27 Nisan 2015 Pazartesi

Bebekle 6. Ay

5. ayımızın bitiminde doktor kontrolümüze gittik. Sonuç 9.042gr :)
Tahminimde yanılmamıştım, çok kilo almıştı. Üstelik geçen ay boyu 4 cm uzarken bu ay sadece 1 cm uzamıştı. Yani sadece yağ depolamıştık :(

Bu gidişimizde Rota aşımızın ikinci dozunu yaptırdık ve böylece bu aşı da bitti.

İşi çok uzatmadan bu ay ek gıdaya geçiş yapmaya karar verdi doktorumuz.
  • Öğlene doğru elma ya da armut püresi
  • Öğlen balkabağı çorbası
  • Öğleden sonra yoğurt
yiyerek başladık.

Aslında işin zor kısmına gelmiştik. Ne kadar basit de olsa bu yiyeceklerin hazırlanması gerekiyordu. Bu da bir süre demekti.

Neyse ki annem imdadıma yetişti. Herşeyi taze taze hazırlamaya başladı.

Korktuğumuz gibi sevmeme gibi bir tepki vermedi. Biraz garipsese de yemeğe devam etti.

Önce 2 kaşık ile başladık. Bir kaç güne kadar yarım çay bardağına geldik. Sonra baktım seviyor, yiyebildiği kadar vermeye başladım :) Yanlış mı yaptım, doğru mu yaptım, artık ay sonunda göreceğiz. :))

Bu ay demir ilacı kullanmaya da başladık. Bazı kaynaklarda kan tahlili yapılmadan verilmesinin sakıncalı olduğu yazıyordu. Biraz korktum ama sonradan araştırdığıma göre bizim verdiğimiz 3 damla eksikliği önlemek amacıyla verilen bir dozmuş. Fazlalık yapıp yan etki oluşturmazmış. O yüzden vermeye devam ettik.

Geçen aydan beri devam eden gece ağlamalarımız arttı. Uyanmadan acı acı ağlıyordu :( Düzenli gaz ilacı vererek çözüm bulduk. (Günde 3 kere 10 damla sap simpleks)
Ara sıra ben de gaz ilacını veriyordum ama meğerse düzenli kullanılmazsa bir etkisi olmuyormuş. bunu da öğrenmiş olduk.

Grip salgınından anneanne ve dede nasibini aldı. Oğluma bakamayacak derecede hastalandılar, yataktan kalkamaz hale geldiler. Allah'tan babaanne imdadımıza yetişti. 4 gün gözü gibi baktı kuzucuğuma :) Bu ayı da, şükürler olsun ki, oğlumuzu hasta etmeden geçirebildik :)

20 Nisan 2015 Pazartesi

Bebekle 5. Ay

Bu ayın sloganı; "Annelik; burnunda bebeğin kokusu, aklında gülümseyen yüzüyle çalışmakmış." olsun.

İşe başladıktan 4 gün sonra 4. ay kontrolümüze gittik. Artık kilo alımından emindim. 7.400 gr çıktı. Standardını bozmamıştı. Boy - kilo orantılı olarak kendi persentilinde ilerliyordu.

Bu ay da karma aşımızı olduk. Yine akşamına ateşlenecek gibi oldu. Hemen fitil ile önlem aldık. Ben ve eşim ateş ile çocuğu yormamak gerektiğini düşünüyoruz. Bunun tersini düşünüp bağışıklığını arttırdığını söyleyenler de var. Ama bizim için o şimdilik yorulmaması gereken küçük bir bünyeye sahip...

Bıngıldağımız kapanmış. Günde 4 damla D vitaminine başladık. (Devit 3 damla)

Bu sıralar herkes D vitamini eksikliği tedavisi gördüğü için piyasada Devit damla kalmamış :) Biraz zor bulduk... Toplumumuzdan nedeni bilinmeyen D vitamini eksikliği çok yaygın görülüyor. Mutlaka test yaptırıp, gerekirse ilaçla takviye ettirmek lazım...

Aynı şekilde beslenmeye devam dedik ama maalesef benim evden çıkış ve eve gelişim arası 13 saat olunca, biraz da psikolojik etkilenmelerle mamayı sürekli arttırmamız gerekti.

Bir anda şişmeye başladı çocuk... Kucakta taşınmaz hale geldi. Mecburen pusetle evde dolaştırılmaya başlandı. Uykusu problemdi. Ancak emme refleksiyle uyuduğu için habire mama vererek uyutuyorlardı...

Aslında mecburiyetten artması da gerekti belki de... Acıkınca çok ağlıyordu. İmkansız, sakinleştiremiyorduk. Ayrıca kendine vurmaya başlamıştı. Elleri titriyordu ağlarken :( Bu sinir hali alışkanlık yapacak diye ayrıca korkuyordum.

Evde tarttıkça korkmaya başlamıştım. Doktora gidince rejim verecek diyordum içimden.

Bu sırada ben de işe adapte olmaya çalışıyordum. İşyerindeki şartlar biraz değişmişti. Kendimi biraz yabancı gibi hissetmeye başlamıştım. İkinci plana atılmış yedek personel gibiydim... Moralim gerçekten çok bozuldu. Bunca senedir çok severek çalıştığım işimde bu hale gelmek beni çok üzdü. Kafamda kurdukça kuruyordum. Hem çok sevdiğim işimi geri istiyordum hem de eskisi gibi performansla çalışabilir miyim diye korkuyordum. Kafamda bir sürü soruyla oğluma baktığım anda hiç bir şeyin değeri kalmıyordu. Oğlumun sağlığı yerinde olsun da, ne olursa olsun diyordum.

Etrafta kol gezen grip ve soğuk hava nedeniyle eve tıkılıp kalmıştık.

İşyerinde ayrı bunalıyordum, evde ayrı bunalıyordum...

Ama çok mutluydum, oğluma bir kere bile sarılmak yetiyordu her şeyi unutmam için...

Şimdi bile bu yazıyı yazarken burnumda tütüyor oğlum, sarılmak, doya doya öpüp koklamak istiyorum...

Bu ay anneanne için de biraz alıştırma oldu. Ama çok yoruldu. Arada sırada eşim ikinci bebekten bahsedince bayılacak gibi bakmaya başladı :) Sanırım bakamayacağını düşünüyor :))


14 Nisan 2015 Salı

Bebekle 4. Ay

3. ayımız biterken yeni yıla girdik :) Oğlumuzla geçirdiğimiz ilk yılbaşıydı. 2014'ün bize en güzel hediyesiydi oğlumuz...

Yılbaşı için giyindik hazırlandık, fotoğraflar çektirdik. Bir gün öncesinde tırnaklarını kesmiştim. 3 ay da geçse acemi annelik işte... Sol elinin serçe parmağı kızarmıştı. Belli ki biraz derin kesmişim, mikrop kapmıştı :( Antibiyotikli krem sürüp, eldiven taktım 3 gün. Ama o küçücük parmağın ucundaki kızarıklık için bile canımı vermeye hazırdım. Annelik ne demekmiş, böyle şeyler başımıza geldikçe daha çok anladım.

3. ay sonunda kilomuz 6.300 gr olmuştu. Artık kilo sıkıntımız kalmamıştı. Gerçi annem hala kadınlar kulubünden gereksiz yazılar okuyup kilosunun az olduğunu söylüyordu ama ben kulaklarımı tıkıyordum.

Bu sefer de rota aşımızı olduk. Biraz karın ağrısı yaptı bizde, neyse ki 2 güne kadar geçti.

Resmi izinlerim bitti. Yıllık iznimden bir ay daha kullanmaya başlamıştım. Oğlumla birlikte geçireceğimiz son ayımızdı.

Bu son ayı anne sütünü arttırmaya adadım. Neler mi yapmadım; 
  • doğumdan itibaren bol bol su içtim, zaten çok su içerdim
  • dereotu yedim
  • boza içtim
  • her gün 1 tane malt içeceği içtim, hem de farklı markaları denedim. toplamda 50-60 tane içmişimdir.
  • emziren anne çayı içtim (4-5 kutu bitirdim)
  • rezene çayı içtim
  • bilmem ne çayları karışımı içtim
  • vitasure diye bir iştah açıcı içtim
  • tahin-pekmez yedim
  • tahin helvası yedim
  • süt içtim
  • sütlaç yedim
  • ayva kompostosu içtim
bunun gibi bir sürü şeyi denedim.
Sonuç değişmedi. Bebeğime yetemedim :(
Ama imkan oldukça ilaç niyetine emzirmeye devam edeceğim. Bir damla bile içse kar kardır...

Ay sonunda yeni bir sorunum oluştu. Bu kadar şey yiyip içince kıyafetlere sığamama :(
Böyle olacağını biliyordum tabi... Ama yeter ki süt olsaydı :( Kiloyu her zaman verebilirdim, ne kadar zor olursa olsun... Olmadı...

Pompayla gün içerisinde süt sağıp, akşamları içmesi için biriktiriyordum. Böylece göğüslerim de daha fazla çalışsın diye uğraştım ama yok, bizim göğüsler tembel çıktı :)

Bu ay ilk defa pusetimizle gezmeye çıktık. Doğmadan önce eşimle ortak kararımız AVM'ye gitmemekti. Minicik bebekleri AVM'de gördükçe içimiz parçalanıyordu. Minicik ciğerlerine bu pis havayı solumaları bence çok kötüydü. Bu yüzden oto koltuğuyla birlikte kullanılan bir puset bile almadık. Sadece oto koltuğu almıştım, ilk 3 ay dışarı çıkmayacağımızı düşünerek, çünkü kış ve soğuk olacaktı. Sonrasında 3 aylık olduğunda bebek arabası alırız diye düşünüyordum ki, bir tanıdığım oğlunun eski arabasını verdi. Tam da benim almak istediğim modeldi. Maclaren Quest 
Bu model 3 aylık olduktan sonra kullanılıyordu, çünkü 135 derece yatıyor. Yeni modelleri 175 derece yattığı için doğumdan itibaren kullanılıyor, ama dediğim gibi bizim için sorun yoktu. 
Baktık hava güzel, aldık pusetimizi çıktık dışarı :) Oğlum çok sevdi ilk gezintisini... Hemen uyudu açık havada...

4. ay biterken işe başlamadan önce kendimi kuaföre attım. Yaklaşık 1,5 senedir uzayan saçlarımı kestirdim. Manikür-pedikür ile kendime geldim. 2-3 saat ayrı kalmak bile içimi burksa da alışacağız buna...

Sistemimiz sağolsun, 3 ya da 4 aylık bebekler annelerinden ayrılmak zorunda. Halbuki ilk 6 ay sadece anne sütü diye kampanyalar yürütülüyor. Sizce de bir çelişki yok mu bu işte?


6 Nisan 2015 Pazartesi

Bebekle 3. Ay

Bu ayın sloganı; "Annelik; kucağında uyusa bile, uyuduğunda çocuğunu özlemekmiş..." olsun. Her geçen gün daha mı güzel oluyor hayat :)

İkinci ayı tamamladığımızda rutin aşılarımız da yapıldı. Bir koldan, iki bacaktan...
2 aylık bir bebeğe bir anda bu kadar çok yüklenmenin ne anlamı var, çözemedim.
Ateş yapabilir diye o gece takip ettik. Gerçekten de ateşlendi. Bu sefer riske atmayıp fitil yaptık. Fitil yapmamıza rağmen 2-3 saat yine düşmedi ateşi. Tüm gece üzerinde kısa kollu bir penye ile yatırdık. Allahtan eşim bu konuda bana yardımcı ve soğukkanlıydı. Sabaha karşı düzelmeye başlamıştı.

Hamileyken yaptığım alışverişlerde, klasik, koltuk altından ateş ölçen dijital bir derece almıştım. Ama çok geç ölçüyordu ve bebek o kadar süre bekleyince huzursuzlanıyordu. Bu gecenin sonrasında daha hızlı ölçüm yapan bir derece almaya karar verdik. Eşim sabah gidip kulaktan ölçen bir model alıp geldi. Ama her seferinde başka bir değer çıkıyordu. Bir kaç gün deneyip iade ettik.

5 gün sonra eşim grip olmuştu. Kucağına almamaya gayret etti. Gerçi ben de bazen sabahtan akşama kadar evde yalnız başıma bunalıp, neden kucağına almıyorsun diye sitem ediyordum. Sürekli hastalandığı için çok kızıyordum. Özetle açıklamak gerekirse, kronik sinüziti olduğu için sık hastalanır ve hastalanmasının en büyük nedeni, bana göre soğuk havada sigara içmesidir. Yani olaya hangi açıdan bakarsam bakayım, kendini bile isteye hasta ettiğini düşünüyordum.

Bu sıralarda benim yorgunluğuma ve sitemlerime dayanamayıp bir kaç kez kucağına aldı. Belki ondan belki de zaten evdeki havadan bulaştı. Ama bebeğimiz şiddetli burun tıkanıklığı ile grip oldu. Doktoru arayıp ne yapalım diye sordum. Serum fizyolojik ve burun aspiratörü dışında yapılacak pek bir şey yoktu ilk aşamada. O gece sabaha kadar uyumadı. Bu sıralarda bebekler ağızdan nefes almayı bilmezmiş. Yatınca iyice tıkandığından yatmak istemiyormuş. Reflü yastığı bu sırada kurtuluşumuz oldu. Hep kucağımda dik yatmak istiyordu.

Ertesi sabah apar topar doktora gittik. Neyse ki daha başındaydık. Göğsüne inmemişti. İlave olarak bir damla verdi. Düzenli olarak aspiratör ile çekip damlalarını yapacaktık. İyileşene kadar eşimle aynı ortamda kalmamasına karar verdik. Biz annemlere yerleştik. Burnunu her çekmeye çalıştığımda ağlıyordu. Annem bana kızıyordu, ama yapacağım bir şey yoktu. İlerleyip göğsüne inmemesi için bunu yapmaya mecburdum.

Neyse ki düzenli damlalarla ilerlemeden atlattık. Ama daha ikinci ayında hasta ettiğimiz için de çok üzüldük. Allah beterinden esirgesin...

3. ayımız bizi hastalıkla tanıştırdı, biraz daha tecrübe kazanmamızı sağladı.

İkinci kalça ultrasonunu 90 günlükken yaptırmaya karar vermiştik. Büyük bir heyecanla gittim o gün hastaneye. Allah'a şükürler olsun ki düzelmişti. Öğrendiğim kadarıyla 3 aya kadar kemikler daha kıkırdak dokuyu koruyor, sonrasında sertleşme başlıyormuş. Bizim bıngıldak için D vitamini kullanmamamız da biraz daha işimizi kolaylaştırdı sanırım. Radyoloji uzmanı artık sorun olmayacağını söyledi. Bir ay daha çift beze devam etmemizi önerdi. Allah tüm hastalara şifa versin...