18 Kasım 2014 Salı

Hamilelikte Ne Yaptım, Ne Yapmadım

1. Zaten bol su içmeyi seven bir olarak günde 2 lt su içmeye özen gösterdim. Hem bebeğin suyunun azalmaması için, hem bebeğin suyu sürekli değiştiği için su içmeye özen gösterilmesi belirtiliyor. Ayrıca karın veya başka bölgelerde olan çatlaklar çoğunlukla genetik olmakla birlikte cildin nemlendirilmesi gerekiyormuş. Kremler, jel ya da yağlar cildi üstten nemlendirse de içeriden nemlendirmek yani su içmek daha fazla önemliymiş.
2. Hergün 1 muz yedim. İçeriğindeki potasyum ve magnezyum kas kramplarına iyi geliyormuş. Benim hiç kramp girme şikayetim olmadı. Bunu muza borçlu olabilirim.
3. Topuklu ayakkabı giydim. Çevremde çok kızan olsa da ben rahat ettiğim için giydim. Ama bu konu tavsiye edilecek bir şey değil. Ne kadar alışkın olduğunuz ile alakalı...
4. Omega 3 tableti içtim. Özellikle satın almadan önce çok araştırdım. İçeriğindeki EPA ve DHA miktarlarını inceledim. Carlson 1000 mg tableti kullandım. Ben memnundum. Denemenizi tavsiye ederim.
5. Elevit vb. vitamin komplekslerini haftada 1 kullandım. Hamileliğim yaz aylarına denk geldiği için taze meyve ve sebze bulmakta sıkıntı yaşamadığım için ben vitamini boşverdim. Bu da bir tavsiye değil. Sadece kendi fikrim. Eğer bebeğin gelişmesinde bir sıkıntı ya da benim tahlillerimde bir sorun olsaydı mutlaka içmeğe çalışırdım.
6. Sağlık bakanlığının tavsiyesi ile ebenin önerdiği D vitamini damlasını kullandım. Sadece 1 şişe bitirdim. Kan tahlili ile öncesinde 25 civarında olan değerler 3 tane ampul ve 1 şişe damla ile 130'a çıktı. Bence bana çok faydalı oldu. Belki doğum sonrası devam edebilirim.
7. Evdeki tüm işleri kendim yapmaya çalıştım. Elbette kendimi yormamak ve yıpratmamak için gayret gösterdim. Ama benim fikrim, hareket bereket getirir. Zorunluluk yoksa belli çerçeveler içerisinde işlerinizi yapmak sizi zinde tutar.
8. Her sabah 1 yumurta yedim. Üşenmedim, her sabah haşlayıp ofise yanımda getirdim. Hatta havalar ısınmadan önce haftasonları günde 2 yumurta yedim. Okuduğum kaynaklar yumurtanın direkt emilen protein olduğunu yazıyor. Yani bebeğiniz için en faydalı protein.
9. 16. Hafta itibariyle günde 2 kere kalsiyum hapı kullandım. Osteocare. Ben çok memnun kaldım. Yine sizin de denemenizi tavsiye ederim. Siz kalsiyum takviyesi almazsanız bebek sizin depolarınızı bitirirmiş. Bu hapa doğumdan sonra da devam etmeyi düşünüyorum.
10. Hergün ceviz yedim. Başlarda biraz abartıyordum, 10 taneyi buluyordu. sonra kısıtlama getirdim ve yanıma 3-4 tane aldım.
11. Kışın kuru kayısı yaz gelince de taze kayısı yedim. Yine günde 3-4 adeti geçmeyecek şekilde tükettim. Hatta kuru kayısı ile cevizi birlikte yemek çok iyi oluyordu. Öğleden sonra şirkette ara öğün gibi yedim.
12. Her gün süt içtim. Önceleri 200 ml light süt içiyordum. Sonra günlük süt içmeye başladım. Günde yarım litreyi yarı yarıya sabah 1 bardak, akşam saat 17:00 gibi muz ile birlikte 1 bardak olarak içtim.
13. Beyaz peynire ağırlık verdim. Kaşar vb. daha yağlı peynirleri tercih etmedim. Hem kalori açısından hem de beyaz peynirin daha çok kalsiyum içerdiğini duymuştum, o yüzden çok yedim.
14. Dediğim gibi hamileliğim yaz aylarına geldiği için bol meyve sebze tüketebildim. Özellikle sabah kahvaltılarında yeşil biber ve kırmızı biber yemeğe çalıştım. Kırmızı biber C vitamini açısından çok zenginmiş. Domates ve salatalık da ekleyince büyük bir tabak sebze yemiş oluyordum.
15. 16. haftadan itibaren karnıma ve göğüslerime krem sürmeye başladım. Lierac jel ve Mustela yağı dönüşümlü olarak kullandım.
16. En başından beri hiç bir bitki çayını içmedim. Bitki çayları sonuçta etkileşimini bilmediğimiz birer ot. Hatta gebe eğitiminde diyetisyene sorulan benzer bir soruya, "kokain de bir ot" yanıtını duydum. Hangi otun vücudunuzda ne yapacağı belli olmaz. Hala hamilelikte çok dikkat etmek lazım.

Tüm bunların sonucunda 10,5 kilo ile doğuma girdim. 3710 gr bebeğimiz doğdu. 15 gün sonra eski kiloma dönmüştüm. Anne sütü için biraz sıkıntı çektim. Yapısal mı yoksa az kilo aldığım için mi böyle oldu bilemiyorum. Ama belki bir kişinin işine yarar diye burada yazmak istedim.

Sağlıcakla kalın...

41. Hafta ve Doğum Hikayemiz

Büyük heyecan ve umutlarla başlayan bu yolculuğun 41. Haftaya kadar varacağını hiç tahmin etmemiştim. Bize son ana kadar destek olan doktorumuzla tanışmamış olsaydık zaten tüp bebek olduğu için 38 ya da 39. Haftada sezaryen yapılırdı.
40. Haftayı doldurduğumuzda kurban bayramına 2 gün kalmıştı. Artık acil bir durum olursa hastanede hiç tanımadığı nöbetçi bir ekiple çalışmak zorunda olacak doktorumuzda süreci hızlandırma kararı aldı. Ama son anda şiddetli grip olmam nedeniyle yine ertelemek zorunda kaldık. Yapılan hesaba göre 40+1, bana göre ise 40+6 olduğumuz sabah 04:00'de hastaneye yatış yaptık.
Ebe ilk muayenesinde 1cm açıklık olduğunu söyledi. Bu durum daha önce doğum yapanlarda ılurmuş. Ama benim gibi doğum yapmamış biri için iyi bir şeymiş. Rahim ağzını yumuşatıp açılmasını sağlamak için ilaç yerleştirdiler. Beklemeye başladık...
4-5 saat sonra doktorum geldi. Muayene etti ve tekrar ilaç koydu. Şanslıysam akşam 12 saat sonra doğurabileceğimi söyledi. Beklemeye devam...
Saat 18:00 olduğunda hala açılma olmamıştı. Doğumun başlamayacağı anlaşılmıştı. Yine beklemeye devam ettik. Bol bol yürüyüş yap dediler. Hastane koridorlarını arşınlamaya başladım. Belimde bir ağrı başladı. Açılma için iyiye işaret olduğunu söylediler. Akşam 20:30 gibi nişan geldi. Bu da benim için sevindirici oldu. Artık su gelebilir dediler. Yine beklemeye devam...
Ama artık yatamaz derecede bel ağrısı çekiyordum. Sürekli yürüyordum. Eşime yavaş yavaş belime masaj yapmasını rica ettim. Ama benim istediğim gibi yavaşça ovmanın bir şeye yaramayacağını söyleyip, yattı uyudu... Ben ağrımla başbaşa kaldım :(
Gece 12:00'de nöbetçi doktorun yaptığı muayene beni mahvetti. Bu kadar haşin bir muayene görmedim. Üstelik bel ağrım dayanılmaz olmuştu. 15 dk nst için bile yatamaz haldeydim. Üstüne üstlük gündüz olan sancılarım kaybolmuştu :((
Sabaha karşı serumla birlikte suni sancıya başladık. Artık yatağa bağlanmıştım ve bel ağrısıyla baş etmeye çalışıyordum. Nst ise hala sancı görünmüyordu. Hemşire bile hayretler içinde kaldı. Acaba seruma ilaç koymadım mı diye düşünmeye başladı. Maalesef suni sancı bana hiç etki etmedi.
Sabah yine ebe geldi. Açıklığa baktı, hala 3cm'di. Hiç ilerleme kaydedilmiyordu.
Artık bebeğin kalp atışları da bozulmaya başladı. Doktorumu arayıp durumu bildirdiler. Sezaryana karar verildi. Önümüzdeki 6 saat bir şey yiyip içmeyecektim. Benim tek düşündüğüm bel ağrımın geçmesiydi. Son 5 aydır yer değiştirmeyen bebek, karnımda değişik hallere girmeye başladı. Karnım sağa-sola yamuluyordu. Anestezi doktoru bilgi vermek için geldi. Tek dileğim bel ağrımı geçirmeniz dedim.
Saat kesinleşince hem akrabalar hem de fotoğrafçımız geldi yavaş yavaş hastaneye. Bayramın ilk gününü heyecanla bekleyerek geçirmeye başlamıştık. Aynı heyecanla odamızı süsledik hep beraber.
Doktorumuz geldi. Son bir ümit yine muayene etti. Ama açılma hala aynı düzeydeydi ve bebek hiç inmemişti.
Doğuma eşim girmek istemediği için teyzem benimle gelecekti. Ama doktorumuz eşimin gelmesini istedi.
Vakit geldi ve ameliyathaneye indik. İnternette ne normal doğumu ne de sezaryanı araştırıp video izlememiştim. Bence öyle olması iyi oldu. Anestezi doktoru epidurali taktı. Bir süre sonra buz testi ile uyuşukluğu kontrol etti. Doktorumuz da geldikten sonra eşimi ve fotoğrafçımızı içeri aldılar. Doktorumuz, nöbetçi doktoru çağırın da biraz para kazansın dedi :)) nöbetçi doktorla ameliyathanede tanıştılar. Yani en istemediğimiz durum olmuştu. Tanımadığımız bir ekiple ameliyat yapılacaktı artık...
3-5 dakika içinde başladılar. Birazdan doktorum "bastır,bastır" diyordu nöbetçi doktora. Göğsümün altına bastırdı. Ama bebek çıkmadı. Doktorum bir şeyi verin dedi. Birazdan bir ses duydum ve içim boşaldı. Heyecanla saniyeler bana yıl gibi gelerek o ilk ağlama sesini duymayı bekledim.
Eşimi bebeğin yanına aldılar. Çocuk doktoru ilk muayenesini yaptı. Birazdan da yanıma getirdiler. Gözyaşları içinde öpüp kokladım oğlumu.
Anestezi doktoru işlemler sürerken beni biraz uyuttu. Uyandığımda dikiş bitmek üzereydi sanırım. Acile hasta gelmiş. Doktorum, nöbetçi doktora "sen git, ben tamamlarım" diyordu.
Toplamda kaç dakika sürdüğünü bilmiyorum. Ama bence hızlı bir şekilde beni yukarı çıkardılar. Giydirdiler ve bebeğim geldi 👼 O kadar acıkmış ki hemen vakum gibi emmeye başladı.
Sonuç sezaryan olsa da benim içimde hiç "keşke" diyeceğim bir şey kalmadı.
Doktorum elinden geleni yaptı. Bana çok destek oldu. Ama oğlum doğmadı. Sezaryanda vakum kullanıldığını hiç duymamıştım, benim başıma geldi.
Normal doğum yapamadım ama denedim ve mutluyum.
Bana bu şansı tanıdığı için doktoruma minnettarım. Her doktor keşke hastalarına bu kadar destek olsa... Çok az doktor bayramın ilk günü gelip hastasıyla böyle ilgilenir. İşin kolayına kaçsaydı bir n önce vazgeçip sezaryanı yapıp tatilini bozmazdı. Allah o dan razı olsun. Bizi sağlıkla bebeğimize kavuşturdu.
Bebeğimiz 3710 gr ve 50 cm doğdu. Kafa çapı 36 cm'di. Boşuna hep kocakafa diye korkutmuşlar bizi :) 41. haftaya kadar bekleyip bebeğin kilo almasının ne kadar önemli olduğunu ilerleyen haftalarda daha iyi anladım. Anne karnında kilo alması ne kadar kolaysa, doğduktan sonra bizim gibi ABO uyuşmazlığı nedeniyle sarılık olduysa ne kadar zor olduğu anladım.
Herkese benim gibi "keşkesiz" doğumlar diliyorum...