20 Nisan 2015 Pazartesi

Bebekle 5. Ay

Bu ayın sloganı; "Annelik; burnunda bebeğin kokusu, aklında gülümseyen yüzüyle çalışmakmış." olsun.

İşe başladıktan 4 gün sonra 4. ay kontrolümüze gittik. Artık kilo alımından emindim. 7.400 gr çıktı. Standardını bozmamıştı. Boy - kilo orantılı olarak kendi persentilinde ilerliyordu.

Bu ay da karma aşımızı olduk. Yine akşamına ateşlenecek gibi oldu. Hemen fitil ile önlem aldık. Ben ve eşim ateş ile çocuğu yormamak gerektiğini düşünüyoruz. Bunun tersini düşünüp bağışıklığını arttırdığını söyleyenler de var. Ama bizim için o şimdilik yorulmaması gereken küçük bir bünyeye sahip...

Bıngıldağımız kapanmış. Günde 4 damla D vitaminine başladık. (Devit 3 damla)

Bu sıralar herkes D vitamini eksikliği tedavisi gördüğü için piyasada Devit damla kalmamış :) Biraz zor bulduk... Toplumumuzdan nedeni bilinmeyen D vitamini eksikliği çok yaygın görülüyor. Mutlaka test yaptırıp, gerekirse ilaçla takviye ettirmek lazım...

Aynı şekilde beslenmeye devam dedik ama maalesef benim evden çıkış ve eve gelişim arası 13 saat olunca, biraz da psikolojik etkilenmelerle mamayı sürekli arttırmamız gerekti.

Bir anda şişmeye başladı çocuk... Kucakta taşınmaz hale geldi. Mecburen pusetle evde dolaştırılmaya başlandı. Uykusu problemdi. Ancak emme refleksiyle uyuduğu için habire mama vererek uyutuyorlardı...

Aslında mecburiyetten artması da gerekti belki de... Acıkınca çok ağlıyordu. İmkansız, sakinleştiremiyorduk. Ayrıca kendine vurmaya başlamıştı. Elleri titriyordu ağlarken :( Bu sinir hali alışkanlık yapacak diye ayrıca korkuyordum.

Evde tarttıkça korkmaya başlamıştım. Doktora gidince rejim verecek diyordum içimden.

Bu sırada ben de işe adapte olmaya çalışıyordum. İşyerindeki şartlar biraz değişmişti. Kendimi biraz yabancı gibi hissetmeye başlamıştım. İkinci plana atılmış yedek personel gibiydim... Moralim gerçekten çok bozuldu. Bunca senedir çok severek çalıştığım işimde bu hale gelmek beni çok üzdü. Kafamda kurdukça kuruyordum. Hem çok sevdiğim işimi geri istiyordum hem de eskisi gibi performansla çalışabilir miyim diye korkuyordum. Kafamda bir sürü soruyla oğluma baktığım anda hiç bir şeyin değeri kalmıyordu. Oğlumun sağlığı yerinde olsun da, ne olursa olsun diyordum.

Etrafta kol gezen grip ve soğuk hava nedeniyle eve tıkılıp kalmıştık.

İşyerinde ayrı bunalıyordum, evde ayrı bunalıyordum...

Ama çok mutluydum, oğluma bir kere bile sarılmak yetiyordu her şeyi unutmam için...

Şimdi bile bu yazıyı yazarken burnumda tütüyor oğlum, sarılmak, doya doya öpüp koklamak istiyorum...

Bu ay anneanne için de biraz alıştırma oldu. Ama çok yoruldu. Arada sırada eşim ikinci bebekten bahsedince bayılacak gibi bakmaya başladı :) Sanırım bakamayacağını düşünüyor :))


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder