İlk ay kontrolümüzde dediğim gibi sadece 200 gr alarak kilo konusunda bir soru işareti yapmıştık kafamızda. Özellikle annemin sürekli "Kadınlar Kulubü" yazılarını okuyarak, "yok efendim bir aylık bebek şu kiloda olmalıydı, yok bu kiloda olmalıydı, yok gelişimi geri kaldı, vs" laflarıyla moralim çok bozulmuştu.
Birinci ay sonunda 2. doz hepatit aşımızı olduk.
Sonrasında artık rutin uygulanan kalça ultrasonu çektirmeye gittik.
Kalça Gelişim Geriliği ile işte tam bu anda tanıştım.
Radyoloji uzmanı çekim sırasında kısaca bilgi vererek, çift bez kullanmamız gerekeceğini, ama bir ortopedi uzmanına danışmamızı söyledi. İleri vakalarda alçı ile tedavi edildiğinden bahsetti.
Hemen çocuk doktorumuza danıştım. Her ortopedistin çift bez önereceğini söyledi. Öncelikle bez kullanmaya başlayıp, düzelmezse ortopedi uzmanına gitmemizi önerdi.
Tabi bu durumda boş durmayıp hemen google araştırmalarına başladım. Ben de "Kadınlar Kulubü" mağduru oldum. Ne vakalar vardı... Atele alınanlar, alçıya alınanlar, yaşanan onca acılar...
Oğluma bakıp bakıp ağlamaya başladım.
Kalça gelişim geriliği genelde prematüre bebeklerde olurmuş. Bizim bebeğimiz post-mature olmasına rağmen böyle doğması anne karnındaki hareketsizliğinden kaynaklanıyordu sanırım. Tekmeyi bile sayılı atardı karnımda. Duruş pozisyonunu hiç değiştirmezdi. Sanırım bu nedenle karnımda içte kalan sol kalçasında sorun olmuş.
İnternette doktor araştırması yapmaya başladım. Eğer müdahale yapılacaksa geç kalmak istemiyordum. Ultrason sonuçlarını bir forumda soruları yanıtlayan çok bilindik bir profesöre gönderdim. Cevap hemen gelin, gerekirse atele alalım oldu. Çok korktum, çok ağladım. Geceleri oğlumu uyutup, başında dua edip ağlıyordum. Allaha tüm hastalara şifa versin diye dua ediyordum.
Benim için psikolojik olarak zor günlerdi. Ama çevremize danıştık. Doktor araştırdık. Güvendiğimiz bir ortopedist, gerçekten bunun başka tedavisi olmadığı söyledi. Bekleyip görecektik artık...
Aklıma çok takmamaya karar verdim.
Bir baktım oğlum 40 günlük olmuş :)
Gerçekten bebeğin bize, bizim bebeğe alışmamız 40 gün sürmüş. Eskilerin varmış bir bildiği... 40 gün önemliymiş.
İlk ayımız doktora gitmekle geçti, hep sokaklardaydık. 20-25 gün kayınvalidem bizimle kaldı. Ama sonrasında o da memleketine döndü. Evde tek başıma kalıp bebeğe bakmak için kendimi çok güçlü hissetmiyordum. Bu yüzden her sabah eşim işe giderken bizi annemlere bırakıyordu. Akşam da dönüşte alıyordu. Yani 25 günlük bebeğim mesaiye başlamıştı bile... Bense sabah kalk hazırlan, akşam aynı şekilde hazırlan eve dön derken yorgunluğum kat be kat arttı.
Aslında sezaryanla doğum yapmamın hiç bir sıkıntısını çekmedim. Sadece ilk 10 gün bebek yan tarafımdaysa, yana dönüp eğilip kucağıma alırken biraz sızı oluyordu. Ama ameliyat sorunu değildi problem. Uykusuzluk, bebeğe yetememe kaygısı, bundan sonra nasıl bir hayatımız olacak diye heyecan duymaydı beni yoran.
Artık her ayın 8'i ile 14'ü arası SGK'dan maaşımı alabileceğim için oğlumu kısa da olsa anneme bırakıp bankaya gittim. Sanırım sokakta yürümeyi unutmuştum... Bir an afalladım. Evde oğlumu bırakmış olmak beni çok üzdü. Fazladan 1 dakika bile geçirmek istemiyordum oğlumdan ayrı... Koşa koşa eve geri döndüm.
40 gün olunca bir güç toplayıp evde yalnız kalmaya karar verdim oğlumla.
İşin bir ucundan tutarak başlamak lazımdı hayata artık...
Çok da iyi oldu, kendimize bir düzen kurmaya başladık o günden sonra.
Bu sırada yeni bir sorunumuz oldu; kabızlık. 3 gün geçip de kaka yapmayınca telaşlanmaya başladık. Doktor fitil yapın dedi. Ama acemi anne ve baba kıyıp da bebeğimize fitil yapamadık. Acile gittik. Oğlum o kadar çok ağladı ki :(( içim parçalanıyor hatırladıkça. O gün bol bol kaka yaptı.
45 günlük olduğunda evdeki tartıyla baktık ki oğlum yaklaşık 4.300 gr geliyor.
İlk mama denememizde, günde 4 kere mama alarak haftada 400 gr alan bebek 2 haftada 400 gr almıştı. Bir sorun olduğu anlaşıldı. O gün ziyaretimize gelen misafirlerimizin de desteğiyle mamayı arttırmaya karar verdik. Daha mamayı verir vermez yine 3 gündür kaka yapmayan oğlum kaka yapmaya başladı. Meğerse açlık da kabızlık nedeniymiş. :( yaşayarak tecrübe ettik. İnşallah bunu okuyan birine yardımım olur da onun bebeği böyle sıkıntı çekmez.
O günden sonra 5-6 kere mama vermeye başladım. Üzerine de ne kadar geliyorsa emziriyordum.
Ay sonuna doğru bir gün gözümü açamaz oldum. Bebek doğduğundan beri üzerimden atamadığım endişe nedeniyle lenslerimle uyumaya başlamıştım. Hep bir gözümü açık tutuyordum. Burada ilk defa itiraf edeceğim. Bu endişemin kaynağı, doğumdan önce okuduğum acı bir kaybediş hikayesiydi. Allah kimseyi yavrusundan ayırmasın... Gece uykusunda nefesi kesilip hayata gözlerini yuman Elfony'nin kızı Ece için içim öyle yanmış ki... Geceleri kalkıp kalkıp nefes alıyor mu diye kontrol ediyordum. Hala da endişemi üzerimden atabilmiş değilim ama ilk günlerdeki gibi değil... Sonuç retina iltihaplanması oldu. Bir süre lens takamadım. Bu sefer de gözlükle uyumayı öğrendim. Artık rahat uyku uyumak gibi bir amacım olmadığı için her ne şekilde olursa olsun tek amaç bebeğimi görmek, ağladığı anda yanında olmak. Bir süre tedavi gördüm, gözüm iyileşti. Yine de bazı geceler lens ile yatıyorum :( Yanlış ama rahat...
Beslenme şeklini değiştirdiğimiz gibi devam ederek 2. ayımızı 5.250 gr olarak kapattık. Neyse ki bu sınavdan geçer not almıştım :)
Birinci ay sonunda 2. doz hepatit aşımızı olduk.
Sonrasında artık rutin uygulanan kalça ultrasonu çektirmeye gittik.
Kalça Gelişim Geriliği ile işte tam bu anda tanıştım.
Radyoloji uzmanı çekim sırasında kısaca bilgi vererek, çift bez kullanmamız gerekeceğini, ama bir ortopedi uzmanına danışmamızı söyledi. İleri vakalarda alçı ile tedavi edildiğinden bahsetti.
Hemen çocuk doktorumuza danıştım. Her ortopedistin çift bez önereceğini söyledi. Öncelikle bez kullanmaya başlayıp, düzelmezse ortopedi uzmanına gitmemizi önerdi.
Tabi bu durumda boş durmayıp hemen google araştırmalarına başladım. Ben de "Kadınlar Kulubü" mağduru oldum. Ne vakalar vardı... Atele alınanlar, alçıya alınanlar, yaşanan onca acılar...
Oğluma bakıp bakıp ağlamaya başladım.
Kalça gelişim geriliği genelde prematüre bebeklerde olurmuş. Bizim bebeğimiz post-mature olmasına rağmen böyle doğması anne karnındaki hareketsizliğinden kaynaklanıyordu sanırım. Tekmeyi bile sayılı atardı karnımda. Duruş pozisyonunu hiç değiştirmezdi. Sanırım bu nedenle karnımda içte kalan sol kalçasında sorun olmuş.
İnternette doktor araştırması yapmaya başladım. Eğer müdahale yapılacaksa geç kalmak istemiyordum. Ultrason sonuçlarını bir forumda soruları yanıtlayan çok bilindik bir profesöre gönderdim. Cevap hemen gelin, gerekirse atele alalım oldu. Çok korktum, çok ağladım. Geceleri oğlumu uyutup, başında dua edip ağlıyordum. Allaha tüm hastalara şifa versin diye dua ediyordum.
Benim için psikolojik olarak zor günlerdi. Ama çevremize danıştık. Doktor araştırdık. Güvendiğimiz bir ortopedist, gerçekten bunun başka tedavisi olmadığı söyledi. Bekleyip görecektik artık...
Aklıma çok takmamaya karar verdim.
Bir baktım oğlum 40 günlük olmuş :)
Gerçekten bebeğin bize, bizim bebeğe alışmamız 40 gün sürmüş. Eskilerin varmış bir bildiği... 40 gün önemliymiş.
İlk ayımız doktora gitmekle geçti, hep sokaklardaydık. 20-25 gün kayınvalidem bizimle kaldı. Ama sonrasında o da memleketine döndü. Evde tek başıma kalıp bebeğe bakmak için kendimi çok güçlü hissetmiyordum. Bu yüzden her sabah eşim işe giderken bizi annemlere bırakıyordu. Akşam da dönüşte alıyordu. Yani 25 günlük bebeğim mesaiye başlamıştı bile... Bense sabah kalk hazırlan, akşam aynı şekilde hazırlan eve dön derken yorgunluğum kat be kat arttı.
Aslında sezaryanla doğum yapmamın hiç bir sıkıntısını çekmedim. Sadece ilk 10 gün bebek yan tarafımdaysa, yana dönüp eğilip kucağıma alırken biraz sızı oluyordu. Ama ameliyat sorunu değildi problem. Uykusuzluk, bebeğe yetememe kaygısı, bundan sonra nasıl bir hayatımız olacak diye heyecan duymaydı beni yoran.
Artık her ayın 8'i ile 14'ü arası SGK'dan maaşımı alabileceğim için oğlumu kısa da olsa anneme bırakıp bankaya gittim. Sanırım sokakta yürümeyi unutmuştum... Bir an afalladım. Evde oğlumu bırakmış olmak beni çok üzdü. Fazladan 1 dakika bile geçirmek istemiyordum oğlumdan ayrı... Koşa koşa eve geri döndüm.
40 gün olunca bir güç toplayıp evde yalnız kalmaya karar verdim oğlumla.
İşin bir ucundan tutarak başlamak lazımdı hayata artık...
Çok da iyi oldu, kendimize bir düzen kurmaya başladık o günden sonra.
Bu sırada yeni bir sorunumuz oldu; kabızlık. 3 gün geçip de kaka yapmayınca telaşlanmaya başladık. Doktor fitil yapın dedi. Ama acemi anne ve baba kıyıp da bebeğimize fitil yapamadık. Acile gittik. Oğlum o kadar çok ağladı ki :(( içim parçalanıyor hatırladıkça. O gün bol bol kaka yaptı.
45 günlük olduğunda evdeki tartıyla baktık ki oğlum yaklaşık 4.300 gr geliyor.
İlk mama denememizde, günde 4 kere mama alarak haftada 400 gr alan bebek 2 haftada 400 gr almıştı. Bir sorun olduğu anlaşıldı. O gün ziyaretimize gelen misafirlerimizin de desteğiyle mamayı arttırmaya karar verdik. Daha mamayı verir vermez yine 3 gündür kaka yapmayan oğlum kaka yapmaya başladı. Meğerse açlık da kabızlık nedeniymiş. :( yaşayarak tecrübe ettik. İnşallah bunu okuyan birine yardımım olur da onun bebeği böyle sıkıntı çekmez.
O günden sonra 5-6 kere mama vermeye başladım. Üzerine de ne kadar geliyorsa emziriyordum.
Ay sonuna doğru bir gün gözümü açamaz oldum. Bebek doğduğundan beri üzerimden atamadığım endişe nedeniyle lenslerimle uyumaya başlamıştım. Hep bir gözümü açık tutuyordum. Burada ilk defa itiraf edeceğim. Bu endişemin kaynağı, doğumdan önce okuduğum acı bir kaybediş hikayesiydi. Allah kimseyi yavrusundan ayırmasın... Gece uykusunda nefesi kesilip hayata gözlerini yuman Elfony'nin kızı Ece için içim öyle yanmış ki... Geceleri kalkıp kalkıp nefes alıyor mu diye kontrol ediyordum. Hala da endişemi üzerimden atabilmiş değilim ama ilk günlerdeki gibi değil... Sonuç retina iltihaplanması oldu. Bir süre lens takamadım. Bu sefer de gözlükle uyumayı öğrendim. Artık rahat uyku uyumak gibi bir amacım olmadığı için her ne şekilde olursa olsun tek amaç bebeğimi görmek, ağladığı anda yanında olmak. Bir süre tedavi gördüm, gözüm iyileşti. Yine de bazı geceler lens ile yatıyorum :( Yanlış ama rahat...
Beslenme şeklini değiştirdiğimiz gibi devam ederek 2. ayımızı 5.250 gr olarak kapattık. Neyse ki bu sınavdan geçer not almıştım :)