini duyduğumuz ve otelimize yakın olan “Frans Restaurant”a gittik. Anladığım kadarıyla burası bu bölgenin en iyi restaurantı. Fiyatlar Belgrad için pahalı olsa da İstanbul’un yarı fiyatından bile daha az. “Veal” denilen özel yetiştirilmiş süt danası bifteği büyük porsiyon olarak 24 TL gibi bir rakama denk geliyor. Diğer tüm hizmetleri de son derece iyi.
Cumartesi sabahı, her zamanki alışkanlıklarımızdan vazgeçemeyerek erken kalktık J
Otelin kahvaltısı bizce yeterliydi, hatta uzun zamandır “haftasonu kahvaltıları”nı unuttuğumuz için biraz abarttık ve sonuç olarak dolu bir mide ile ne yapacağımızı bilemez hale düştük.
Öğle saatlerinde “sightseeing tour”a katılmak için “Trg Nikole Pašića”’ya gittik. Ancak bu karda kışta Belgrad’taki tek turist biz olduğumuz için tur yapılamadı. L Ömrümüzde bir kere niyetlendik onu da başaramadık. Ama rehber kısa da olsa en azından o meydanda eski ve yeni parlamento binalarını gösterdi.
Sonrasında Osmanlı’dan kalan “Kalemegdan”ı gezmeye gittik. Soğuk rüzgar içimize işlese de vazgeçmedik.
Kale karlar altındaydı. Ama genel olarak gezdik. Kale içerisindeki askeri müzeye girmemiz aslında soğuktan donmamıza engel oldu diyebiliriz.
Ama biz tabii ki karlar altındaki halini görebildik.
Şehir rehberlerinde “leisure Street” olarak geçen “Strahinjica Bana Street” caddesine gidip biraz dolaştık.
Özellikle akşam saatlerinde cafe ve barların hareketlendiği bu caddede güzel restaurantlar da bulunuyor.  Bizim bir cay içmek için oturduğumuz Nachos Restaurant Meksika yemeği tercih edilirse gidilebilecek güzel bir alternatif.
Akşam otelin civarındaki bir restaurant’a gittik. Otel civarında bulunan park “Karadjordjev Park” içerisinde bir Lübnan, bir Çin bir de İtalyan restauranı bulunuyor. Biz İtalyan olanı tercih ettik. Burada da fiyatlar 2 kişi 30-40 TL’ye denk geliyor.
Pazar günü yine kahvaltıdan sonra çıkış için son dakikamıza kadar bekledik. Uçak 20:20’de olduğu için kapalı bir yerde beklemek iyi olacaktı. Bir gün önce iliklerimize kadar üşüdüğümüz için tekrarında kesin hasta olarak İstanbul’a dönebilirdik.
Usce adlı alışveriş merkezine yine otelimizin yakınındaki duraktan 9 nolu tramway’a binerek gittik. Burada yemek yiyip bir şeyler atıştırarak, süpermarketten peynir,bal,çikolata gibi ihtiyaçlarımızı J alıp vakit geçirdik.
Bu alışveriş merkezinden havaalanına direkt otobüs vardı. 72 nolu hat ile yaklaşık 30-40 dk’lık bir yolculukla havalimanına vardık.
3 gün boyunca bizden otobüs parası almayan tüm Sırp otobüs şoförlerine teşekkürü bir borç biliriz.
Keşke havaalanından çıkıp evimize gitmek, Belgrad’dan İstanbul’a gelmekten uzun sürmeseydi J Yolculuğun en yorucu kısmı sanırım valiz beklemek ile geçirilen vakitti.

Uzun bir aradan sonra bedava millerimiz ile yaptigimiz bu yolculuk hem ekonomik açıdan hem de psikolojik olarak bize çok iyi geldi.
Umarım 2-3 günlüğüne sizlerinde kaçamak yapma imkanı olur.
Belki 2013'te bir gezi daha planlayabiliriz, neden olmasın :)