31 Ekim 2018 Çarşamba

Hamilelikte 28. Hafta ve diş ağrısı

27+3'ten tekrar merhaba :)

dün şeker yüklemesi yapıldı. 50 gr ve 1 saatlik yükleme sonucu 102. sanırım iyi görünüyor.

Yapılan ölçümlerde yaklaşık 1040 gr olmuş kızımız.

Ben şuana kadar 5 kilo aldım.

Oğlum için tuttuğum hamilelik günlüğüne bakınca ne çok şey yapmışım diyorum. Bu sefer 2 tane tulum aldım sadece :(
Beşik bile yok, araba koltuğu yok :(

İnşallah Kasım ayında elzem ihtiyaçları almaya başlayacağım.

Hatta hamile kıyafeti bile almadım... 2 tane etek 1 pantolon 2 kot pantolon ile idare ediyorum. Zaten kıyafetlerim de oluyor ilginç bir şekilde. değişik şekilde seyrediyor bu sefer, belki de kendimi dinlemediğim için.

5 gündür beni en çok yoran diş ağrısı oldu. önce diş etimde bir sorun olmuştur diye bekledim. ama ağrı yayıldıkça ve beni uyutmaz hale geldikçe durumun ciddiyetini anlamaya başladım.
Tam da 29 Ekim tatiline denk geldi. Nöbetçi çalışan bir doktor araştırdık.

Önce diş eti uzmanı baktı. Sorun diş etinde değil dedi. Sonra kanal tedavisi uzmanı baktı. Kadın Doğum doktorunuzla konuşun antibiyotik başlayalım dedi. Ondan onay aldık. Augmentin 1000 mg günde 2 defa başladık. Kanal tedavisi uzmanı 3 defa ilaç içtikten sonra dişi açalım dedi.

Ertesi gün öğleden sonra için randevu aldık.

Sabah şeker yüklemesini yaptırdıktan sonra yolumun üzerindeki bir tıp merkezine uğrayıp diş hekimi varsa fikir alayım dedim. Sağolsun, diş hekimi çok ilgilendi. Bu şekilde enfekte bir dişi şimdi açarsak iltihap tüm yüzünüze yayılır ve sonrasında lenf sistemi ile atılmaya çalışılırken daha çabuk bebeğe ulaşır dedi. Ayrıca daha önce kanal tedavisi yapılıp yapılmadığı bilinmediği için ve son durumu gösteren bir röntgen çekemediğimiz için neyle karşılaşılacağı belirsiz ve belki de boş yere açılacak dedi. Ayrıca az anestezi verileceği için boş yere o kadar acı çekilebilir dedi. En azından antibiyotik tamamen bittikten sonra işlem yapmak doğru olur dedi.

Dedikleri çok mantıklı geldi. Kadın doğum doktorunun da fikrini almak istedim ama o da diş hekimi uzmanının gerekli gördüğü şekilde işlem yapacağını söyledi. Gerekli durumlarda her şekilde müdahale yapılıyor dedi.

En son diş filmimi devlet hastanesinde çektirmiştim. Onu almak için devlet hastanesine başvurdum. Neyse ki çok yardımcı oldular.

Bu sefer 3. bir diş doktoruna danışmaya karar verdim.

Meğerse ağrıyan ve enfekte olan dişim zaten kanal tedaviliymiş.

Sonuç: Antibiyotiği iç ve doğuma kadar bir şey yaptırma.

Buna da şükür :)

10 Ekim 2018 Çarşamba

Hamilelikte 25. Hafta

En son 18+1'de yazmışım. Bu sefer daha çabuk geçiyor sanki zaman.

18+4'de detaylı ultrason yaptık ama görüntü doktorumuzu çok memnun etmedi. 19+4'te tekrar gittik. Yine ense kalınlığını fazla buldu. Ayrıca kalbinde belirteç dediği bir parıltı olduğunu fark etti. Amniyosentez yaptırmanızı öneririm dedi. Biz de hemen kabul ettik. Çünkü bize göre çok ciddi bir karar, ne gerekiyorsa yaptırmak bu devirde bizim boynumuzun borcu.

Hemen işlem yapıldı. Artık bebek büyüdüğü için bebeğe değmeden iğneyi batırmak ve sıvıyı çekmek biraz daha zorlaşıyor bu haftalarda. Hatta bebeğimizi eli ile iğnenin ucunu kapattığı için sıvıyı çekmekte zorlandılar :)

Şuan bunları gülerek anlattığıma bakmayın. Çok zor bir süreç başladı devamında benim için. Karnında tekme atan bir bebeği sahiplenmekten korkmak o kadar zor ki... Evde sürekli ağlıyordum.

10 gün sonra tüm sonuçlar çıkıp da doktor sağlıklı diyene kadar böyle devam etti ruh halim.

23+4'te tekrar kontrole gittik. Artık rutin bir şekilde normal olarak inceleme yapıldı. Çok şükür gelişimi de normal.

Şuana kadar 3 kg kadar aldım. Bebek de zaten 600 gr oldu.

Endokrinoloji doktoru hiç şeker yememi tavsiye etti. Yaş ilerledi ve pcos hastası olduğum için şeker riskini arttırmamak lazım dedi.

Doktorum da 27. hafta gibi 50 gr şeker yükleme yaptırmamı tavsiye etti.

Bebek için hiç hazırlık yaptın mı diye sorarsanız, maalesef hiç bir şey yapmadım. Letgo'dan bir beşik ve travel sistem bir bebek arabası almayı planlıyorum.

Ev hayatı aynen devam, hiç pasifize olmadan koşturmaca aynı hızda geçiyor günler.

Şimdilik bu kadar...

Sağlıkla kalın :)

28 Ağustos 2018 Salı

Hamilelikte 19. Hafta

Merhaba 18+1 :)

Şimdi dönüp 4 sene öncesine baktığımda ne iyi etmişim de yaşadıklarımı yazmışım diyorum.

Bu sefer de yazmaya geç başladım ama artık devam edeceğim.

18. hafta Yunanistan'da tatildeydik. Maaşallah miniğimiz bizi hiç üzmedi.

Doktorum 13. hafta muayenesinde %90 kız demişti. Kız ismi şimdiye kadar hiç düşünmemişiz. Bakınca da öyle kolay bulunmuyor.
Düşüne düşüne bulduk: BİLGE

3 gün sonra detaylı ultrason randevum var. Herhalde cinsiyeti tam olarak belli olacak.

Umarım diğer tüm taramalarda da sorun çıkmaz.

15 Ağustos'ta tiroid için kan tahlillerimi yaptırdım. (16+2) gayet düzgün çıktı. Şimdi işin en zor kısmı her ay bu tahlilleri yaptırmak. Sabah erkenden kadın doğuma git. Muayene ol, tahlilleri yazdır. Laboratuara git. Sıra numarası al, önünde 200 kişi olsun... Kan ver, bir şeyler ye ve işe git.
Zor bir döngü... Ama şuan 19. haftada olduğuma göre; Eylül, Ekim, Kasım, Aralık yani sadece 4 kere yaptırmam gerekiyor.

Her gün hamileliğimi daha fazla idrak etmeye başlıyorum. Sanırım artık miniğim de hareketlendi ve ben buradayım diye çırpınıyor. Bize Allah'ın bir lütfu... O bizim mucizemiz... Allah'ıma binlerce şükürler olsun ki bizi ödüllendirdi. İnşallah sağlıkla kucağımıza almayı da nasip eder.

Görüşmek dileğiyle,
Sağlıcakla kalın

2 Ağustos 2018 Perşembe

Hamilelik Günlüğü 15. Hafta

Buraya neredeyse 1 sene aradan sonra neler yazmayı planlıyordum...

kısmet 15. haftadan başlamakmış.

15 gün önce karnımda inmeyen şişlik nedeniyle sırayla tüm doktorlara gidip muayene olmaya karar verdim.
Ama son 3 aydır neler yapıyorum:

  • Haftada 2 gün powerplate, lenf drenaj, elektroterapi, G5 masajı
  • Sürekli yürüyorum
  • Kabak detoksu

Ama bunlara rağmen kilo veremiyorum ve karnım hep şişkin.
Ofiste karnımın şişkinliğini gören arkadaşlar, safra olmasın dediler. Bu sefer onu araştırmaya başladım.
Önce iç hastalıklarına gittim, tahlil ve ileri tetkikler yapalım dedi.

Bu sırada ben öncelikle şeker düzensizliğinden şüpheleniyorum. Senelerce metformin tarzı ilaçlar içtikten sonra hamilelikte bırakmış. Sonra gerek yok dediler, başlamadım. Ama artık kesin başlamam lazım diyorum aklımca.

Kadın doğum ve endokrinolojiye aynı hastaneden ve aynı güne randevu aldım. İkisine de hormonal tahlillerimi yaptırırım ve görüşlerini alırım dedim.
Önce Kadın doğuma gittim. Durumu anlattım, pcos, tüp bebek vs.
İlk önce gebelik tahlili yaparız dedi. Yok canım dedim. Ben de aromataz enzimi eksikliği var. Hamile kalamam ki ben... Geçin bir de ultrasona bakalım dedi.
Ben bir yandan anlatıyorum, böyle zor hamile kaldım, şöyle oldu vs... Kadın birden sırıtmaya başladı. Bakın burada ne var dedi... Ekranda kocaman bir bebek!!!!

Allahım bu benim içimde mi yani... İnanamadım, hüngür hüngür ağlamaya başladım.
Doktor, burası infertilite bölümü siz gebe bölümüne gidin dedi. 12 hafta 2 günlük hamilesiniz...
Lütfen bir daha bakın dedim, her şey normal mi? Haftasına göre normal dedi. Hayırlı olsun...

Yürüyor muyum, düşüyor muyum, 12 hafta ne demek??? tam kapıdan çıkarken "ikili test ne zaman yapılıyordu?" diye sormak geldi aklıma. Zamanı geçmek üzere hemen gidin dedi.

Hemen eşimi aradım. Çok sevindi, çıkıp koşa koşa hastaneye geldi.
Doğumumu yaptıran perinatoloji profesöründen 2 gün sonraya randevu aldık.
Evde herkes şok oldu.
Bir tek oğlum çok normal karşıladı. Çünkü 2 aydır, anne kardeşim karnında değil mi diye seviyordu karnımı... Şimdi düşününce onun saf sevgisi belki de bebeğimizi hayata bağladı.

12+4'te ikili test için perinatolojiye gittik. Durumu anlattık. Son 3 ayda bir kere antibiyotik kullanmıştım. Bir süre lustral içmiştim.
Ekranda ölçümleri yaparken ense kalınlığını fazla buldu.
Biraz bekleyin tekrar bakalım dedi.
Bir saat bekledik ama o bir saat nasıl geçti, eşim de ben de bilmiyoruz. Allahtan gelene itirazımız yok ama bile bile nasıl bir karar verilir... Çok dua ettik.
Neyse yapılan ilk ölçümde 2,30 mm çıktı ve normal dedi doktorumuz.
Ama içime şüphe düştü.
4 gün sonra sonuç çıktı. Grafiğe göre yeşil bölgede, ama riskler yaşa da bağlı olarak 4 sene öncesine göre daha fazla.
Doktorumla konuştuk. Sonuç iyi ama kromozom tahlili yaptırmanı öneririm dedi.
Bu da içimdeki şüpheyi yine kanırttı.
13+3'te kan verdim. İnşallah önümüzdeki haftaya kadar sonuç çıkacak.
Dua etmekten başka elden gelen bir şey yok.
Hakkımızda hayırlısı olsun...

Kendimi hamileliğe adapte edemedim henüz. İçimdeki şüpheler sürekli aklımı kurcalıyor. Bilmeden bir zarar vermiş olabilir miyim diyorum. Hep 12 haftayı düşünüyorum.

İnşallah güzel ve hayırlı haberlerle haftaya buraya tekrar yazarım.
Şuan 14+3.
Doktorumuzun ilk görüşü: KIZ :)

Sağlıkla görüşmek üzere...
Sevgiler

7 Eylül 2017 Perşembe

2. Yaş Doğumgünü - Aç Tırtıl

Neredeyse 3. yaş günü geldi... Ben daha ancak vakit ayırabildim detayları yazmaya...

Öncelikle bahsettiğim gibi 18. aydan beri Aç Tırtıl kitabını okuduğumuz için karar verdim bu temaya. Biraz araştırma yaptım. Kendimce 1-2 fikir geliştirdim ve işte sonuç aşağıda...



Yine resimlerden "2" yapmadan duramadım.
Geçen sene yaptığım 1 ve bu 2'yi odasının duvarına yapıştırdım.

Ayrıca yine 2 farklı tonda yeşil renk üzerine 12 adet resmi koyup senelik gelişiminin görüleceği bir tırtıl yaptım.

İki ton yeşil renk balon ile duvara bir tırtıl yaptım. Kafasına da yüzünü kağıtlarla yapıştırdım.

Gelenleri karşılayan Hoşgeldiniz yazımız.

Yine farklı ton yeşil yuvarlaklarla karton üzerine yapıştırarak yaptığım 2

Temamız "Aç Tırtıl" ın hikayesini bir çerçeve ile masa üzerine yerleştirdim.
Masa üzerine yeşil bir örtü serdim. Arkada yer alan büfeyi de mavi örtü ile kaplayıp üzerine bir güneş yapıştırdım.
Limonata şişelerine etiket yapıştırdım.
Şeker ağacına elmalar asarak, üzerine "Siz şimdi yazın, ben ilerde okuyayım..." yazdım.
Ayrıca 2. yaş hatırası olarak ailece çekilen bir resmimini magnet olarak bastırdım.
Hem Kitap Ayracı hem de magnetleri hediye olarak verdim.

Pastamızla birlikte masanın son görüntüsü...
Bu arada küçük su şişelerini de etiketle kaplamıştım. Bu resimde görünce hatırladım :)

Şablonlarla ilgili olarak istediğiniz zaman mail atabilirsiniz.

Ayrıca "Aç Tırtıl" hikayesini powerpoint olarak indirmek isterseniz, buradan yükleyebilirsiniz.

Hepsi kendi tasarımımdır :)

Sevgiyle kalın :)

7 Nisan 2017 Cuma

Ayak Bakımı Notları

Lise yıllarımdan beri ayaklarıma nasıl bakım yapsam diye bir derde düştüm. 
Sanırım o zamanların modası bordo George Hogg ayakkabıların da etkisiyle ayak tabanında bazı bölgeler sertleşti ve bir daha da düzelmedi.
Ne yapsam kar etmedi. Zaten ayaklarını çok beğenen biri değildim. Ayaklarımı hiç ön plana çıkarmazdım. Klasik bakım yapar, arada pediküre giderdim. Ama kuaföre ya da diğer güzellik salonlarına gitmek benim için hep işkence olmuştur... Orada sanki geçirdiğim saatler bana ızdırap olur, çok sıkılırım :( Keşke pediküre ve maniküre başka bir çare olsaydı.

Ta ki 2015 yazında oğlumla birlikte el-ayak hastalığına yakalanınca, ayaklarımda çıkan su çiçeği benzeri döküntüler kuruyup soyulmaya başlayınca bir de baktım ki, ayak derisi çok ciddi kalınlıkta soyulabilen bir deriymiş.
Daha önce bir eczanede, ayak derisini soyan maskeler görmüştüm. Bebek ayağına geri dönüş gibi bir sloganla satılıyordu. O şekilde bir soyulma olacağına inanmamıştım.
Bu olayı yaşadıktan sonra tekrar araştırdım. Blogları okudum. En çok da Ayşenur Yazıcı'nın yorumlarını okuyunca tamam dedim. Siz de okumak isterseniz, link burada.
Araştırmalarım sonucunda Silky Foot adlı ayak maskesini almaya karar verdim.
Ürünü üzerinde anlatıldığı şekilde bekletip, ayaklarımı yıkadım. 5 gün sonra soyulmalar başladı ve inanılmaz şekilde o kalın derilerden kurtuldum. Sanki yılan gibi ayaklarım deri değiştirdi.
Yani internette gördüğünüz resimler gerçek...
Ürünü senede 3-4 defa kullanmaya karar vermiştim.
Bu sıralarda Scholl Express Pedi piyasaya çıktı. İlgi alanım olan bir konu olduğu için dikkatimi çekti. Ama inandırıcı gelmedi. 
Ara sıra araştırmalara katıldığım FikriMühim'in bu konuda da araştırmaları oldu ve ürünü denemek için seçildim. :) Sanırım başka bir şey istesem olacakmış.
Elmas başlık ile modifiye edilmiş bir üründü elime ulaşan. Daha ilk denemede farkı hissettim. Zaten freze makinesi gibi ölü deriyi kaldırdığını görünce insan etkilenmeden duramıyor. Ayrıca gücüne rağmen acı da vermiyor.
Akşamları düzenli kullanmaya başladım. Araştırma bitene kadar 15 günde ayaklarımda farkı hissettim.
Pratik bir ürün olduğu için tatile vs. yanınızda taşıyabilirsiniz. Yazın tam bir hayat kurtarıcı.
O günden beri severek kullanıyorum.

Silky Foot'u ise 1 sene sonra tekrar uyguladım. Yine deri değiştirdim. Ama ilkinde olduğu kadar fark yaratmadı. Demek bu arada ayaklarıma daha iyi bakmışım :)

Oriflame Feet Up maskeyi gece yatarken ayağıma sürüp üzerine çorap giyerek uyudum ve çok faydasını gördüm. Tavsiye edeceğim bir ürün. Bu serinin devamını da deneyeceğim.
Fayda-maliyet analizi yaparsanız, piyasadaki bir sürü etkisiz kreme göre çok hesaplı. Ayrıca oriflame kataloglarını takip ederseniz 2-3 ayda bir indirime giriyor.


Geçen hafta alışveriş sırasında indirime giren bir ürüne rastladım. ProNail Express Pedikür Seti
O sırada fiyatı 7,90 TL idi. Denemekten zarar gelmez diyerek aldım.
Yine bir banyo sonrası, seti açtım, içinden çıkan poşetleri ayağıma giyip, anlatıldığı şekilde havluya sarıp bekledim. Tarif edildiği gibi masaj yaptım, tırnak etlerimi düzelttim. Sonuç beni tatmin etti. Ara sıra evde bakım yapmak için çok iyi bir set olmuş. Manikür için olanı da deneyeceğim.

Güncellemerde görüşmek üzere... 07.04.2017 

30 Mart 2017 Perşembe

Yazmayalı son durumlar

Yazmadıkça unutuyor insan...

Bu blog ilerde oğluma anı olsun diye başladı. İhmal ettim, farkındayım. İnşallah daha sık yazabilirim.

Bugünden geriye doğru hatırladığım kadarıyla not alayım:

-Bir süredir bize ne söylememiz gerektiğini söylüyor. Örneğin, akşam eve gidince babama "hoşgeldin kızım, de" bana dönüyor: "hoşbulduk babacım, de" gibi replikler veriyor. Senarist olursa şaşırmam :)

- Uyku sorununda bir değişiklik yok. Ama en çok sevindiğim şey, artık daha rahat iletişim kurduğumuz için uykusuz saatleri konuşarak geçirebiliyoruz. Ağlamadan geçen her zaman benim için değerli, yeter ki ağlamasın, ben uykusuzluğa razıyım. Zaten çocuk beni ne zaman görecek. Uyumamakta haklı. Yine günlük uykusunun maksimum 10 saat olması beni üzüyor. Çok az uyuyor bu yaştaki bir çocuk için.

- Bu sürede tuvalet alışkanlığına başlamayı bir kaç kez düşünsem de, maalesef kendimde o gücü bulamadım. Ayrıca banyoya her girişimiz - çıkışımız arası dakikalar sürdüğü için uğraşamıyorum. Mevsimsel olarak da yazı beklemenin uygun olacağına karar verdim.

- Ekim ayında yani tam 2 yaşına geldiğinde ilk defa tamir seti aldım. En çok onunla oynamayı sevdi. Belki az sayılsa bile bizim için uzun bir süre olan 5 dakika boyunca oynadı.

- 28 aylık olduğunda küçük parçalı legolarla anne-oğul beraber oynamaya başladık. Ev yapmak, araba yapmak, legodan anne-baba-çocuk yapıp onları bir evde gibi konuşturmak hoşuna gitti.

- 29 aylık olduğunda içinde traktör, çiftçi ve ineklerin olduğu bir set ile oynamayı çok sevdi.

- Yaklaşık 22. ayından itibaren İş Kültür Yayınlarının arkadaşım serisini almaya başladık. Bu seride bir çok mesleği anlatıyor ve çiftçi de bunlardan bir tanesi. Orada hayvanları ve çiftlikte kullanılan araçları tanıdığı için oyuncaklarla oynarken onları hayalinde canlandırması kolaylaşıyor. Birkaç kitap örneği:


Bu kitapları okurken içindeki metinlere göre değil, resimlerde gördüklerimize göre cümleler kurup kendi cümlelerimle anlatmaya çalışıyorum.
Böyle yapmanın hem oğlumun kelime haznesini geliştirmesinde hem de cümleleri doğru yerde kullanmasında faydalı olduğunu düşünüyorum.

- 19. aydan itibaren okumaya başladığım kitap ise "Aç Tırtıl". Bir sitede kitabı Powerpoint versiyonunda bulunca kendim basıp oğluma okumaya başlamıştım. "Anlat anne" dedikçe resimleri göstererek kendi cümlelerimle anlattım. Siz de bu powerpoint dosyasını indirmek isterseniz buraya tıklamanız yeterli.

Bu kitaptan esinlenerek oğlumun 2. yaşgünün Tırtıl temalı hazırladım. Onu da ayrı bir yazıda paylaşacağım.