28 Ağustos 2014 Perşembe

Hamilelikte 35. Hafta

Her hafta bir yazıyı yayınlayınca diğerine taslak olarak başlardım. Bu hafta üşengeçlikler haftası sanırım... Bir türlü başlayamadım.

İş yerimde son 2 gün. Oturmaktan bile yorulur oldum.İçim sıkılıyor. Evde olup kalan işlerimi bitirmek istiyorum.

Bu hafta internet alışverişlerini yaptım. Eve gelenlere vermek üzere lavantalı keseler aldım. Onları süsleyeceğim. Ayrıca ozalitte bastırmayı planladığım kitap ayracı, su şişesi etiketi, yaka kartı, kapı posteri, banner gibi ürünlerin tasarımını tamamladım. Bunlara bağlanacak kurdele, püskül ve balon, pompom gibi ekstra aksesuarları yine internetten aldım.

Bir türlü başarılı olamadığım gecelik alışverişini yine internetten yaptım. Ama sonuç ne olacak diye beklemedeyim. Artık kargolarımı işyerimden rahatça alıp rahatça iade edemeyeceğim. Evde olduğum gün ve saatlerde kargo mu bekleyeceğim diye düşünüp eşimin işyeri adresine gönderim yapmayı uygun buldum. Bakalım başarılı olacak mı?

Her akşam giderek daha az yememe rağmen mide yanmasına çözüm bulamıyorum. Sadece midem değil elim-ayağım da yanıyor. Eşim camı açık bırakınca uyuyamıyor. Ben de uykum kaçınca sıcaktan uyuyamıyorum. Atıyorum kendimi salona, açıyorum camı. Bir bakmışım sabah olmuş. İki gün normal yatıyorsam diğer iki gece böyle geçiyor.

Bugün sırtım ağrımaya başladı. Ya artık sabah - akşam günde 3 saat işe git-gel dayanamaz hale geldim ya da vücut sancılar için deneme yapmaya başladı.

Bacak krampları için her gün yediğim muzu kestim. Çünkü magnezyum takviyesi gayet güzel krampları engellerken doğum sancılarını da baskılıyormuş. Bu haftadan itibaren baskılayacak bir şey kalmadı bence :) Ne zaman istersen bekliyoruz oğlum :) Başımızın üzerinde yerin var...

Profesör beni hastası olarak kabul etti. Haftaya muayeneye gideceğiz. Garanti vermemekle birlikte normal doğumu deneyeceğimizi söyledi. Ancak pelvis muayenesine göre kesin bir şey söyleyecek.   Önce doktorumla konuşmuş. Doktorum, çok zor gebelik elde edildiğini tüp bebekte benimle çok uğraştıklarını anlatmış.

Muayeneye gittiğimde inşallah aklımdakileri anlatma fırsatım olur, zira kafamı kemirip duruyorlar.
- Öncelikle zaten sorunlu olmasam niye 30 yaşında bebek isteyen bir hastayı tüp bebeğe yönlendirirsin? Sorun olduğunu daha başından biliyorduk. Bu yüzden farklı yöntemlerle vakit kaybetmeden son çare olabilecek tüp bebek ile tedaviye başladık.
- Tüp bebek tedavisinin daha 5. gününde rahim kalınlaşmadığı anlaşıldı. 9. gününde aromataz enzimi eksikliği olabileceği söylendi. Embriyoları dondurma kararını sadece 9 günde vermiştik bile.
- Enzim eksikliğinin bilinen bir tedavisi olmadığı için deneme - yanılma ile doğru ilaç ve ilaç dozu belirlenmeye çalışıldı. Bu tabii ki vakit kaybı oluyor. İlk transfer girişiminde her hastaya verdikleri transfer prosedürü kağıdını benim elime verip ilaçları uygulattılar. Zaten olmayacağı belliydi... Ama kızamıyorum. Neye göre dozaj değiştireceklerini anlamak için bunu yapmak zorundalardı bence.
- Ayrıca histereskopi yapalım dediler ve 2 ay transfer için ara vermemiz gerekti.
- Sonrasında ben yoruldum. Vücudum yoruldu. Ben 2 ay ara verdim.
- Mayıs 2013-Aralık 2013 arasında toplam 7 aylık bir sürede 4-5 ay ara vermekle geçtiği için aslında tüm tedavi 3 ay sürdü.
- İlk transferde başarı sağlandı.

Şimdi tüm bunlara bakınca ben zor bir hasta mı oluyorum? Evet zordu, ki bunu en çok ben hissettim, benim yaşadıklarımı böyle sözle anlatmak imkansız, ancak o evrelerden geçen bilir. Ama sorunları çözmek için 3 ay gibi bir süre, senelerce uğraşan insanları düşününce bence çok kısa. Ben çok şanslıydım diye düşünüyorum.

Sanırım bunlar 15 günde tüp bebek yapmaya alışmışlar. Fabrika gibi giren yarı mamül, mamül olarak 15 günde çıkmazsa sorunlu oluyor. Hele benim gibi az rastlanır bir sorun varsa "zor hasta" oluyorsunuz.
Bunlar benim bildiklerim. Acaba bana anlatılmayan benim bilmediğim şeyler mi var? Bir de bu konuyu merak ediyorum.

Neyse, önemli olan sonuç iyi olsun... Almanların bir sözü var: "Ende gut, alles gut". Sonucu iyiyse her şey iyidir :)

Haftaya görüşmek üzere,
Sevgiler...

21 Ağustos 2014 Perşembe

Hamilelikte 34. Hafta

Haftaları saymaya devam ediyoruz. Bakalım ne zaman gelecek bizim velet...

Geçen hafta itibariyle ayaklarını koyacak yer bulamamaya başladı bebeğimiz. Bir sola bir sağa döndürüp duruyor ayaklarını. Aman başını yukarı çevirmesin de ayaklarını nereye koyarsa razıyım :)

Bu haftasonu ne zamandır istediğim bir işi halledeyim dedim. Evin duvarlarını sildirmek... Düzenli gelen temizlikçimiz boyu kısa olduğu için dolap üstlerine bile yetişemiyor. Ben de uzun merdiven alamadım. Böyle olunca şirket çağırıp yaptırmak daha mantıklı gelmişti. Şirket güya buhar makinesi ile duvarları temizleyecek, özel deterjanlarla fayans temizliği yapılacak derz araları temizlenecekti. Bugüne kadar çağırdığım şirketler hep bayan temizlikçi gönderiyordu. Bu sefer onlara ulaşamadım, başka bir şirketi arayıp 2 kişi gelmesini istedim. Meğer bir bay bir bayan gönderiyorlarmış. Normalde evde yalnız kalıp başlarında duracaktım. Ama eşim de ben de beklemediğimiz bir durum olunca ister istemez tedirgin olduk. Eşim de bütün gün benimle evde bekledi. Sonuçta ise duvarlarda çok bir değişiklik olmadı. Zaten lekeli değildi, tozu gitsin diye sildirmek istemiştim. Ama bir daha yaptıracak olsam buhar makinesini tercih etmem. Ne varsa kol gücünde var. Derz araları ise istediğim gibi beyazlamadı. Anlattıkları makine aslında ıslak elektrik süpürgesiymiş. Çok gereksizmiş. Bir daha bu şekilde eleman çağırmamaya karar verdim. Bu da bir deneyim oldu...

Bebeğimizin hastane çıkış takımlarını ve ilk giyeceği yenidoğan boyutlu kıyafetlerini yıkadım ütüledim. İçim rahatladı :) Acil durumda çocuğun giyecekleri hazır en azından.

Dün doktor kontrolüm vardı. Yine profesöre gitmiştik kontrole. Doğumu kendisiyle gerçekleştirmek istediğimi söyledim. Önce pek yanaşmadı. Haklı olarak birlikte çalıştığı meslektaşının hastasını yarı yolda devralmak pek etik bir hareket olmayacak. Ancak sonuçta ben bir daha kendi doktoruma geri dönmeyeceğimi, başka bir doktor bulmak zorunda kalacağımı söyledim. Profesörü zor durumda bıraktım, biliyorum ama yapacak başka bir şeyim yok. Doktorumla konuşup bana bilgi verecek. Ne yapalım kısmet artık... Belki de işin sonunda hastane değiştirmem bile gerekecek ama bunda da vardır bir hayır diyeceğim. Şimdilik beklemedeyiz.

Bebeğimiz de neredeyse 2.500 gr olmuş. Konumuz başka şeyler olunca ne boyunu ne diğer ölçülerini soramadım. Sağlıklı olduğunu bilmek bana yetiyor. Zaten yüzünü de göremiyoruz. Herşeyiyle sürpriz olacak :)

Bebeğin kıyafetlerini hallettik ama kendime gecelik bulamadım hala... İnternetten aldığım gecelik-sabahlık takım sandım ama renkleri uyumsuz oldu. Başka bir sipariş verdim. Bunları geri göndereceğim.

Bu hafta internette okuduğum bir şeyi denemeye başladım. Göğüs uçlarına Evicap e vitamini tabletlerini delerek sürüyorum. Böylece doğum sonrasında oluşacak yıpranmayı azaltıyormuşsunuz. Bir yumuşak hap iki göğsüme bile fazla geliyor. Kalanını da yüzüme sürüyorum. Sivilcelerle başetmek için yeni bir yol deniyorum :)) Acaba bu yöntem işe yarayacak mı, göreceğiz...

Bebeğin büyümesiyle yemek yerken ve yemekten sonra mide yanmaları çok arttı. Çoğu zaman midemi tekmeliyor, bağırsaklarımı tekmeliyor, haklı tabi yer bulamıyor... Bu gidişle doğuma kadar yaklaşık 1 kilo daha alacak ve neredeyse %50 daha büyüyecek. Bugüne kadar çok iri bir karnım olmadı, ama bundan sonrası için korkmaya başladım :)) Patlamaya hazır bomba gibi mi olacağım acaba? Son iki kontrolde de doktor kiloma bakmadı. Ama evdeki tartıma göre 12 kilo almış durumdayırm. İnşallah 15'e varmadan doğum olur.

Şuanda en stresli olduğum konu doktordan beklediğim cevap. İnşallah bu hafta bir cevap alırım.

Haftaya görüşmek üzere,
Sevgiler,

14 Ağustos 2014 Perşembe

Hamilelikte 33. Hafta

Kararımı kesinleştiridim. Doktor değiştiriyorum. Haftaya kontrole gittiğimde doktor ile konuşacağım. İnşallah o da beni hastası olarak kabul eder. Sonu sezeryan olacaksa da bu profesör ile olmasını istiyorum.

Yine yorucu bir haftasonu geçirdim. Eşimin yurtdışında olmasını da fırsat bilerek annemle attım kendimi Eminönü'ne. Alınacak bir sürü şey vardı. Gecelik, pijama, sabahlık, emzirme sütyeni, hamile külodu, lohusa tacı :))

Daha önceden sadece dolaşıp çıktığım ama bakmaktan büyük zevk aldığım Havuzlu Han'da bu sefer saatler geçirdik. Önce en alt kattan başlamanızı tavsiye ederim. Bilmeyenler için anlatayım; en alt kat sadece bir dükkana ait. Her bölümde farklı farklı ürünleri gruplamışlar. İstediklerinizi kolayca bulmanız için ideal. Biz buradan battaniyelerimizi aldık. Bir üst kata çıktık, burada da mermerşahi ve ağız mendilleri aldık. Annem daha önce karşıda bakmış. Aynı markalı 12 adet ağız bezi orada 12 TL iken burada 7,5 TL idi. Belki 1 paket almak için değmez ama bir gününüzü ayırıp tüm ihtiyaçları aldığınızda mantıklı oluyor.
Yeni moda omuz bezi... Ondan da aldık. Gerçi bir mendil koymakla bunu koymak arasında bir şey farketmez bence ama elimizde bulunsun.
Lohusa Geceliği satan bir mağazada daha önce Kadıköy'de görüp beğendiğim bir pijamayı aldım. Hem de yarı fiyatına...
Ama genel olarak çok süslü, dantelli, taşlı gecelik takımları hoşuma gitmedi. Ben daha sade modeller istiyordum. Maalesef gecelik konusunda elimiz boş döndük.
Banyo havlusunu Mothercare'den almak istiyordum. Bir kaç mağaza ile kıyasladım. Fiyat ve kalite açısından Mothercare daha mantıklı geldi.
Nevresim takımı için de English Home ürünlerini beğenmiştim. Hem yatak boyutlarımız ile uyumluydu, hem de desenleri hoşumuza gitmişti. 2 takım oradan aldık.

Hamile çamaşırları için han dışındaki mağazaları daha hesaplı buldum. Ayrıca Chicco mağazasını aradık ama kapanmış, aklınızda bulunsun. Havuzlu Han içerisinde Chicco'nun hem kıyafet hem de bakım ürünleri satılıyor. Arzu edenler yine han içerisinden bunları alabilir.

Biraz da süsleme ürünlerini taramak için Mercan tarafından aşağı yürüdük. Hastane odasını için kendi yaptığım tasarımları matbaada bastırmak istiyorum. Bunlarla uyumlu olacak ip, kurdele, kağıt vb. ürünlere baktık. Artık elimiz kolumuz dolu olduğu için bu taraflarda çok fazla gezemedik. Belki nasip olursa Eylül ayında hafta içi bir kez daha gezmek isterim.

Her zaman Eminönü'nde dolaşmaktan büyük keyif almışımdır. İnşallah oğlumla da gidip gezeriz bol bol :))

Bu kadar iş yaptık ama hala alınacaklar bitmiyor. Banyo bakım malzemeleri için Mustela almak istiyordum. Daha fırsat olmadı. Tırnak makası, tarağı, fırçası, banyo filesi, banyo süngeri,vs. sırada bekliyor. Sanırım bunları internetten alacağım artık.

Gecelik için de daha fazla gezmek istemiyorum. İnternetten alıp deneyeceğim, olmazsa ya da beğenmezsem nasıl olsa iade edebiliyorum.

Bu haftasonu da evi detaylı temizletmek istiyorum. İnşallah ondan sonra hem hastane çantasını hazırlayacağım hem de dolapları yerleştireceğim. Allah sağlık versin, her şeyi yapmak için sabırsızlanıyorum.

Haftaya görüşmek üzere,
Sevgiler...

7 Ağustos 2014 Perşembe

Hamilelikte 32. Hafta

Ancak bu kadar olur... 31+0 olduğunda sabah bebeğin hareketlerinde azalma hissettim. Gün içerisinde tek tek hareketler hissediyordum ama eskisi gibi yoğun değildi.
Her hafta yaptığım gibi bu hafta neler olacağını internetten okumaya başladım. Bu hafta itibariyle hareketlerin azalacağı yazıyordu. :) Oğlum bu kadar kitabına uygun olmak zorunda değilsin :))

Kafa biraz önden gittiği için perinatoloji muayenesine gitmemizi istemişti doktorumuz. Aslında 2 hafta önden gidiyordu. Profesör 3-4 hafta ileriden çıkarsa endişeleniyoruz dedi. Ama gözden kaçırılabilecek bir durum olmaması için kontrol önemli...

Gelişim konusunda da bir sıkıntı yok. 2 kilo olmuşuz :)

Normal doğum konusunu da konuştuk. Tüp bebek olup da normal doğuran çok hastamız var dedi. Ama son 3-4 hafta içerisinde yapılacak muayenede hem bebeğin kafa yapısı hem de çatı genişliğinin uyumlu olması gerekiyormuş. 39. hafta tamamlandıktan sonra da risk almayacaklarını zaten biliyorum. Tek istediğim öncesinde normal doğum başlarsa hastanede bana destek olup olmayacaklarını bilmekti. Bu doktora göre böyle bir sorun olmazmış.

Kafamdaki en önemli sorun kan sulandırıcı iğnelerdi. 2 hafta önce doktor ile yaptığımız görüşmede bu iğne nedeniyle normal bir hamilelik geçirmediğimden bahsetmişti. Halbuki 16. haftada sorduğumda bir sakıncası yok cevabını almıştım. Epidural için de sıkıntı olabilir diye duyduğum için 2 haftadır ilacı kesmiştim. Profesör de iyi yapmışsın dedi. Zaten kendisi de uzun süre kullanılmasını desteklemiyormuş.

Ama ilaç konusunda benim yaptıklarımı ilk defa öğrenen eşim bana çok fena kızdı. Beni bencillikle suçladı. Böyle cahil bir davranışı benim yapmam onu çok üzmüş. Maalesef bir şeyi anlatmaya çalışsam da anlamadı. Bebeğe zarar verecek bir şeyi ben neden yapayım? Benim hislerimi filan anlamasını zaten beklemiyorum. O yüzden anlatmaktan da vazgeçtim. Sonuç iyi olduğuna göre daha fazla düşünmeye de gerek yok.

Şimdi kafamı en çok yoran soru doktor değiştirmeli miyim? Gittiğim doktorum bugüne kadar bana çok destek oldu, beraber bir sürü sorunu çözdük. Ama son konuşmamız da sezeryanı desteklemesi beni olumsuz etkiledi. Fikrini almak için gönderdiği profesör ise çok daha olumlu konuştu. En azından ihtimaller dahilinde hareket edeceğimizi söyledi. İçim rahatladı. Profesörle devam etmek istesem etik olur mu, ya da profesör benim hastası olmamı kabul eder mi? 2 hafta sonra yine profesör ile kontrolümüz var. Biraz daha düşünmek için vaktim var. Ama değişiklik çok iyi bir şey olmasa da kafamı kurcalıyorsa yapmam gerekir diye düşünüyorum şimdilik...
Bakalım neye karar vereceğiz...

Bugün itibariyle 32. hafta raporumu devlet hastanesinden aldım. Son 3 haftaya kadar çalışabilir şeklinde düzenlediler. Şirkete gelip kontrol ettik, sistemde görünüyor. Sorun yok diye umut ediyorum. Artık 37. haftada gidip çalışamaz raporunu alacağım. Günler azaldıkça yapılacaklar listesi artıyor...

Haftaya görüşmek üzere,
Sevgiler...