18 Kasım 2014 Salı

Hamilelikte Ne Yaptım, Ne Yapmadım

1. Zaten bol su içmeyi seven bir olarak günde 2 lt su içmeye özen gösterdim. Hem bebeğin suyunun azalmaması için, hem bebeğin suyu sürekli değiştiği için su içmeye özen gösterilmesi belirtiliyor. Ayrıca karın veya başka bölgelerde olan çatlaklar çoğunlukla genetik olmakla birlikte cildin nemlendirilmesi gerekiyormuş. Kremler, jel ya da yağlar cildi üstten nemlendirse de içeriden nemlendirmek yani su içmek daha fazla önemliymiş.
2. Hergün 1 muz yedim. İçeriğindeki potasyum ve magnezyum kas kramplarına iyi geliyormuş. Benim hiç kramp girme şikayetim olmadı. Bunu muza borçlu olabilirim.
3. Topuklu ayakkabı giydim. Çevremde çok kızan olsa da ben rahat ettiğim için giydim. Ama bu konu tavsiye edilecek bir şey değil. Ne kadar alışkın olduğunuz ile alakalı...
4. Omega 3 tableti içtim. Özellikle satın almadan önce çok araştırdım. İçeriğindeki EPA ve DHA miktarlarını inceledim. Carlson 1000 mg tableti kullandım. Ben memnundum. Denemenizi tavsiye ederim.
5. Elevit vb. vitamin komplekslerini haftada 1 kullandım. Hamileliğim yaz aylarına denk geldiği için taze meyve ve sebze bulmakta sıkıntı yaşamadığım için ben vitamini boşverdim. Bu da bir tavsiye değil. Sadece kendi fikrim. Eğer bebeğin gelişmesinde bir sıkıntı ya da benim tahlillerimde bir sorun olsaydı mutlaka içmeğe çalışırdım.
6. Sağlık bakanlığının tavsiyesi ile ebenin önerdiği D vitamini damlasını kullandım. Sadece 1 şişe bitirdim. Kan tahlili ile öncesinde 25 civarında olan değerler 3 tane ampul ve 1 şişe damla ile 130'a çıktı. Bence bana çok faydalı oldu. Belki doğum sonrası devam edebilirim.
7. Evdeki tüm işleri kendim yapmaya çalıştım. Elbette kendimi yormamak ve yıpratmamak için gayret gösterdim. Ama benim fikrim, hareket bereket getirir. Zorunluluk yoksa belli çerçeveler içerisinde işlerinizi yapmak sizi zinde tutar.
8. Her sabah 1 yumurta yedim. Üşenmedim, her sabah haşlayıp ofise yanımda getirdim. Hatta havalar ısınmadan önce haftasonları günde 2 yumurta yedim. Okuduğum kaynaklar yumurtanın direkt emilen protein olduğunu yazıyor. Yani bebeğiniz için en faydalı protein.
9. 16. Hafta itibariyle günde 2 kere kalsiyum hapı kullandım. Osteocare. Ben çok memnun kaldım. Yine sizin de denemenizi tavsiye ederim. Siz kalsiyum takviyesi almazsanız bebek sizin depolarınızı bitirirmiş. Bu hapa doğumdan sonra da devam etmeyi düşünüyorum.
10. Hergün ceviz yedim. Başlarda biraz abartıyordum, 10 taneyi buluyordu. sonra kısıtlama getirdim ve yanıma 3-4 tane aldım.
11. Kışın kuru kayısı yaz gelince de taze kayısı yedim. Yine günde 3-4 adeti geçmeyecek şekilde tükettim. Hatta kuru kayısı ile cevizi birlikte yemek çok iyi oluyordu. Öğleden sonra şirkette ara öğün gibi yedim.
12. Her gün süt içtim. Önceleri 200 ml light süt içiyordum. Sonra günlük süt içmeye başladım. Günde yarım litreyi yarı yarıya sabah 1 bardak, akşam saat 17:00 gibi muz ile birlikte 1 bardak olarak içtim.
13. Beyaz peynire ağırlık verdim. Kaşar vb. daha yağlı peynirleri tercih etmedim. Hem kalori açısından hem de beyaz peynirin daha çok kalsiyum içerdiğini duymuştum, o yüzden çok yedim.
14. Dediğim gibi hamileliğim yaz aylarına geldiği için bol meyve sebze tüketebildim. Özellikle sabah kahvaltılarında yeşil biber ve kırmızı biber yemeğe çalıştım. Kırmızı biber C vitamini açısından çok zenginmiş. Domates ve salatalık da ekleyince büyük bir tabak sebze yemiş oluyordum.
15. 16. haftadan itibaren karnıma ve göğüslerime krem sürmeye başladım. Lierac jel ve Mustela yağı dönüşümlü olarak kullandım.
16. En başından beri hiç bir bitki çayını içmedim. Bitki çayları sonuçta etkileşimini bilmediğimiz birer ot. Hatta gebe eğitiminde diyetisyene sorulan benzer bir soruya, "kokain de bir ot" yanıtını duydum. Hangi otun vücudunuzda ne yapacağı belli olmaz. Hala hamilelikte çok dikkat etmek lazım.

Tüm bunların sonucunda 10,5 kilo ile doğuma girdim. 3710 gr bebeğimiz doğdu. 15 gün sonra eski kiloma dönmüştüm. Anne sütü için biraz sıkıntı çektim. Yapısal mı yoksa az kilo aldığım için mi böyle oldu bilemiyorum. Ama belki bir kişinin işine yarar diye burada yazmak istedim.

Sağlıcakla kalın...

41. Hafta ve Doğum Hikayemiz

Büyük heyecan ve umutlarla başlayan bu yolculuğun 41. Haftaya kadar varacağını hiç tahmin etmemiştim. Bize son ana kadar destek olan doktorumuzla tanışmamış olsaydık zaten tüp bebek olduğu için 38 ya da 39. Haftada sezaryen yapılırdı.
40. Haftayı doldurduğumuzda kurban bayramına 2 gün kalmıştı. Artık acil bir durum olursa hastanede hiç tanımadığı nöbetçi bir ekiple çalışmak zorunda olacak doktorumuzda süreci hızlandırma kararı aldı. Ama son anda şiddetli grip olmam nedeniyle yine ertelemek zorunda kaldık. Yapılan hesaba göre 40+1, bana göre ise 40+6 olduğumuz sabah 04:00'de hastaneye yatış yaptık.
Ebe ilk muayenesinde 1cm açıklık olduğunu söyledi. Bu durum daha önce doğum yapanlarda ılurmuş. Ama benim gibi doğum yapmamış biri için iyi bir şeymiş. Rahim ağzını yumuşatıp açılmasını sağlamak için ilaç yerleştirdiler. Beklemeye başladık...
4-5 saat sonra doktorum geldi. Muayene etti ve tekrar ilaç koydu. Şanslıysam akşam 12 saat sonra doğurabileceğimi söyledi. Beklemeye devam...
Saat 18:00 olduğunda hala açılma olmamıştı. Doğumun başlamayacağı anlaşılmıştı. Yine beklemeye devam ettik. Bol bol yürüyüş yap dediler. Hastane koridorlarını arşınlamaya başladım. Belimde bir ağrı başladı. Açılma için iyiye işaret olduğunu söylediler. Akşam 20:30 gibi nişan geldi. Bu da benim için sevindirici oldu. Artık su gelebilir dediler. Yine beklemeye devam...
Ama artık yatamaz derecede bel ağrısı çekiyordum. Sürekli yürüyordum. Eşime yavaş yavaş belime masaj yapmasını rica ettim. Ama benim istediğim gibi yavaşça ovmanın bir şeye yaramayacağını söyleyip, yattı uyudu... Ben ağrımla başbaşa kaldım :(
Gece 12:00'de nöbetçi doktorun yaptığı muayene beni mahvetti. Bu kadar haşin bir muayene görmedim. Üstelik bel ağrım dayanılmaz olmuştu. 15 dk nst için bile yatamaz haldeydim. Üstüne üstlük gündüz olan sancılarım kaybolmuştu :((
Sabaha karşı serumla birlikte suni sancıya başladık. Artık yatağa bağlanmıştım ve bel ağrısıyla baş etmeye çalışıyordum. Nst ise hala sancı görünmüyordu. Hemşire bile hayretler içinde kaldı. Acaba seruma ilaç koymadım mı diye düşünmeye başladı. Maalesef suni sancı bana hiç etki etmedi.
Sabah yine ebe geldi. Açıklığa baktı, hala 3cm'di. Hiç ilerleme kaydedilmiyordu.
Artık bebeğin kalp atışları da bozulmaya başladı. Doktorumu arayıp durumu bildirdiler. Sezaryana karar verildi. Önümüzdeki 6 saat bir şey yiyip içmeyecektim. Benim tek düşündüğüm bel ağrımın geçmesiydi. Son 5 aydır yer değiştirmeyen bebek, karnımda değişik hallere girmeye başladı. Karnım sağa-sola yamuluyordu. Anestezi doktoru bilgi vermek için geldi. Tek dileğim bel ağrımı geçirmeniz dedim.
Saat kesinleşince hem akrabalar hem de fotoğrafçımız geldi yavaş yavaş hastaneye. Bayramın ilk gününü heyecanla bekleyerek geçirmeye başlamıştık. Aynı heyecanla odamızı süsledik hep beraber.
Doktorumuz geldi. Son bir ümit yine muayene etti. Ama açılma hala aynı düzeydeydi ve bebek hiç inmemişti.
Doğuma eşim girmek istemediği için teyzem benimle gelecekti. Ama doktorumuz eşimin gelmesini istedi.
Vakit geldi ve ameliyathaneye indik. İnternette ne normal doğumu ne de sezaryanı araştırıp video izlememiştim. Bence öyle olması iyi oldu. Anestezi doktoru epidurali taktı. Bir süre sonra buz testi ile uyuşukluğu kontrol etti. Doktorumuz da geldikten sonra eşimi ve fotoğrafçımızı içeri aldılar. Doktorumuz, nöbetçi doktoru çağırın da biraz para kazansın dedi :)) nöbetçi doktorla ameliyathanede tanıştılar. Yani en istemediğimiz durum olmuştu. Tanımadığımız bir ekiple ameliyat yapılacaktı artık...
3-5 dakika içinde başladılar. Birazdan doktorum "bastır,bastır" diyordu nöbetçi doktora. Göğsümün altına bastırdı. Ama bebek çıkmadı. Doktorum bir şeyi verin dedi. Birazdan bir ses duydum ve içim boşaldı. Heyecanla saniyeler bana yıl gibi gelerek o ilk ağlama sesini duymayı bekledim.
Eşimi bebeğin yanına aldılar. Çocuk doktoru ilk muayenesini yaptı. Birazdan da yanıma getirdiler. Gözyaşları içinde öpüp kokladım oğlumu.
Anestezi doktoru işlemler sürerken beni biraz uyuttu. Uyandığımda dikiş bitmek üzereydi sanırım. Acile hasta gelmiş. Doktorum, nöbetçi doktora "sen git, ben tamamlarım" diyordu.
Toplamda kaç dakika sürdüğünü bilmiyorum. Ama bence hızlı bir şekilde beni yukarı çıkardılar. Giydirdiler ve bebeğim geldi 👼 O kadar acıkmış ki hemen vakum gibi emmeye başladı.
Sonuç sezaryan olsa da benim içimde hiç "keşke" diyeceğim bir şey kalmadı.
Doktorum elinden geleni yaptı. Bana çok destek oldu. Ama oğlum doğmadı. Sezaryanda vakum kullanıldığını hiç duymamıştım, benim başıma geldi.
Normal doğum yapamadım ama denedim ve mutluyum.
Bana bu şansı tanıdığı için doktoruma minnettarım. Her doktor keşke hastalarına bu kadar destek olsa... Çok az doktor bayramın ilk günü gelip hastasıyla böyle ilgilenir. İşin kolayına kaçsaydı bir n önce vazgeçip sezaryanı yapıp tatilini bozmazdı. Allah o dan razı olsun. Bizi sağlıkla bebeğimize kavuşturdu.
Bebeğimiz 3710 gr ve 50 cm doğdu. Kafa çapı 36 cm'di. Boşuna hep kocakafa diye korkutmuşlar bizi :) 41. haftaya kadar bekleyip bebeğin kilo almasının ne kadar önemli olduğunu ilerleyen haftalarda daha iyi anladım. Anne karnında kilo alması ne kadar kolaysa, doğduktan sonra bizim gibi ABO uyuşmazlığı nedeniyle sarılık olduysa ne kadar zor olduğu anladım.
Herkese benim gibi "keşkesiz" doğumlar diliyorum...

2 Ekim 2014 Perşembe

Hamilelikte 40. Hafta

Bugün 39+1 ile 40. haftamıza giriş yapmış bulunuyoruz.
Dün sabah biraz da olsa karnımda hissettiğim gaz sancısına benzer sancılar bu sabah da olacak mı diye bekledim ama olmadı.
Yine belirti yok derken bir de baktım ki ishal oldum. Buna başka bir zaman sevinmezdim sanırım. Ama okuduğuma göre ishal doğumdan 1-2 gün önce başlayabiliyormuş. İnşallah bu bir işarettir.
Sabahtan aklıma daha önce yapmak istediğim ama fırsat bulamadığım bir iş geldi. Kullanmadığım bir tacımı hastanede giyeceğim bir gecelikle uyumlu hale getirmek istiyordum.
Uygun renk kurdele bulup biraz da dantelle süsledim. Gerçi kırmızı taç aldım ama olsun bu da benim lohusa tacım :)
39+4'te yine kontrole gittik. Bu arada olan tüm belirtiler yine kaybolmuştu. Bebek yine yukarıdaydı :(
Doktorumuz baktı ve önümüz bayram olduğu için 39+6'da suni sancı vererek doğumu başlatmaya karar verdi. Bayramda kendisi çalışsada beraber çalışacağı ekibin nöbetçi doktorlardan ve hemşirelerden  olacak olması pek hoşuna gitmiyordu. Mecbur kalmadıkça tercih etmeyelim dedi. Neyse bir bakıma içimiz rahatladı. Herkese haber verdik. Oğlumuzu karşılamaya 2 günümüz kaldı diye hayallere daldık.
O akşam suni sancı ve nefes egzersizleri üzerine internette ne bulursam okumaya başladım. Bugüne kadar kendimi şartlandırmadığım için bunlara odaklanmak istememiştim. Çalışmadığım konulardan soru çıkacaktı :) her öğrenci gibi sınav öncesi son gece çalışmaya başladım :)) Evdeki son günümde ne yapsam diye düşünüyordum...
Ertesi sabah boğaz ağrısı ile uyandım. Eşim zaten akşam grip olduğunu düşünüp içeride yatmıştı. Önce çok önemsemedim. Ama hapşırmaların sayısı gitgide arttı. Boğazım daha şiddetli ağrımaya başladı. Ayrıca son bir haftadır sol kaburgamda kendini ara ara hissettiren sızı, hapşırırken ya da burnumu silerken dayanılmaz oluyordu. Öğlen doktorumu aradım. Grip olduğumu duyunca erteleyelim dedi.
Zaten nefes alamazken suni sancıyı nasıl idare edebileceğimi bilemiyordum. Gerekli olursa grip olarak da sezaryana almak istemem dedi. Bizim doğum ertlendi...
Gerçekten 39+6 olduğunda sabah çok kötüydüm... İyi ki denemeyi düşünmemişim...
Akşamında doktorum arayıp nasıl olduğumu sordu. Artık düzelmeye başlamıştım. O zaman arife günü yani 40+1'de yapalım dedi :) yine bir heyecan başladı.
Artık sonucun ne olacağı önemli, inşallah 03.10.2014'te oğlumuz doğmuş olacak. Normal ya da sezaryan fark etmez. Doktorumuz bize şans verdi. Başka bir doktor olsa belki 2 hafta önce sezaryan yapardı. Oğlumuza bir kere daha şans vereceğiz. Belki çok ağrılı ve hoş olmayan bir deneyim olacak, biliyorum. Ama bunu da belki hayatımda sadece bir kere yaşama şansım var.
Allah yardımcımız olsun, hakkımızda hayırlısını nasip etsin inşallah :)
41. haftamızın ilk günü doğum günü olur inşallah, ben de artık bir sonraki yazımı doğum hikayesi olarak yazarım :))
Bize dua edin...
Görüşmek üzere,
Sevgiler...

25 Eylül 2014 Perşembe

Hamilelikte 39. Hafta

Buradaki son rakam "1" mi olacak yoksa ben haftaya "0" bulup koyacak mıyım, bilemiyorum :)

Sağlığımız yerinde Allah'a şükür. Sorun olmazsa beklemeye devam edeceğiz. Bugün 39. haftamızı bitirdik. Boyu 50 cm kilosu da yaklaşık 3500 gr oldu oğlumuzun.

Son haftalara girdiğimiz için artık hastane çantasını hazırlama vakti gelmişti, hatta geçiyordu :) bu hafta ilk iş onu yaptım. Beşiğimizin ve yatağımızın çarşaflarını serdim. Bunlarla çok alakalı olmasa da halıları yıkamaya gönderdim :)

Şuanda en çok sorulan sorular: "Ne oldu? Doktor ne dedi? Günü belli oldu mu? Sezaryan için gün verdi mi?" Normal doğumu "normal" olarak beklemek o kadar unutulmuş ki, bunu söyleyince şaşırıyor insanlar. Allah'ın sevgili bir kuluymuşum ki, şükürler olsun son haftalarda doktorumu değiştirebildim. Bu aşamadan sonra sezaryan bile olsam bu gerekli olduğu için yapılacak. İçim rahat artık... Bebeğimizin de sağlığı yerinde, biraz daha içeride kalıp büyüyebilir isterse :)

En başından beri 5. gün embriyosu yani blastokist olarak transfer edildiği için ilk 5 günlük farkı şimdi kullanarak biraz daha erken doğabileceğini düşünmüştüm. Ama öyle olmuyormuş demek ki...

Anneanne, dede ve babaanne heyecanları da doruk noktasına ulaştı... Artık gelsin diye bekliyorlar. Ben artık sözcüğünü kullanmak istemiyorum. Demek ki zamanı daha gelmedi. Ne zaman olacağını biz bilemiyoruz :)

Bazen düşününce kendimi çok garip hissediyorum. Belki yarın kucağımda bebeğim olacak, acaba ne yapacağım, ona bakabilecek miyim, ne hissedeceğim... Çok garip bir duygu...

Allah herkesi bebeğine sağlıkla kavuştursun...

Sevgiler...

18 Eylül 2014 Perşembe

Hamilelikte 38. Hafta

Gerçekten 2 hafta mı kaldı yoksa daha az mı?

Dün doktor kontrolümüz vardı. Sistemde bir yanlışlık olmuş. Zaten 32. haftadan sonra bulduğum doktorum dün hastanede yokmuş. Aradılar, bizi başka bir doktora yönlendirdi.

NST sonuçları gayet normal, bir sıkıntı yok. Ama ultrasona göre 3800 gr ölçüldü ki bu gerçekten fazla. Doktor da fazla ölçtüğünü söyledi. Ama bu bebek 3500 gr gelir dedi. Çatı muayenesini tekrarladı. Ona göre de bir sorun yok. Dua edin de doğum artık bir an önce başlasın dedi.

Böyle iyi güzel, güle oynaya bekliyoruz ama hep okuduğum bloglar da aynı şekilde böyle bekliyorlar, bekliyorlar, bekliyorlar. En son gidip doğum hikayelerini okuyorum: Sonuç sezaryen :(

İnşallah bebeğimiz sağlıkla gelir...

Ben kilo vermişim. 12 kilo aldığımı düşünüyordum. Ama hastanenin tartısında 10 kilo almış çıktım. Bir yandan çok sevindim ama bir yandan da düşünüyorum, bebek nasıl böyle atağa kalktı son haftalarda? Ben dikkat ettikçe tosun büyümeye devam ediyor :)

Bu hafta da hastanede dağıtmak istediğim su şişelerini tamamladım.

Hastanede dağıtacağımız çikolatalar önümüzdeki Salı günü hazır olacaktı. Ama doktorun bir an önce doğum olsa çok iyi olur demesi üzerine süreci hızlandırma ihtiyacı duyduk :)

Önümüzdeki kontrolümüz cumartesi günü. Çikolatalar da her ihtimale karşı cumartesi hazır olacak :)))

Halim yerindeyken uzun zamandır ziyaretine gitmek istediğim arkadaşıma da gideyim dedim. İkiz bebeklerini sevdim. Allah bağışlasın çok güzel bir şey, ama bir o kadar da zor görünüyor...

Onlar için de en çok tüketilen malzeme olan bebek bezinden pasta yapmayı düşündüm.

Bu benim klasik hediyem oldu artık :) Ama hem eğlenceli oluyor, hem de işe yarayacağını düşünüyorum.

Artık 39. hafta içerisinde bizim velet doğar mı, yoksa 40. haftayı mı bekler, biz de bekleyip göreceğiz :)

Sağlıcakla kalın...

11 Eylül 2014 Perşembe

Hamilelikte 37. Hafta

Hala bu kadar az kaldığına inanamıyorum.

Bu hafta göbek deliğim kaşınmaya başladı. Neden olabilir acaba? Belki gerginliktendir diyorum. Bizim bebek hala çok hareketli değil :( Hatta eskiye göre biraz daha az hareketli ama sanırım bu da normal. Telaş etmemeye çalışıyorum. (Kaşınma konusunu bir çok yerde okudum. Bu hafta olabiliyormuş. Gerçi benim kaşıntılarım azaldı.)

Hastane süslemeleri için biraz daha çalıştım bu hafta,

Hoşgeldin afişi hazırladım:

Aile bireylerimiz için yaka kartlarını kestim, biçtim:
Tüm yaptıklarımı annemlere götürüp bırakıyorum.
Hastaneye onlar getirip yerleştirecekler.

Kendim için de hastane çantasına koyulacakları hazırladım ama daha yerleştirmedim. Bu konuda üzerimde bir rehavet var ki anlatamam. Bu gidişle ben hazırlayamayacağım bu çantayı...

Bugün 37. hafta iş göremezlik raporumu aldım devlet hastanesinden. Bebeğin ölçümleri de yapıldı. 3.300 gr olarak çıktı. Yine bir haftada 300 gr almış :( Çok güzel büyüsün de, nasıl doğacaksın oğlum?
NST kontrolü de yapıldı. Sancı filan yok.

Ne yesem, ne yemesem bilemedim... Ben yedikçe mi kilo alıyor diyeceğim ama evdeki tartım hep aynı gösteriyor. Ben gidip yürüyüş yapayım en iyisi...

Haftaya da görüşeceğiz sanırım, bizim oğlan doğmaya niyetli değil :)

Sağlıcakla kalın...

4 Eylül 2014 Perşembe

Hamilelikte 36. Hafta

Hem bu kadar az kaldığına inanamıyorum, hem de daha ne kadar çok var diyorum.

Dün doktor kontrolümüz vardı. Neyse ki çatı muayenesinde bir aksilik çıkmadı. Fiziksel yapı olarak uygun görünüyorum. Bebeğimiz biraz büyümüş, yaklaşık 3 kilo olmuş. Böyle devam ederse 4 haftada 4 kilo olabilir ki bu durumda doğurmak zor olacak :(

Fazladan alınan tüm karbonhidratlar yasak. Bebeği çok fazla büyütme dedi doktor. Günlük 1 saat yürüyüş önerdi. İnşallah yapabilirim artık... Evdeyim ama evdeki işlerden fırsat bulup yürüyüş yapamıyorum. Gerçi doktor koşu bandında da yürüyebilirsin dedi.

Bu hafta hem hastane süslemelerini hem de eve gelecekler için vereceğimiz hediyelikleri ayarlamaya başladım. Eve gelenlere Tonton Bebek hazırladım. Lavanta keseleri üzerine teşekkür ederiz yazıp nazar boncuklu çengelli iğne ile iğneledim.

Hastanede böyle şeyler dağıtma taraftarı değilim. Bunlar daha yakınlarımızın saklayacağı hediyelikler diye düşünüyorum. Hastane için daha farklı bir şey düşündüm. Kitap ayracı. Hem atılsa da üzülmeyeceğim, hem de kadın-erkek alıp belki bir kitabının arasında yıllar sonra bulunca bizi hatırlayabileceği bir şey olsun diye aklıma geldi.
O da böyle oldu işte, onun püskül işlerini filan bitirdim.

Diğer tasarımlarımı da paylaşacağım sırayla :)

Haftaya görüşmek üzere,

Sevgiler...

28 Ağustos 2014 Perşembe

Hamilelikte 35. Hafta

Her hafta bir yazıyı yayınlayınca diğerine taslak olarak başlardım. Bu hafta üşengeçlikler haftası sanırım... Bir türlü başlayamadım.

İş yerimde son 2 gün. Oturmaktan bile yorulur oldum.İçim sıkılıyor. Evde olup kalan işlerimi bitirmek istiyorum.

Bu hafta internet alışverişlerini yaptım. Eve gelenlere vermek üzere lavantalı keseler aldım. Onları süsleyeceğim. Ayrıca ozalitte bastırmayı planladığım kitap ayracı, su şişesi etiketi, yaka kartı, kapı posteri, banner gibi ürünlerin tasarımını tamamladım. Bunlara bağlanacak kurdele, püskül ve balon, pompom gibi ekstra aksesuarları yine internetten aldım.

Bir türlü başarılı olamadığım gecelik alışverişini yine internetten yaptım. Ama sonuç ne olacak diye beklemedeyim. Artık kargolarımı işyerimden rahatça alıp rahatça iade edemeyeceğim. Evde olduğum gün ve saatlerde kargo mu bekleyeceğim diye düşünüp eşimin işyeri adresine gönderim yapmayı uygun buldum. Bakalım başarılı olacak mı?

Her akşam giderek daha az yememe rağmen mide yanmasına çözüm bulamıyorum. Sadece midem değil elim-ayağım da yanıyor. Eşim camı açık bırakınca uyuyamıyor. Ben de uykum kaçınca sıcaktan uyuyamıyorum. Atıyorum kendimi salona, açıyorum camı. Bir bakmışım sabah olmuş. İki gün normal yatıyorsam diğer iki gece böyle geçiyor.

Bugün sırtım ağrımaya başladı. Ya artık sabah - akşam günde 3 saat işe git-gel dayanamaz hale geldim ya da vücut sancılar için deneme yapmaya başladı.

Bacak krampları için her gün yediğim muzu kestim. Çünkü magnezyum takviyesi gayet güzel krampları engellerken doğum sancılarını da baskılıyormuş. Bu haftadan itibaren baskılayacak bir şey kalmadı bence :) Ne zaman istersen bekliyoruz oğlum :) Başımızın üzerinde yerin var...

Profesör beni hastası olarak kabul etti. Haftaya muayeneye gideceğiz. Garanti vermemekle birlikte normal doğumu deneyeceğimizi söyledi. Ancak pelvis muayenesine göre kesin bir şey söyleyecek.   Önce doktorumla konuşmuş. Doktorum, çok zor gebelik elde edildiğini tüp bebekte benimle çok uğraştıklarını anlatmış.

Muayeneye gittiğimde inşallah aklımdakileri anlatma fırsatım olur, zira kafamı kemirip duruyorlar.
- Öncelikle zaten sorunlu olmasam niye 30 yaşında bebek isteyen bir hastayı tüp bebeğe yönlendirirsin? Sorun olduğunu daha başından biliyorduk. Bu yüzden farklı yöntemlerle vakit kaybetmeden son çare olabilecek tüp bebek ile tedaviye başladık.
- Tüp bebek tedavisinin daha 5. gününde rahim kalınlaşmadığı anlaşıldı. 9. gününde aromataz enzimi eksikliği olabileceği söylendi. Embriyoları dondurma kararını sadece 9 günde vermiştik bile.
- Enzim eksikliğinin bilinen bir tedavisi olmadığı için deneme - yanılma ile doğru ilaç ve ilaç dozu belirlenmeye çalışıldı. Bu tabii ki vakit kaybı oluyor. İlk transfer girişiminde her hastaya verdikleri transfer prosedürü kağıdını benim elime verip ilaçları uygulattılar. Zaten olmayacağı belliydi... Ama kızamıyorum. Neye göre dozaj değiştireceklerini anlamak için bunu yapmak zorundalardı bence.
- Ayrıca histereskopi yapalım dediler ve 2 ay transfer için ara vermemiz gerekti.
- Sonrasında ben yoruldum. Vücudum yoruldu. Ben 2 ay ara verdim.
- Mayıs 2013-Aralık 2013 arasında toplam 7 aylık bir sürede 4-5 ay ara vermekle geçtiği için aslında tüm tedavi 3 ay sürdü.
- İlk transferde başarı sağlandı.

Şimdi tüm bunlara bakınca ben zor bir hasta mı oluyorum? Evet zordu, ki bunu en çok ben hissettim, benim yaşadıklarımı böyle sözle anlatmak imkansız, ancak o evrelerden geçen bilir. Ama sorunları çözmek için 3 ay gibi bir süre, senelerce uğraşan insanları düşününce bence çok kısa. Ben çok şanslıydım diye düşünüyorum.

Sanırım bunlar 15 günde tüp bebek yapmaya alışmışlar. Fabrika gibi giren yarı mamül, mamül olarak 15 günde çıkmazsa sorunlu oluyor. Hele benim gibi az rastlanır bir sorun varsa "zor hasta" oluyorsunuz.
Bunlar benim bildiklerim. Acaba bana anlatılmayan benim bilmediğim şeyler mi var? Bir de bu konuyu merak ediyorum.

Neyse, önemli olan sonuç iyi olsun... Almanların bir sözü var: "Ende gut, alles gut". Sonucu iyiyse her şey iyidir :)

Haftaya görüşmek üzere,
Sevgiler...

21 Ağustos 2014 Perşembe

Hamilelikte 34. Hafta

Haftaları saymaya devam ediyoruz. Bakalım ne zaman gelecek bizim velet...

Geçen hafta itibariyle ayaklarını koyacak yer bulamamaya başladı bebeğimiz. Bir sola bir sağa döndürüp duruyor ayaklarını. Aman başını yukarı çevirmesin de ayaklarını nereye koyarsa razıyım :)

Bu haftasonu ne zamandır istediğim bir işi halledeyim dedim. Evin duvarlarını sildirmek... Düzenli gelen temizlikçimiz boyu kısa olduğu için dolap üstlerine bile yetişemiyor. Ben de uzun merdiven alamadım. Böyle olunca şirket çağırıp yaptırmak daha mantıklı gelmişti. Şirket güya buhar makinesi ile duvarları temizleyecek, özel deterjanlarla fayans temizliği yapılacak derz araları temizlenecekti. Bugüne kadar çağırdığım şirketler hep bayan temizlikçi gönderiyordu. Bu sefer onlara ulaşamadım, başka bir şirketi arayıp 2 kişi gelmesini istedim. Meğer bir bay bir bayan gönderiyorlarmış. Normalde evde yalnız kalıp başlarında duracaktım. Ama eşim de ben de beklemediğimiz bir durum olunca ister istemez tedirgin olduk. Eşim de bütün gün benimle evde bekledi. Sonuçta ise duvarlarda çok bir değişiklik olmadı. Zaten lekeli değildi, tozu gitsin diye sildirmek istemiştim. Ama bir daha yaptıracak olsam buhar makinesini tercih etmem. Ne varsa kol gücünde var. Derz araları ise istediğim gibi beyazlamadı. Anlattıkları makine aslında ıslak elektrik süpürgesiymiş. Çok gereksizmiş. Bir daha bu şekilde eleman çağırmamaya karar verdim. Bu da bir deneyim oldu...

Bebeğimizin hastane çıkış takımlarını ve ilk giyeceği yenidoğan boyutlu kıyafetlerini yıkadım ütüledim. İçim rahatladı :) Acil durumda çocuğun giyecekleri hazır en azından.

Dün doktor kontrolüm vardı. Yine profesöre gitmiştik kontrole. Doğumu kendisiyle gerçekleştirmek istediğimi söyledim. Önce pek yanaşmadı. Haklı olarak birlikte çalıştığı meslektaşının hastasını yarı yolda devralmak pek etik bir hareket olmayacak. Ancak sonuçta ben bir daha kendi doktoruma geri dönmeyeceğimi, başka bir doktor bulmak zorunda kalacağımı söyledim. Profesörü zor durumda bıraktım, biliyorum ama yapacak başka bir şeyim yok. Doktorumla konuşup bana bilgi verecek. Ne yapalım kısmet artık... Belki de işin sonunda hastane değiştirmem bile gerekecek ama bunda da vardır bir hayır diyeceğim. Şimdilik beklemedeyiz.

Bebeğimiz de neredeyse 2.500 gr olmuş. Konumuz başka şeyler olunca ne boyunu ne diğer ölçülerini soramadım. Sağlıklı olduğunu bilmek bana yetiyor. Zaten yüzünü de göremiyoruz. Herşeyiyle sürpriz olacak :)

Bebeğin kıyafetlerini hallettik ama kendime gecelik bulamadım hala... İnternetten aldığım gecelik-sabahlık takım sandım ama renkleri uyumsuz oldu. Başka bir sipariş verdim. Bunları geri göndereceğim.

Bu hafta internette okuduğum bir şeyi denemeye başladım. Göğüs uçlarına Evicap e vitamini tabletlerini delerek sürüyorum. Böylece doğum sonrasında oluşacak yıpranmayı azaltıyormuşsunuz. Bir yumuşak hap iki göğsüme bile fazla geliyor. Kalanını da yüzüme sürüyorum. Sivilcelerle başetmek için yeni bir yol deniyorum :)) Acaba bu yöntem işe yarayacak mı, göreceğiz...

Bebeğin büyümesiyle yemek yerken ve yemekten sonra mide yanmaları çok arttı. Çoğu zaman midemi tekmeliyor, bağırsaklarımı tekmeliyor, haklı tabi yer bulamıyor... Bu gidişle doğuma kadar yaklaşık 1 kilo daha alacak ve neredeyse %50 daha büyüyecek. Bugüne kadar çok iri bir karnım olmadı, ama bundan sonrası için korkmaya başladım :)) Patlamaya hazır bomba gibi mi olacağım acaba? Son iki kontrolde de doktor kiloma bakmadı. Ama evdeki tartıma göre 12 kilo almış durumdayırm. İnşallah 15'e varmadan doğum olur.

Şuanda en stresli olduğum konu doktordan beklediğim cevap. İnşallah bu hafta bir cevap alırım.

Haftaya görüşmek üzere,
Sevgiler,

14 Ağustos 2014 Perşembe

Hamilelikte 33. Hafta

Kararımı kesinleştiridim. Doktor değiştiriyorum. Haftaya kontrole gittiğimde doktor ile konuşacağım. İnşallah o da beni hastası olarak kabul eder. Sonu sezeryan olacaksa da bu profesör ile olmasını istiyorum.

Yine yorucu bir haftasonu geçirdim. Eşimin yurtdışında olmasını da fırsat bilerek annemle attım kendimi Eminönü'ne. Alınacak bir sürü şey vardı. Gecelik, pijama, sabahlık, emzirme sütyeni, hamile külodu, lohusa tacı :))

Daha önceden sadece dolaşıp çıktığım ama bakmaktan büyük zevk aldığım Havuzlu Han'da bu sefer saatler geçirdik. Önce en alt kattan başlamanızı tavsiye ederim. Bilmeyenler için anlatayım; en alt kat sadece bir dükkana ait. Her bölümde farklı farklı ürünleri gruplamışlar. İstediklerinizi kolayca bulmanız için ideal. Biz buradan battaniyelerimizi aldık. Bir üst kata çıktık, burada da mermerşahi ve ağız mendilleri aldık. Annem daha önce karşıda bakmış. Aynı markalı 12 adet ağız bezi orada 12 TL iken burada 7,5 TL idi. Belki 1 paket almak için değmez ama bir gününüzü ayırıp tüm ihtiyaçları aldığınızda mantıklı oluyor.
Yeni moda omuz bezi... Ondan da aldık. Gerçi bir mendil koymakla bunu koymak arasında bir şey farketmez bence ama elimizde bulunsun.
Lohusa Geceliği satan bir mağazada daha önce Kadıköy'de görüp beğendiğim bir pijamayı aldım. Hem de yarı fiyatına...
Ama genel olarak çok süslü, dantelli, taşlı gecelik takımları hoşuma gitmedi. Ben daha sade modeller istiyordum. Maalesef gecelik konusunda elimiz boş döndük.
Banyo havlusunu Mothercare'den almak istiyordum. Bir kaç mağaza ile kıyasladım. Fiyat ve kalite açısından Mothercare daha mantıklı geldi.
Nevresim takımı için de English Home ürünlerini beğenmiştim. Hem yatak boyutlarımız ile uyumluydu, hem de desenleri hoşumuza gitmişti. 2 takım oradan aldık.

Hamile çamaşırları için han dışındaki mağazaları daha hesaplı buldum. Ayrıca Chicco mağazasını aradık ama kapanmış, aklınızda bulunsun. Havuzlu Han içerisinde Chicco'nun hem kıyafet hem de bakım ürünleri satılıyor. Arzu edenler yine han içerisinden bunları alabilir.

Biraz da süsleme ürünlerini taramak için Mercan tarafından aşağı yürüdük. Hastane odasını için kendi yaptığım tasarımları matbaada bastırmak istiyorum. Bunlarla uyumlu olacak ip, kurdele, kağıt vb. ürünlere baktık. Artık elimiz kolumuz dolu olduğu için bu taraflarda çok fazla gezemedik. Belki nasip olursa Eylül ayında hafta içi bir kez daha gezmek isterim.

Her zaman Eminönü'nde dolaşmaktan büyük keyif almışımdır. İnşallah oğlumla da gidip gezeriz bol bol :))

Bu kadar iş yaptık ama hala alınacaklar bitmiyor. Banyo bakım malzemeleri için Mustela almak istiyordum. Daha fırsat olmadı. Tırnak makası, tarağı, fırçası, banyo filesi, banyo süngeri,vs. sırada bekliyor. Sanırım bunları internetten alacağım artık.

Gecelik için de daha fazla gezmek istemiyorum. İnternetten alıp deneyeceğim, olmazsa ya da beğenmezsem nasıl olsa iade edebiliyorum.

Bu haftasonu da evi detaylı temizletmek istiyorum. İnşallah ondan sonra hem hastane çantasını hazırlayacağım hem de dolapları yerleştireceğim. Allah sağlık versin, her şeyi yapmak için sabırsızlanıyorum.

Haftaya görüşmek üzere,
Sevgiler...

7 Ağustos 2014 Perşembe

Hamilelikte 32. Hafta

Ancak bu kadar olur... 31+0 olduğunda sabah bebeğin hareketlerinde azalma hissettim. Gün içerisinde tek tek hareketler hissediyordum ama eskisi gibi yoğun değildi.
Her hafta yaptığım gibi bu hafta neler olacağını internetten okumaya başladım. Bu hafta itibariyle hareketlerin azalacağı yazıyordu. :) Oğlum bu kadar kitabına uygun olmak zorunda değilsin :))

Kafa biraz önden gittiği için perinatoloji muayenesine gitmemizi istemişti doktorumuz. Aslında 2 hafta önden gidiyordu. Profesör 3-4 hafta ileriden çıkarsa endişeleniyoruz dedi. Ama gözden kaçırılabilecek bir durum olmaması için kontrol önemli...

Gelişim konusunda da bir sıkıntı yok. 2 kilo olmuşuz :)

Normal doğum konusunu da konuştuk. Tüp bebek olup da normal doğuran çok hastamız var dedi. Ama son 3-4 hafta içerisinde yapılacak muayenede hem bebeğin kafa yapısı hem de çatı genişliğinin uyumlu olması gerekiyormuş. 39. hafta tamamlandıktan sonra da risk almayacaklarını zaten biliyorum. Tek istediğim öncesinde normal doğum başlarsa hastanede bana destek olup olmayacaklarını bilmekti. Bu doktora göre böyle bir sorun olmazmış.

Kafamdaki en önemli sorun kan sulandırıcı iğnelerdi. 2 hafta önce doktor ile yaptığımız görüşmede bu iğne nedeniyle normal bir hamilelik geçirmediğimden bahsetmişti. Halbuki 16. haftada sorduğumda bir sakıncası yok cevabını almıştım. Epidural için de sıkıntı olabilir diye duyduğum için 2 haftadır ilacı kesmiştim. Profesör de iyi yapmışsın dedi. Zaten kendisi de uzun süre kullanılmasını desteklemiyormuş.

Ama ilaç konusunda benim yaptıklarımı ilk defa öğrenen eşim bana çok fena kızdı. Beni bencillikle suçladı. Böyle cahil bir davranışı benim yapmam onu çok üzmüş. Maalesef bir şeyi anlatmaya çalışsam da anlamadı. Bebeğe zarar verecek bir şeyi ben neden yapayım? Benim hislerimi filan anlamasını zaten beklemiyorum. O yüzden anlatmaktan da vazgeçtim. Sonuç iyi olduğuna göre daha fazla düşünmeye de gerek yok.

Şimdi kafamı en çok yoran soru doktor değiştirmeli miyim? Gittiğim doktorum bugüne kadar bana çok destek oldu, beraber bir sürü sorunu çözdük. Ama son konuşmamız da sezeryanı desteklemesi beni olumsuz etkiledi. Fikrini almak için gönderdiği profesör ise çok daha olumlu konuştu. En azından ihtimaller dahilinde hareket edeceğimizi söyledi. İçim rahatladı. Profesörle devam etmek istesem etik olur mu, ya da profesör benim hastası olmamı kabul eder mi? 2 hafta sonra yine profesör ile kontrolümüz var. Biraz daha düşünmek için vaktim var. Ama değişiklik çok iyi bir şey olmasa da kafamı kurcalıyorsa yapmam gerekir diye düşünüyorum şimdilik...
Bakalım neye karar vereceğiz...

Bugün itibariyle 32. hafta raporumu devlet hastanesinden aldım. Son 3 haftaya kadar çalışabilir şeklinde düzenlediler. Şirkete gelip kontrol ettik, sistemde görünüyor. Sorun yok diye umut ediyorum. Artık 37. haftada gidip çalışamaz raporunu alacağım. Günler azaldıkça yapılacaklar listesi artıyor...

Haftaya görüşmek üzere,
Sevgiler...


31 Temmuz 2014 Perşembe

Hamilelikte 31. Hafta


Devlet hastanesindeki doktorum normal doğum için şuan bir sorun olmadığını söyledi. Ona da kaygılarımdan bahsettim. Özel hastanenin sezeryan diye diretmesinin beni üzdüğünü söyledim. Eğer doğum başlarsa ve vücudum buna müsaitse mecburen normal doğuma devam edeceklerdir dedi. Ancak 39. haftayı tamamladıktan sonra devlet hastanesinde bile olsam riske atmayacaklarını, sezeryan yapacaklarını söyledi. Bu da biraz içimi rahatlattı. İnşallah 39. hafta öncesi oğlumuz kendi isteği ile bize kavuşur...

Bu hafta kan ve idrar tahlillerimi yaptırdım. Vitamin D 25OH ve idrar tahlili ile kültürü bakılacak. Sonuçlar haftaya çıkacak. Doktorum boş yere evhamlandı. D vitaminin bir anda tavan yapıp karaciğerde depolanacka bir hal alacağını hiç tahmin etmiyorum. İçimizde kalmasın sonucu görelim bakalım...

Başarabilirsem yüzümdeki sivilceler ile kantaron yağı ile başetmeyi düşünüyorum. Çünkü artık çok kötü bir hal aldı. Bakalım sonuç ne olacak? Ergenlikte bu kadar sivilcem olmamıştı :((

Central Hospital'ın Gebe Eğitimine katıldım. Kendimce yaptığım çıkarımları buradan paylaşmak istiyorum. Eğitim çok güzel planlanmıştı. Her branştan doktor ve hemşireler kısa ve öz olarak hamilelik ve doğum süreci içerisinde karşılaşılabilecek durumları paylaştılar, önerilerde bulundular. Central Hospital normal doğumu destekleyen bir hastane. Tüm doktorlarında bu anlayışı gördük. Ayrıca eğitim sırasında 6. katta olan doğumhaneyi bize göstermek istediler ama sürekli bir doğum olduğu için görme imkanımız olmadı. Normal doğum için 37. hafta civarında çatı muayenesi yapılarak fizyolojik bir sorun olup olmadığına karar veriliyormuş. Bebeğin boyutu ve annenin yapısı uyumlu değilse sezeryan öneriliyormuş. Epidural anestezi sezeryan ve normal doğumda aynı adla kullanılsa da farklı şekillerde uygulanıyormuş. Dolayısıyla his kaybı olup da ıkınma hissinde azalma ya da ıkınamama söz konusu değilmiş.

Ama burada öğrendiğim ve beni en çok yıkan konu kan sulandırıcı kullananlara epidural yapılmadığı oldu. Son 1 haftadır kan sulandırıcıyı kesmiştim. Haftaya perinatoloji profesörüne gittiğimde de bu konuyu danışacağım. En azından sezeryan olacaksam epiduralle bebeğimin doğumunu görmek istiyorum. :(

Bebek doğduğunda üzerindeki tabakanın yıkanmaması gerektiğini düşünüyorlar. Çok kanlı bir operasyon olmadığı sürece bebeği silip temizliyorlarmış. Hatta göbeği düşene kadar evde de yıkamayı önermiyorlar.

Bebek banyosu konusunda da önerilerde bulundular. Mesela file yerine küvetin içine sünger yerleştirmeyi daha iyi olarak anlattılar. File tek başına yıkayacaksan daha avantajlı olabilirmiş. Bebekler en çok başından ısı kaybettiği için başının en son yıkanması uygun olurmuş. Genelde baş aşağı sabunlayıp, arkadan suyu dökmek daha kolay oluyormuş. Ayrıca bebekler kendilerini boşlukta hissettikleri için ağlarlarmış. Eğer yalnız değilseniz biri bebeğin elini tutarsa ağlamaması için faydalı olabilirmiş. Ya da bebeğin ayağını küvetin kenarına yaslamak da olumlu sonuç verebilirmiş.

Ben biraz özel sağlık sigortamın kurbanı olacağımı düşünüyorum. Eğer özel sağlık sigortam olmasa bu haftada bile Central Hospital'da bir doktor bulup takibe geçmeyi düşünebilirdim. Yaptıkları organizasyon çok güzeldi. Umarım doğumların sonuçları da böyle güzel oluyordur.

Bayram öncesi Ikea'ya gidip gardırop siparişi verdik. Ayrıca şifonyer aldık bebek odası için. "Ikea Evimizin Herşeyi..." sloganına uygun olarak gitmişken kıvır zıvır ne lazımsa doldurduk sepete... Inşallah bayram sonrası gardrop montaj işlerini halledeceğiz. Şifonyeri biz kurduk. Kurulum şemasının sadece şekillerden oluşması önce biraz karışılığa sebep oldu. Mesela en alt çekmece montajı ile diğer çekmecelerin montajı farklı yapılıyormuş. Bunu ancak deneme yanılma yoluyla anlayabildim.

Koltuk üzerindeki ayıcık da Ikea'dan :) Bebek odamızın ilk oyuncağı... Acaba oğlumuz da benim gibi sevecek mi bu oyuncağı? Karyola yanı düzenleyici cepler ve halı da Ikea'dan. Halıyı makinede sık sık yıkayabilmek için pamuklu seçtim.

Zaten önceden aldığımız koltuk ve sehpa da Ikea'dan alınmıştı.

Gardrobu da haftaya paylaşırım artık...



Bayramı nasıl geçirdik? Kilo aldık mı? Allaha şükür almadık :) Evet biraz daha fazla hamur işi ve tatlı yedim. Ama şimdi ofis yaşamına geri dönünce gerek saatli beslenme gerekse su içme daha düzene girecek. Şimdilik neredeyse 10. kilomu aldım. Bu haftadan sonra gidişat inşallah öncesi gibi olur, fazladan ağırlık ile vücudumu yormam.

Bu hafta yürürken biraz daha fazla yorulduğumu hissetmeye başladım. Ama bir o kadar da yürüyüş yapmak istiyorum. Hala başlayamadım :(( İşte bu hamileliğimdeki en büyük eksikliğim oldu...

Hafta sonu evde yine kurulum-montaj işleri ile uğraşacağız. 2 gün işyerinde dinleneyim bari :))

Haftaya görüşmek üzere,

Sağlıcakla kalın...


24 Temmuz 2014 Perşembe

Hamilelikte 30. Hafta

Son 10 hafta...

Bu hafta odamızın duvar kağıdı tamamlandı.
Öncesinde yerli duvar kağıdı ile kapladığımız 2 duvar çok güzel olmamıştı. Eşimin fikriyle bu duvarlara folyo bant yapıştırmaya karar vermiştik. Bu bantlar 45 cm eninde satılıyor. Arkalarını kutu kutu işaretlemiş oluyorlar. Böylece istediğiniz ölçüde kesebiliyorsunuz. Ben de 5 cm şeritler halinde kestim. Yapıştırınca gerçekten ayrı bir hava verdi odaya. Hatta ileride başka bir oda yapmamız gerekirse boya üzerine bile dikey ya da yatay ya da baklava desenli olarak bu folyoları uygulamayı düşünürüm. projectnursery.com'da gördüğüm bazı duvar tasarımlarına benzedi :)

Evimize ilk taşındığımızda kütüphane odasına aldığımız koltuğumuz ve sehpamız da bebek odasına taşındı. Aslında koltuğun iskeletini beyaza boyatmak istiyordum. Gidip mobilyacıyla konuşacaktım. Ama şimdi gözüme çok önemsiz göründü. Zaten belki 1-2 sene sonra bu koltuğa ihtiyacımız kalmayacak. Bir de gidip mobilyacı ile uğraşmayayım :)

Ayrıca daha önce bahsettiğim Mothercare karyola ve yatak geldi. Yanındaki beşiğe kıyasla bayağı büyük duruyor ama sadece 70*140 cm boyutunda :)

Odamıza zebra perde almıştık. Onun montajı da yapıldı. Özellikle hem pliseli hem de bej rengi almayı tercih etmiştim. Biraz daha güneşi engeller diye düşündüm. Ama yeterli olmayacak gibi görünüyor. Odamız sabah saatlerinde çok güneş alıyor. Bir süre kullanıp duruma göre arkasına stor alabiliriz.


29+4'te kontrolümüz vardı. Yapılan ölçümlerde kafa yine önden gidiyor. Bu durum risk almayı sevmeyen doktorumuzu korkutmamakla birlikte bir dahaki muayeneyi perinatoloji uzmanının yapmasının daha iyi olacağını söyledi. Biz de kabul ettik. Zaten şunun şurası 10 hafta kaldı.
Kilosu 1.550 gram, boyu 39,4 cm. Haftamızla uyumlu gidiyormuş.
2 haftada 400 gram almış. Zaten bu haftalarda haftalık 200 gram alması beklenirmiş. Tansiyonum 11/7, kilom aynı (80,3 kg). Allah'tan bu sefer bebek büyümüş ama ben büyümemişim :) 30. Haftada 8,5 kilo almış olarak ilerliyoruz.

İlk kez doğum konusunu konuştuk doktorumuzla. Doktorumuz sezeryan yapmayı tercih ediyor. Özellikle de tüp bebek olduğu için sezeryan olması gerektiğini düşünüyor. Çünkü hastanede tüp bebek sonrası normal doğum tercih edilmiyormuş. Ben de normal doğumu çok istemekle birlikte bu konuda ısrarcı olmayacağım. Ama şimdiden karar vermek istemiyorum. Her iki şekilde de doğum olabilir. Amacımız en iyi şekilde tüm süreci tamamlamak. Bir komplikasyon ile karşılaşmadıkça 37-38. haftalarda sezeryan için gün belirlemek istemiyorum. Doktorumuz da 39. haftayı tamamlamadan sezeryan yapmayacağını söyledi. Bu biraz içimi rahatlattı.

Yine de sadece oğluma güveniyorum. O nasıl geleceğine karar verecek. İsterse 39. haftadan önce normal yolla doğumu başlatır. Sonrasında gidişata bakarız. Ama doğum başlamazsa belirli bir süreden sonra ben de bekleyelim diyerek risk almak istemem. Son haftalarda plesantada oluşabilecek yıpranma ve hasar nedeniyle bebeğin beslenememesi gibi olaylar okumuştum. İnşallah o zamana gelirsek tekrar tekrar düşünürüz. Ama benim içime doğan 23 -26 Eylül arası bebeğimiz gelecek gibi. :) Hadi bakalım hayırlısı...

Bu hafta devlet hastanesindeki doktoruma da gideceğim. 32. haftada rapor almam gerektiği için  ne zaman nasıl gidip raporu alırım diye konuşacağım. Kafa büyüklüğü konusunu da soracağım...

Kan şekeri ölçümlerini bu hafta yapacağım rutin tahlillerde tekrarlayacağız. Büyük ihtimalle yiyecekler çok değiştiriyor. Mesela makarna yedikten sonra çok artıyor kan şekeri... Makarna yasak yani :)) Ama yasaklar ne yazık ki deliniyor çoğu zaman :( Bu hafta sağ bacağımda bir varis çıktı. Geçer mi diye kendimi avutmaya çalışıyorum ama geçmez değil mi? :(( Bundan 7 sene önce evlenirken de sol bacağımda bir tane çıkmıştı. Sanki bir yere vurmuşum da yuvarlak morarmış gibi duruyor... Yenisi de aynı şekilde... Ne yapalım artık, sonrasında belki tedavi için araştırma yaparım.

Bu hafta tesadüfen okuduğum bir yazıda bebeğin sırtını sola yaslamasının normal doğumu kolaylaştırdığı yazıyordu. Bizim oğlumuz da haftalardır dönmüyor, sırtını sola yasladı, öylece duruyor. İnşallah bu da iyi bir şeye vesile olur :)

17 Temmuz 2014 Perşembe

Hamilelikte 29. Hafta

Havaların ısınmasıyla halsizlik de artmaya başladı.

Hele bugün 28+4 sabahtan beri kafamı kaldırmakta güçlük çekiyorum. Ama sanırım kendimi biraz yordum bu haftasonu. Cumartesi biraz gezip hamile-bebek ürünlerine bakmak için Kadıköy'e gittik. Evdeki yer darlığı nedeniyle çocuk odasında durması gereken koşu bandının üzerine bir kılıf dikmek istiyordum.

Bir parça dikişten anlarım. Kumaşı alıp kendim biçersem bir terziye makineden geçirtirim diye düşündüm. Aslında sevgili Anneannem kendi dikiş makinesini bana verdi evlendiğimde. Ama evimizde yer olmadığı için alamadım. Hala onun evinde duruyor. Hani o en eski Singer makinelerden... O makine ile hem ona hem bana birer etek dikmişliğim var :)

Neyse Kadıköy'de aklımdaki renklerde bir kumaş buldum. Ölçü aklımda biraz eksik kalmış ama yaklaşık önceki hesaplarımda 4 metre kumaştan ben bunu çıkartırım diye düşünmüştüm. Aldım 4 metre kumaşı. Aklımdaki fikir kumaşı komple örtü gibi koşu bandı kapalıyken üzerine sermek ve yanlarını kapatmak. Sanki paket kağıdı ile koli paketler gibi. Ama kumaşın eni 1,50 metre olunca iki tarafını kapatamıyordu. Kumaşlar hakkında biraz araştırma yaptığım için daha uzun enli kumaş bulmak biraz zor olacaktı. Ben de mecburen çözüm üretirim diye düşünüp 1,50 m'ye razı oldum.

Aynen aklımdaki gibi, üzerini örttüm. Sağ yanı kenarları birleştirerek kapattım. Ama sol yan 20 cm açık kaldı. Kumaş çizgili olduğu için, çizgileri denk getirerek, kalan kumaştan parçalar keserek, bu bölümü bir nevi patchwork gibi tamamladım.

Ama esas önemli olan üst eğimin düzgün olmasıydı. Sol kenarı 2 defa ölçüp teğelledim. Ama artık olacak o kadar kusur, elimden bu kadarı geldi :) Boyunu isteyerek biraz kısa yaptım. Temizlik yapılırken altı rahat silinsin diye düşündüm. Ama gözüme çok çirkin gelirse düz renk kalın bir kurdele ya da su taşı ile en alta bir-iki sıra ek yapabilirim.


Yine kalan parçadan bir de küçük bir yastık kılıfı çıktı. Onu da odaya koyacağım koltuk üzerinde kullanmayı düşünüyorum.


Bütün bunların yanında biraz da ev işi yapınca sanırım bugünkü yorgunluğum kabul edilebilir sınırlarda...

Daha çok plan var kafamda... Ne kadarını gerçekleştirebileceğim Allah bilir...

Artık sadece sağlıklı bir doğum için dua ediyorum. İnşallah Allah sağlıkla kavuştursun bizi oğlumuza...

Bu haftasonu Mothercare'den aldığımız yatağı ve karyolası gelecek. Odasının eksik kalan duvarı kağıt kaplanacak. Diğer iki duvar için de folyolarla dekorasyon çalışmalarımız olacak. Zebra perde aldım, montajı yapılacak. Yine yoğun bir haftasonu beni bekliyor :)

Haftaya görüşmek üzere,

Sağlıcakla kalın...

11 Temmuz 2014 Cuma

Hamilelikte 28. Hafta

Haftaların dolması ve doktora gitmemiz peş peşe denk geliyor.
27+2'de kontrolümüz vardı. Oğlumuz yaklaşık 35 cm boyunda ve 1.150 gr olmuş. Maaşallah haftasıyla uyumlu gidiyor. Sadece kafası biraz daha ileride göründü. Doktorumuz bu konuyu yine perinatoloji ile görüşmek istedi. Gerçi son 2 ay hep perinatolojiye kontrole gitmiştik. Kafa iç yapıları ile tekrar değerlendirdirmek isterse diye fikrini almak istedi doktorumuz. Aslına bakarsanız eşimle benim kafa yapılarımızda aşırı olmamakla birlikte büyük sayılır :) Hatta eşimin yeğeni için de anne karnındayken böyle bir şey söylemişler. Demek ki yapısal bir büyüklük. Zaten bir daha perinatolojiye git deseler bile gitmem. Bu saatten sonra ne yapacak ki?
Aylardır ilk defa oğlumuz bize yüzünü gösterdi :) Nasıl mutlu olduk anlatamam... Belki internette gördüğümüz bebek resimlerinden bir farkı yok, kimseye de benzetemiyoruz bu haliyle, ama çok güzel bir duygu :)

İşte ilk portremiz...

Yaptırdığım şeker yüklemesinin biraz düşük çıktığından bahsetmiştim. Ama endokrinoloji normal olarak değerlendirmişti. Ama doktorumuz bu konuda da evham yaptı. Diyetisyene mi gitsen dedi... Bu da kesinlikle yapmayacağım bir konu. Hatta şeker ölçüm cihazı alıp evde bir kaç sefer sabah-öğlen-akşam  aç ve tok olarak ölçüp bakalım dedi. Şeker ölçüm cihazı almadım. Eczaneye gidip ölçtürüyorum. Bu konuda da bir sorun çıkacağını düşünmüyorum ama yine de kontrol etmekte fayda var. İlk olarak öğlen aç ve tok baktırdım. 80-145 çıktı. Başka bir gün akşam baktırdım. 81-93 çıktı. Sanırım burada tokluk şekerim biraz düşük. Ama yemek yedikten sonra sürekli bir iş yaptım, hiç oturmadım. Belki de o yüzden böyle çıktı. Bir akşam daha deneyeceğim ama yemekten sonra 2 saat yatıp gidip baktıracağım.

Bu hafta doktorumla konuştuğumuz bir başka konu D vitaminiydi. Sağlık ocağının tavsiyesi ile kullandığım günlük 9 damla D vitaminini daha önce kendisine söylemiştim. Ama artık kullanmama gerek olmadığını söyledi. Halbuki ben merakımdan Mayıs ayında ilaçları kullanırken yaptırdığım testte alt sınıra yakın bir değer çıkmıştı.(23) Bu nedenle ayrıca takviyeye de başladım. Artık bu ilacı da kes dedi. Ama ben devam edeceğim. Hamilelikte biraz daha çok D vitamini almamın ne sakıncası olabilir ki? Kaldı ki normal zamanda bile depoları doldurmak bu kadar zorken...

Doktorun günlük kullandığımı sandığı ama benim haftada 1 ya da 2 kere kullandığım kan sulandırıcı iğneler konusunda da aynı durumdayız. Kullanıyor musun diyor, ben de evet deyip geçiyorum. Bu iğnelerle bünyemi bozmaya hiç niyetim yok. 16 hafta kullandım. Sonrasında sıkıntılarımı söyledim ama illa devam et dedi. Ben de kendi aklımı kullanmaya karar verdim. Sonuçta herkesin doktordan çok kendi kendisini tanıdığını düşünüyorum.

Ayrıca en baştan beri kullanıp da kullanmadığım Elevit vitamin var. Doktora kullanıyorum diyorum ama aslında haftada 1 ya da 2 tane içiyorum. Yaz günü bol yeşillik, meyve, sebze yerken bu sentetik vitaminlere ne gerek var... Hiç ısınamamıştım vitamin takviyesi fikrine. Neye ihtiyacın varsa onu iç, kompleks vitaminler sadece kandırmaca gibi geliyor. Bebeğimizin gelişiminde de sorun yoksa ben bu vitamini içmem arkadaş :)

Bu hafta da sadece ilaçlardan bahsettik... Biraz itiraf yazısı oldu :)

Bu ay içerisinde hem idrar kültürü, hem idrar tahlili hem de D vitaminine baktıracağım. Şeker için de biraz daha az aç kalmaya dikkat ederek daha düzenli olması için gayret göstereceğim.
Bakalım ne olacak?

4 Temmuz 2014 Cuma

Hamilelikte 27. Hafta

Şeker yüklemesi sonuçlarımı dayanamayıp hemen endokrinolojiye götürdüm J Neyse ki her şey yolundaymış. Polikistik over hastalarının çoğunda hem şeker çıkarmış, hem de çok kilo alırlarmış. Allah’tan ben başından beri şekeri ve şekerli yiyecekleri çok yemediğim için ben riski azaltmış oldum. Şimdiye kadar 7-8 kilo aldım, bu da benim gibi biri için normal sayılırmış. Endokrinoloji doktoruma göre artık bir daha Ağustos ayı sonunda doğumdan önce son bir kez görüşsek yetermiş. Ama ben tahlil yaptırmadan duramam :) Yine düzenli tahlillerimi yaptırayım da en son ona götürürüm :) 

27. haftanın ilk gününde ayaklarım şişti. İnşallah kalıcı bir şişlik olmaz. Haftasonu bol bol dinlenip su içerek bu şişliğin önüne geçmek için uğraştım. Özellikle ayakları havaya kaldırıp dinlenmek çok işe yaradı.

Bu kadar sağlıklı beslenmeye, bu kadar su içmeye rağmen yüzümdeki sivilceler artık canımı sıkmaya başladı L Hani hamilelikteki güzel saçlar, tırnaklar, parlayan surat??? Pöfff, ben de olmadı bunlar. Bu saatten sonra da olmaz artık, umudumu kaybettim…

Bu hafta tekmelere bir kuvvet geldi, maaşallah J Neredeyse beni sallıyor… Zaten göbek de artık iyice önden gidiyor… 27+2’de kontrole gideceğiz, bakalım ne kadar büyümüş bizim oğlumuz J

Bu hafta dedesi odasının duvar kağıtlarını yapmaya devam etti. Sonuç bu sefer istediğimiz gibi oldu J Buradan anladık ki; iyi duvar kağıdı ince duvar kağıdıymış… Deneme amaçlı aldığımız kalın kağıt bizi çok zorlamıştı. Kalın olunca duvara yapışması, ağırlığı vs. hep sorun oluyor. Ayrıca desen konusu da korktuğumuz kadar zor olmadı. Zaten ona göre planlanmış. Sadece keserken yerde planlayıp ayarlarsanız gerisi geliyor. İnşallah 15 gün sonra tamamlanmış olacak.
Geçen hafta bahsettiğim beşiği ile odamızın resmi: 

Mothercare’den aldığımız karyolaya uygun yatak hala bulunamadı. Ama biz yine de gidip ödemesini yaptık.  Sanırım 2 ay içerisinde gelmiş olur :) Bize söylenen en iyi yatak dedikleri modeli aldık. 

Bakalım gerçekten 4 sene kullanabilecek miyiz? Hem ilk kazandığımız 100 TL çeki bu yatağı alırken kullandık, hem de üstüne bir çek daha kazandık J. Hemen o çeki de kullanmamız gerekiyordu. 
Bebeğin şimdiye kadar gidişatı normal boyutlarda olacağını gösteriyor. Ben önceden korkumdan yenidoğan boyutunda tulum almamıştım. Artık almam gerektiğine karar verdim. Tulumların fiyatına bakınca çok yüksek geldi. Bu durumda 2 tane hastane çıkış seti alayım dedim. Yeni doğan tulumu yerine set daha avantajlı oldu. Görevlilerin söylediğine göre bu boyuttaki eşyalar 3 hafta kadar giyiliyormuş. O yüzden daha fazla almaya gerek yok artık. Ama tekli alt ve üst belki 2 tane daha alırım JJJ


Biraz dinlendiğimde evdeki tüm işleri yapmaya kalkışıyorum. Ama sonrasında kafamı koydum mu uyuyorum L O kadar niyetleniyorum, yürüyüş yapayım, hareket edeyim diye ama nafile… En çok istediğim sağlıklı gebelik ve sağlıklı bir doğum için en önem verdiğim konudan sınıfta kalıyorum sanırım.

Hafta sonu gideceğimiz doktor muayenesi ne durumda olduğumuzu söyleyecek bakalım…
Haftaya görüşmek üzere,

Sağlıcakla kalın…

27 Haziran 2014 Cuma

Hamilelikte 26. Hafta ve Şeker Yüklemesi

26. Haftanın ilk gününde kontrollerime devam ettiğim devlet hastanesine gittim. Maaşallah ultrasonda bir sıkıntı görünmüyordu. FL 46,6 mm ölçüldü. Yaklaşık 33 cm olmuş. Boyut olarak da haftasıyla uyumlu çıktı J

Şeker yüklemesi testi yapıldı. Daha önce mail ile doktoruma sormuştum. 50 gr yükleme yapılır demişti. Ama burada açlık kan şekeri için kan verdikten sonra fark ettim. 75 gr içecek alınacak yazmışlar. Bir sakıncası olmayacağını düşünerek tekrar doktora sormadım. Gidip eczaneden aldım, içtim. Bu içeceğin fiyatı 6 TL’imiş. 2 saat oturdum. Saat başı kan verdim, ve sonuçları ertesi gün aldım.

Sonradan yaptırdığım araştırmalarda 2013 yılından itibaren Amerikan diyabet Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü 75 gr şeker yükleme yapılmasını öneriyorlarmış.

Özel hastaneye gitsem, kesinlikle izzet – ikram daha iyi olacaktı. Ama benim için tek fark glikoz içeceğini gidip eczaneden almak yerine orada bana vereceklerdi. Bunun için yüzlerce lira ücret ödemek gerçekten çok gereksiz benim fikrime göre… Her ne kadar sosyal devlet olamasak da en azından bana sunulan imkanları değerlendirmek taraftarıyım.

Ertesi gün sonuçları aldım. Açlık kan şekeri 58,8; 1. Saat 148; 2. Saat 89

Tüm sonuçlar sınırların altında. Evet yüksek çıkarsa gebelik şekerinden kuşkulanıyorlar. Ama düşük çıkması da iyi mi, kötü mü bilemedim… Şirket doktorumuza danıştım. Ara sıra şekerli bir şeyler yememi önerdi. Hatta kimseye söylemem ama sen arada bir çantandan şeker çıkarıp ye dedi J Eğer gerçekten düşük seyrediyorsa da ben kendimde bir değişiklik hissetmiyorum. Ne acıkıyorum, ne içim bayılıyor ne de fenalaşıyorum… Bunu hissetmemem de kötü sanırım…

Bu hafta bir de endokrinoloji doktoruma gidip danışacağım. İnşallah iyi yorumlar…

Hafta sonu oğlumuzun odası için duvar kağıdı denemesi yaptık. Ama hiç de göründüğü gibi kolay değilmiş. Hatta çok zormuş L Sadece bir duvarı denedik. Ama baktık olmuyor, boya yapar geçeriz…

Arkadaşımın kızı için kullandığı beşik küçük gelmeye başlamıştı. Şimdi bize verdi J minicik bir yatağımız oldu evimizde J inşallah içini dolu görmek de nasip olur…

Bu hafta sonu bir düğüne gittik. Eski ama göğüs altından açılan bir elbisemi giymek çok hoşuma gitti. Hatta arkadaşlar pek inanamadılar 26 haftalık hamile olduğuma… Ertesi sabah haftasonunun yorgunluğu ile sanki karnım biraz küçülmüş göründü gözüme :( Gerçekten içime bir üzüntü geldi. 29 haftalık hamile bir arkadaşımla karşılaştık. Gerçekten kocaman bir karnı vardı. 3 hafta sonra ben de öyle mi olacağım? 

19 Haziran 2014 Perşembe

Hamilelikte 25. Hafta

Yine hızlı bir giriş yaptık haftaya, tekmeler gitgide şiddetleniyor. Dün sabah arabada gelirken mesane ve bağırsak tekmeden iyice nasibini aldı. Sonunda dayanamayıp elimle ittirmeye çalıştım, belki yeri değişir diye… Ben gaddar bir anne mi olacağım, yoksa herkes böyle tepkiler veriyor mudur?
Bu haftayı biraz daha bebek odası eşyalarına öncelik vererek geçirdik. Mothercare Ayr modeli, 70*140 cm’lik karyola aldık. En azından bu model içime biraz daha sindi…

Mothercare Ayr Karyola
Yataktan kendisi kalkabilecek zaman geldiğinde ise aşağıdaki gibi yapabiliyorsunuz. Küçük şirin bir karyola olacak inşallah J

İçinin yatağını henüz bulamadılar. 4 sene kullanacağını düşünerek en iyisini alalım dedik. Bakalım ne bulacağız…
Almayı düşündüğüm, benim için önemli bir parçayı daha bu hafta denk geldi aldık. Maxi Cosi Pebble Footmuff
Ana kucağının içerisine battaniye koymak istemiyordum. Kış bebeği olacağına göre illa ihtiyaç olacaktı. Mothercare outlet mağazasında denk geldi, görünce hemen kaptım J
Ayrıca bu mağazadan renk renk body’ler aldık. Artık buranın müdavimi oluruz herhalde… Ay sonu tulumlar gelecekmiş. Yine gidip yeni kıyafetler alacağız.
Şuan itibariyle az da olsa bir çeyiz düzdük sayılır J


Bu haftanın diğer önemli olayı Babalar günüydü. Babamızın ilk babalar günü hediyesi için çok düşündük. Sonunda kitaplarına basacağı, adının yazdığı bir mühür sipariş ettim. Bebeğimizin ağzından yazdığım bir kart hazırladım.
Tekmelerin iyice şiddetlendiğinden yazının başında bahsetmiştim. Biraz sabredip seyredersem oynamaları gözle de görebiliyorum J Çok zevkli bir şey… Ama eşim henüz yakalayamadı. Birkaç kere elini karnıma koydum. “Gazın mı var?” diye tepki gösterdi…  Herhalde o titreşimler gaz olsa gel de elini koy, bak demem L İşte babalık ve annelik böyle farklı birbirinden…


Haftaya görüşmek üzere….
Sağlıcakla kalın...

16 Haziran 2014 Pazartesi

Limonlu Top Kek

Tarifin kaynağı için tık tık...

Buraya aynen naklediyorum...

Malzemeler

  • -1 Yumurta
  • -1 Cay bardagi tozseker
  • -1 Limon suyu ve rendelenmis kabugu
  • -1 Cay bardagi sut
  • -1/2 Cay bardagi siviyag
  • -2.5 Caybardagi un
  • -1 Paketten biraz eksik kabartmatozu

  • Hazirlanisi

  • Yumurta ve sekeri cirpma kabimizda yaklasik 5 dk cirpiyoruz ardindan sut,yag,limonsuyu ve rendelenmis kabuklarida ekleyerek cirpmaya devam ediyoruz son olarak un ve kabartma tozunu da ilave ederek cirpma islemini bitiriyoruz. Minik kek kaliplarimiza 1 parmak altina kadar harcimizi aliyoruz. 170 Derece firinda pisiriyoruz.

Benim notlarım:


Küçük kalıplara hamuru paylaştırdıktan sonra üzerine limon kabugu rendeledim ve her birine fındık kırığı serptim. Arzu ederseniz içine de fındık eklenebilir.

Pişerken görünen manzara aşağıdaki gibiydi :) İşte topkek böyle kabarmalı dedirtecek bir görüntü :)